4. Ceza Dairesi 2024/2878 E. , 2024/5281 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1104 Değişik İş
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi kararı
Şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.11.2022 tarihli ve 2021/7877 soruşturma, 2022/4434 Esas ve 2022/3747 sayılı iddianame tanzim edilmiş olup, Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 23.11.2022 tarih ve 2022/586 iddianame değerlendirme numarası ile iddianamenin iadesine karar verilmiş, iddianamenin iadesine itiraz edilmesi üzerine Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2022 tarihli ve 2022/1104 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
... Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.02.2024 tarihli ve 94660652-105-09-4442-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/22335 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"...Dosya kapsamına göre, şüphelinin sosyal medya hesabı üzerinden Cumhurbaşkanı ... 'ı kastederek hakaret içerikli paylaşımlar yaptığı iddia edilen olay nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen iddianamenin, Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesince ".. şüphelinin adresinin tespiti için herhangi bir araştırma yapılmadan doğrudan yakalama emri düzenlendiği, 06/09/2021 tarihli raporda şüpheli mernis adresi olarak belirtilen ... adres yönünden "Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi" ve 6706 sayılı Kanun hükümleri kapsamında, istinabe sureti ile araştırma yapılıp ifadesi temin edilmeden iddianame tanzim edildiği anlaşılmakla, söz konusu eksikliğin CMK 174/1-b maddesinde belirtilen suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan delillerden olmakla..." şeklinde gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 11/10/2011 tarihli ve 2011/14137 esas, 2011/626 sayılı kararında, “Her ne kadar, 5271 sayılı Kanunun 170. maddesinin üçüncü fikrasının (c) bendinde, mağdurun kimliği iddianamede bulunması gereken unsurlar arasında sayılmış ise de; bunun yapılan soruşturma sonucunda mağdurun kimliğinin elde edilmesi durumuna ilişkin olduğu, yapılan bütün araştırma ve soruşturmaya rağmen mağdurun kimliğinin tespit edilememesinin şüpheli hakkında iddianame düzenlenmesine engel durum oluşturmayacağı açıktır. Ceza yargılaması için diğer asli unsurların bulunduğu bir durumda, zorunluluktan kaynaklanan bu eksiklik ceza yargılamasının yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.”
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/07/2020 tarihli ve 2020/2701 esas, 2020/3652 karar sayılı ilâmında, "...araştırma tutanakları ile tespiti yapılan sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanına hakaret içerir paylaşımlarda bulunulması nedeni ile başlatılan soruşturmada, teyide muhtaç olmakla birlikte hesabın herkese açık künye bilgilerine istinaden ... kayıtlarından kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek yurt dışına çıkış yaptığı ve ikamet ettiği belirlenerek çıkartılan yakalama kararının infazının beklenilmesine müteakip belirlenen hesabın kullanıcısı olduğu ... atılı suçun şüpheli tarafından işlendiğine yönelik yeterli şüphenin oluştuğuna dair değerlendirmede hukuka aykırılık görülmediğinden, profiline ekli kişilerin tespiti ile bilgisine başvurulması veya "Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi" ve 6706 sayılı Kanun hükümleri kapsamında istinabesine başvurulması sureti ile araştırma yapılmasının kovuşturma aşamasında da mümkün olduğu ve adresinde bulunamadığından hakkında yakalama emri çıkarılıp makul süre beklenildikten sonra müsnet suçun nitelik ve mahiyetine göre iddianame düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından istemin kabulüne ... kararının CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde açıklamalara yer verildiği,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği,
Bu haliyle, şüpheli hakkında düzenlenen açık kaynak araştırma tutanağında güncel adresinin "... Fransa" olarak belirlendiği, şüphelinin ifadesinin alınmasının mümkün olmaması nedeniyle savunmasının alınmasına yönelik Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 18/20/2021 tarihli ve 2021/3655 değişik iş sayılı kararı ile hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, yakalama emrinden itibaren makul bir süre geçmesine karşın şüphelinin savunmasının alınamadığı, iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 Sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet Başsavcılıkları temsil etmektedir. Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de 5271 sayılı Kanun'un 160 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevi olan savcı 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler.” şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin iddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Kanun'un tanımlar başlıklı 2 nci maddesinden; soruşturma aşamasının, Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, kovuşturma aşamasının ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsadığı anlaşılmaktadır. O halde iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesinden mahkemece iddianamenin kabulüne kadar geçen süre de soruşturma aşaması içerisinde kabul edilmelidir.
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise açıkça; suçun hukuki nitelendirmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği belirtilmektedir. Ceza muhakemesinde yaptığı soruşturmadan sonuç çıkarma görevi olan Cumhuriyet savcısının, sonuç çıkarma aşamasında suçun hukuki niteliğini takdir etme hakkı da bulunmaktadır. Buna göre yapılan soruşturma sonucunda, tipik fiilin, Kanun’un hangi maddesindeki suçu oluşturduğunu Cumhuriyet savcısı gösterecek, ancak hakim, bu gösterim ile bağlı olmayacaktır. Hakim, hükmünü, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verecektir. Hakimin, Cumhuriyet savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı için iddianameyi bu yönde de iade edemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza ... sistemimizde kabul edilmemiştir. 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin de iade edileceği kuralı getirilmiştir. Bu düzenlemeden hareket ederek şüpheli ifadesinin suçun sübutuna etki edecek mutlak bir delil olup olmadığı ve bu eksikliğin anılan bu madde kapsamında iade nedeni olup olmadığı hem uygulamada hem de doktrinde tartışma konusudur. Toplanması gereken mevcut bir delil, delil yasaklarıyla mahdut, hukukun izin verdiği sınır içerisinde, fiilen ele geçirilmesi de mümkün olan delil manasındadır. Cumhuriyet savcısının tüm çabalarına rağmen toplanamayan delilden dolayı iade de mümkün olmayacaktır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada şüphelinin halen yurt dışında olması, soruşturma savcısının mevcut bilgilere göre şüphelinin ifadesinin alınması amacı ile yakalama kararı verilmesini teminen Sulh Ceza Hakimliğine başvurduğu ve bu başvuru neticesinde, Nazilli Sulh Ceza Hakimliğince, şüpheli hakkında 18.10.2021 tarihinde ifade alınmasına yönelik yakalama kararı verildiği ancak sonuç alınamadığının anlaşılması karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma dosyası içerisinde şüpheli ifadesinin temini için gerekli araştırma ve soruşturma faaliyetlerine başvurmasına rağmen şüpheli ifadesinin temin edilemediği, Sulh Ceza Hakimliğinden bu konuda yakalama kararı aldığı ve bu kararın infazının da makul bir süre beklendiği buna rağmen şüphelinin yakalanamadığından dolayı ifadesinin alınamadığı anlaşıldığından iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itirazın reddi kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2022 tarihli ve 2022/1104 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!