WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2023/5984 E.  ,  2024/3876 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1101 E., 2022/1780 K.
SUÇ : Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama
HÜKÜM : Esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 301 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 62 nci maddeleri ile 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, yurt dışı kaynaklı bir haber içeriğindeki ifadeler esas alınarak, haberin içeriğinin sanığın açıklamalarıyla uyuşmadığı gözetilmeden mahkumiyet karar verilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 301 inci maddesinde düzenlenen suçun, maddede sayılan mercilerin saygınlığını koruma amacı taşıdığı, suça konu ifadelerinde bariz şekilde mercilerin saygınlığına saldırı olmadığı, tüzel kişilerin hedef alınmadığı, IMC TV'de katıldığı programda sanığın "birtakım resmi devlet kurumlarında çalışan kişiler" şeklindeki ifadesinde yer alan isnadın tüzel kişiliklere veya makamlara olmadığına, sanığın 10.12.2015 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi oturumunda yaptığı konuşma içeriğinin mahkumiyete konu konuşmadan daha dar kapsamlı olduğuna ilişkin değerlendirmenin yanlış olduğuna, bu kapsamda IMC TV'deki açıklamalarının yasama sorumsuzluğu kapsamında kabul edilmesi gerektiğine, sanığın eyleminin aşağılama sayılamayacağına, sanığın ana muhalefet partisi milletvekili olmakla, kamuoyunu bilgilendirme ve düşüncelerini açıklama görevini yerine getirdiğine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmaya ilgili olarak bazı kamu görevlilerinin görevlerini özenle yerine getirmediklerini belirttiğine, ifade özgürlüğü kapsamında beyanda bulunduğuna ve sanığın o tarihte milletvekili olmakla Anayasa'nın 83 üncü maddesinde düzenlenen yasama sorumsuzluğundan faydalanıyor olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, davaya konu edilen IMC TV'de yayımlanan 20.10.2015 tarihli konuşmasında; "Ankara katliamından 3 gün önce ben İçişleri Bakanlığına başvurdum neden? Çünkü bu çocuklar kullanıldılar. Belki de çocuk bir şeyler itiraf edecekti. Ve bu bilinçli bir şekilde engellendi. Çünkü oraya gitseydim ben ne olduğunu öğrenecektim.", "Görüştük. Şimdi bakınız birkaç gün önce bir basın toplantısında bazı belgeler yayınlandı İdris'in de çok iyi bildiği bazı belgeler, yarın ben yine bazı belgeler yayınlayacağım. Bu belgelerde şunu gördük, devlet bir saldırının ortaya çıkma koşullarının tamamına haiz ve vakıf iken herhangi bir müdahalede bulunmamış. Aynı şekilde", "Bunun temel sebebi şu, birileri Ankara'daki saldırının gerçekleşmesini istemiş. Ve çok açık bir şekilde devletin içindeki birileri bunu istemiş.", "Varsa hızlıca hemen şu noktaya da değinmek istiyorum. Bakın Reyhanlı da bir patlama oldu. Patlamanın Nusra tarafından yapıldığı askeri istihbarat tarafından bütün istihbarat birimlerine geçildi. Hatta bu internet medyasında ortaya çıkınca Utuk Ali diye bir Asker gözaltına alındı casusluktan yargılandı. Bu patlamayı yaptıklarında kimin üstüne ihale ettiler. Buna acilciler dediler amaç neydi Türkiye'yi Suriye ile savaştırmak, Reyhanlı katliamı bir laboratuvar çalışmasıydı Ankara katliamı da aynı laboratuvar çalışmasının devamıdır. Bu laboratuvar çalışmasında aynı şekilde o gün nasıl bir örgüte ihale edilmek istenmişse bugün de başka yapılara ihale edilmek suretiyle bir algı operasyonu yürütme adına bunun yapıldığını düşünüyorum. Aksi takdirde bu ihmallere farklı bir yerden bakmamız mümkün değil, burada bir zafiyet olmadığına katılıyorum. Burada bir zafiyet yoktur kasıt vardır. Çünkü açıkça saldırı yapacağı tescilli olan örgütlü kişiliklerin bu kadar yoğun takip edilip de serbest bırakılıp hiçbir müdahalede bulunmama kesinlikle ve kesinlikle zafiyet değildir kasıttır.", "Yarın bir açıklama yapacağız bir buçukta açıklama özetle şu vatandaşlar bizi izleyen vatandaşlara sizin aracılığınızla önceden duyurmuş olayım. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bazı resmi kurumların da içinde olduğu bir süreç dahilinde yurtdışından getirilen sarin gazı yapımında kullanılan kimyasal hammaddeler temin edilip buradan tırlarla Suriye’ye Işid Ahlarusşam ve Nusra’ya gönderilmiş. Bu işi yapanlar Türkiye’de yine bir takım resmi devlet kurumlarına çalışan kişiler ve bu soruşturma kapsamında takip edilmiş, devlet yine telefonları dinlemiş, yine bu tır yoluyla bir takım kimyasal silah sarin gazı sevkiyatı yapılacağını tespit etmiş ama bu şahısları tutuklayıp bir hafta sonra serbest bırakmış ve bu şahıslar sınırı geçmişler. Yarın açıklayacağımız belge bu, bunun resmi belgelerini yarın açıklayacağız.", "Bu 2013 ün sonlarına doğru gerçekleşiyor. bu belgeleri açıklamaktaki amacımda şu Devlet neden bir zafiyet ortaya koydu. neden bir zafiyet ortaya koydu? Sorusunun cevabı şudur. Devlet öteden beridir Işid ve ahlarusşam, El Nusra, Kaide gibi terör örgütleriyle zaten belli bir münasebet içeresindeydi belli bir ahbap çavuş ilişkisi üzerinden siyaset yürütüyordu. Dolayısıyla arkadaki kirli ilişkiler bazı şeyleri görmezden gelmelerine neden oluyor, yol açıyor.", "Çünkü suç ortaklığını gizlemenin yollarından birisi bazı şeyleri görmezden gelmektir. Aksi takdirde doğrudan bir çatışma iklimi içerisinde çok rahatlıkla ben Işid'inde Lahaya çare ((?)) yapabileceğini düşünüyorum. Öyle bir gerçeklik var çünkü çok fazla belge var çok fazla bilgi var çok fazla transfer", ve "Var, bizim ülkemizde bir soruşturma yürütülmüş bu soruşturma hükümetin bilgisi dışında yürütülmüş, bilgisi olduğu an soruşturma durdurulmuş ve içerde tutuklu olanların hepsi serbest bırakılmış ve sınır dışına gönderilmiş ve sınır dışına geçerken de kimse onlara kimlik sormamış. Şimdi bu tarihi bir iş" şeklinde beyanda bulunduğu,
"R..... isimli yurt dışı kaynaklı bir televizyon kanalında yapılan haberde ise; "İki Türk milletvekili, ölümcül sarin gazının Türk topraklarından Suriye İslam Devleti'ne 2013 yılında gönderildiğini ve yetkililerin bu gönderimden haberdar olduğunu, ancak dosyanın kapatıldığını iddia etti. Milletvekilleri, iddialarını destekleyen delilleri bulunduğunu ve bunları meclise sunduklarını belirttiler. Milletvekillerinden biriyle görüştük.
Kimyasal silah maddeleri Türkiye'ye getirildi ve o sıralar Irak El-Kaidesi olarak bilinen Suriye'de ki IŞID kamplarında birleştirildi. Bunu doğrulayacak kanıtlarımız mevcut. Cumhuriyet savcısı soruşturma başlattı ve soruşturma sonucunda ilgili kişiler tutuklandı. Bir hafta sonra başka bir savcı atandığında, tüm tutuklular serbest bırakıldı ve Suriye sınırından Türkiye'yi terk ettiler.
... tekrar iki olay iddiasında bulundu.
Olay büyük olasılıkla Türkiye üzerinden gönderilen materyallerle gerçekleştirildi. Rejim güçlerinin olayın arkasında olduğu iddia edildi, ancak benim görüşüme göre, iddianamede belirtilen tarihler dikkate alındığında, rejimin o dönemde sarin gazı bulunmuyordu, sarın gazı elinde bulunanlar saldırganlardı. Anladığım kadarıyla, dosya sadece rejime suçu atabilmek için kapatıldı." şeklinde ifadelerin yer aldığı, söz konusu habere sanığın beyanlarının dayanak gösterildiği,
Sanık tarafından, adı geçen kanala verdiği demeçte ise Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün raporuna göre "Bu ham maddelerin yurt dışından .... Getirildiği ve Türkiye'den de ... Kasap isimli bir El Kaide militanıyla irtibat kurularak sevkıyatının yapıldığı yönünde bir soruşturma yapılmış. Bu soruşturma 2013 taksim 351 numaralı bir soruşturma ve bu soruşturmada iddianame aşamasına geçilmiş. 2013 taksim 120. ...Sırf bu iddianamedeki verilere bakarsak ... de tek bir canlı kalmayacak düzeyde saldırılar yapacak miktarda kimyasal silah olduğunu ... Bu iddianamedeki ... Bakarsak tonlarca sarin gazı imal edebilecek ham maddeye sahip olduklarını ... Dolayısıyla ben bu iddianame beni şundan dolayı korkutuyor zaten toplama sadece bu soruşturma kap... Rejim güçlerinin yapıl yaptığı iddia edilmişti. Bu konuşmalar tamamen ... Ve operasyon yapılmadan birkaç gün önce ... Çok yüksek bir ihtimaldir ki bu taşınan ham maddelerle yapılmış bir saldırıdır bu. Sarin gazı saldırısı ve orada binden fazla insan hayatını kaybederek ... Katledilmiştir ve malum... Malum odaklar da bu saldırının rejim tarafından yapıldığını iddia etmişti ama... Burada şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Sevkiyat Türkiye üzerinden yapılıyor. Fakat ham maddenin kaynağı batı, Avrupa, yani bütün ham madde Avrupa'dan alınıyor. Dolayısıyla batılı kaynaklar öncelikle bu ilişkilerini sorgulamak zorundadır. Batılı kaynaklar Suriye'de sarin ... saldırısını kimin yaptığını çok iyi bilmektedir." şeklindeki ifadelerin yer aldığı İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.03.2019 tarih, 2017/394 Esas ve 2019/155 Karar sayılı ilamında, aynı sanık hakkında aynı konuya dair 5237 sayılı Kanun'un 301 inci maddesi uyarınca açılan dava sebebiyle beraat kararı verilmesi, bu ilama konu iddianamenin 10.07.2017 tarihinde düzenlenmesi, inceleme konusu dava dosyasının iddianame tarihinin 15.09.2017 olması; diğer dava dosyasındaki eylem tarihinin ise sanığın incelemeye konu IMC TV'de katıldığı program tarihinin bir gün sonrası olan 21.10.2015 olarak gösterilmesi karşısında, ilgili dava dosyası getirtilerek, aşamasına göre bu dava ile birleştirilmesi, mükerrer yargılamanın önüne geçilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'ndan gelen yazı ve ekindeki Meclis tutanağına göre o tarihte milletvekili olan sanığın savunmasına konu Meclis konuşmasının 10.12.2015 tarihli 13 üncü birleşime ait olduğu anlaşılmakla; sanığın, Meclis konuşmasından sonraki bir tarihte yurt dışı kaynaklı bir televizyon kanalına verdiği konu ve içerik itibarıyla benzer olan demeç hakkında Anayasa'nın 83 üncü maddesinde düzenlenen yasama sorumsuzluğundan faydalanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.