WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2023/16682 E.  ,  2024/761 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi
SAYISI : 2021/5326 E., 2023/913 K.
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER : Esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

Sanık ...'ın hükümleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanık ...'ın koşulları bulunmayan duruşma talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca reddine karar verilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, hakaret suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik sanıklar tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklar hakkında istinaf davasının esastan reddiyle hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık ...'ın temyiz isteğinin; üzerine atılı suçları işlemediğine, şikâyetçilerin beyanı dışında delil bulunmadığına ve resen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozulmasına yöneliktir.
2. Sanık ...'ın temyiz isteğinin; hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin ve cezaların miktarının hukuka aykırı olduğuna, lehine olan hükümlerin uygulanmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıkların maske ve mesafe hususunda kendilerini uyaran şikayetçi polis memurlarına sokakta sinkaflı sözlerle hakaret ettikleri, sanıkların şikâyetçi polis ......'ye saldırdıkları ve sanık ...’ın şikâyetçi polis ......’yi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralayıp, şikâyetçilere “Benim iki tane leşim var sizi de vururum” dediği, Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır
IV. GEREKÇE
A. Sanık ...'ın Temyiz İstemi ve Sanık ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Verilen Karara Yönelik
1. Sanık ...'ın Temyiz İstemine Yönelik
Sanığın yokluğunda verilip 10.03.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 07.06.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2. Sanık ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Verilen Karara Yönelik
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; "... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder." şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde sanık ...' ın temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Sanık ... hakkında Hakaret Suçundan Verilen Karara Yönelik
1. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddeleri kapsamında sanığın belirttiği hukuka aykırılık nedenleri yönünden:
Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin olarak, Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen hususlar karşısında, sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi hukuka ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede:
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Hakaret, Sanık ... Hakkında ise Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçları Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanıkların temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden oy çokluğuyla hakaret suçu yönünden, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık ... hakkında Hakaret Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

K A R Ş I O Y

Haklarında soruşturma yapmak isteyen görevlilere karşı maddi ve manevi cebir kullanmak suretiyle direnen sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan dolayı TCK’nın 265/1 nci maddesi ile mahkûmiyet kararı verilmesinde sayın çoğunluk ile aramızda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamasına karşın, sanığın aynı olayda birden fazla görevliye direnildiğinden bahisle TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması hususunda sayın çoğunluk ile aramızda uyuşmazlık doğmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/1576-1628-1894-8783-8860 Esas sayılı dosyalarında yazılan muhalefet şerhlerinde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere; uyuşmazlığa konu görevi yaptırmamak için direnme suçunda suç çokluğunun söz konusu olmadığı gibi suçun başka bir şekilde parçalara ayrılarak işlenmesi de mümkün değildir. Uygulamada TCK'nın 43/2 nci maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtima, ancak her mağdur yada müştekiye karşı tek tek ayrı ayrı işlenmesi mümkün olan suçların, tek hareketle aynı anda birden fazla mağdura karşı işlenmesi halinde uygulanma olanağı bulunan sanık lehine getirilmiş bir müessesedir. Örneğin, topluluk içerisinde bulunan herkese hakaret yada tehdit içerikli sözler söyleme olanağı bulunan sanığın, topluluğa karşı hakaret ve tehdit içerikli sözleri aynı anda söylemesi, birden fazla kişiyi tek tek bir yere kapatarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemesi mümkün olan sanığın, birden fazla kişinin bulunduğu odanın kapısını kapatarak dışarıya çıkmalarına engel olması gibi. Örneklerde açıklandığı üzere, TCK’nın 43/2 nci maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtimanın, mağdur adedince ayrı ayrı her mağdura karşı işlenmesi mümkün olan suçların, tek hareketle aynı anda bütün mağdurlara karşı tek hareketle işlenmesi halinde uygulanma olanağı bulunan bir müessese olduğu, gittikçe istikrar kazanan ve yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlardan çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Suçunun konusunun tek olması nedeniyle Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin 2009 yılının sonlarına kadar TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanamayacağına dair yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlarından yasada hiçbir değişiklik olmaksızın vazgeçilerek sanık aleyhine olacak şekilde görevli memurların birden fazla olması durumunda TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması gerektiği yönündeki değişen kararları, Y.C.G.K.nın 2010/47 Karar sayılı ilamı ile de (Somut olayda, sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden altı kamu görevlisine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması gerekmektedir.) desteklenerek bütün çağdaş anayasalarda temel bulan hukuki güvenlik ilkesi kanaatimizce ihlal edildiği gibi ayrıca 2010/47 Karar sayılı ilamda bir taraftan suçun hukuki konusunun tek olduğu kabul edilirken, diğer taraftan sırf mağdur sayısının fazla olduğundan bahisle direnilen görevin tek olması nedeniyle suç çokluğundan söz edilemeyeceği için TCKnın 43/2 nci maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeyerek anılan maddenin uygulanmasına karar verilerek, benzer olaylardaki içtihatlar bir yana kararın kendi içerisindeki gerekçesi ile sonucu arasında dahi çelişkinin doğmasına sebebiyet verilmiştir. Prof. Dr. Kemal GÖZLER’in deyimiyle; hukuk, ancak Öklid’in teoremleri misali, doğruluğu apaçık olan ilkelerin geliştirildiği ve bu ilkelerin bütün hukukçular tarafından benimsenip standart olarak uygulandığı gün “bilim” olma sıfatını hak edecektir. İşte ancak o gün, hukuk problemleri bütün hukukçular tarafından aynı şekilde çözümlenecektir. Böyle bir sistemde mahkeme kararları da önceden doğru olarak tahmin edilebilecektir. İşte ancak böyle bir sistemde, hukuk güvenliği ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesi gerçekleşmiş olacaktır.
Sonuç itibariyle; Bölünmesi, parçalara ayrılması mümkün olmayan ve ancak bir kez işlenmesi mümkün olan görevin yaptırılmaması için direnme suçunda, gerek zincirleme suçun gerekse fikri içtimanın olmazsa olmazını teşkil eden suç çokluğundan söz edilemeyeceği hususunda herhangi bir duraksamanın bulunmamasına karşın, Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun, hukuki düzenlemelere ve yerleşik uygulamalara aykırı olduğu gibi kendi önceki tarihli içtihatlarına da aykırı olacak şekilde; birden fazla müştekinin zarar gördüğünden bahisle TCK’nın 265/1, 43/2 nci maddeleri ile uygulama yapan yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün, TCK’nın 43/2 nci maddesinin koşullarının oluşmadığından bahisle bozulması gerekirken onanmasına, dair kararına yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle iştirak edilmemiştir.