4. Ceza Dairesi 2023/15000 E. , 2024/5378 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1399 E., 2023/1995 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca hakaret suçundan 6.080,00 TL adli para cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu kararın 27.06.2013 tarihinde kesinleştirilmesinden sonra denetim süresi içerisinde 21.07.2016 tarihinde sanığın suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine daha önce açıklanması geri bırakılmasına karar verilen hüküm İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli kararıyla aynen açıklanmıştır.
2. Bölge Adliye Mahkemesince iki kez verilen bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, cezanın hakkaniyet ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna, olayın karşılıklı gerçekleştiğine ve müvekkili lehine ağır tahrik durumu oluştuğuna, lehine olan yasal hükümlerin ve meşru müdafaa kurumunun uygulanmadığına, bu nedenlerle müvekkilinin beraatine, aksi kanaate varılması halinde ise lehine olan hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezasının türü ve üst haddine göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 11 inci fıkrası kapsamında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanık hakkında hükmün açıklanabilmesi için öncelikle, usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması gerekliliği karşısında, İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli, 2012/626 Esas, 2013/453 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak bu kararın sanığın bilinen ve aynı zamanda Mernis adresi olan adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ilk fıkrasına göre tebliğ edilmeye çalışılması, iade edilmesi halinde ise anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrası gereğince yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediğinin ve denetim süresinin başlamadığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, İlk Derece Mahkemesince verilen 01.10.2020 hükmün açıklanması kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararları sonrasında kurulan 17.05.2022 ve 07.02.2023 tarihli mahkumiyet hükümlerinin hukuki değerden yoksun oldukları, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet hükümlerinin de dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın 05.04.2013 tarihli sorgusunun olduğu anlaşıldığından, sorgu tarihine göre 07.02.2023 tarihli karardan önce 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiş, bu nedenle düşme yerine mahkumiyet hükmünü içeren İlk Derece Mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurusuyla ilgili verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!