4. Ceza Dairesi 2023/13824 E. , 2023/24843 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/270 E., 2022/526 K.
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Görevi yaptırmamak için direnme ve alenen hakaret suçlarından sanık ...’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; aynı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2012/738 Esas, 2016/393 Karar sayılı kararının 18.10.2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 16.06.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükümlerin açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü, 62 nci maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; aynı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/270 Esas, 2022/526 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 gün ve 2023/83540 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın denetim süresi içinde 16.06.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kamu görevlisine hakaret suçundan mahkûmiyetine ilişkin Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2019 tarihli ve 2018/496 Esas, 2019/359 Karar sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/3467 Esas, 2019/3692 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi sonucu kesinleşmesini müteakip, sanık lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülerek yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2021 tarihli ve 2018/496 Esas, 2019/359 Karar sayılı ek kararı ile sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmakla, sanığın denetimde işlediği kasıtlı suçtan söz edilemeyeceği cihetle, hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesi uyarınca, tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın duruşmada bildirdiği en son adresinden farklı olan adresine yapılan tebligat usulsüz olduğundan, temyiz iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ olunması gerektiği,
Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!