WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2023/13579 E.  ,  2023/23893 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2003/690 E., 2005/777 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının hükümlü tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Hükümlünün yokluğunda verilip duruşmada bildirdiği adresi yerine doğrudan Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi adresine yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı anlaşılmış ise de, hükümlü hakkında infaz aşamasında 04.09.2007 tarihinde müddetname düzenlendiği ve hapis cezasının 22.07.2008 tarihinde infaz edildiği hususları ile temyiz dilekçesinin içeriği dikkate alındığında, öğrenme tarihinden itibaren, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra, 03.07.2023 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, HÜKÜMLÜNÜN temyiz isteğinin, 1412 sayulu Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,

Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.

(Muhalif)

K A R A R
"Sanığın yokluğunda verilip, usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen kararı infaz aşamasında öğrenen ve cezasını infaz eden sanığın kararı en azından infaz aşamasında öğrendikten sonra bir haftalık yasal süre içerisinde temyiz etmediğinden bahisle temyiz talebinin reddine karar veren Yargıtay 4. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğu ile aramızda uyuşmazlık doğmuştur.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle çağdaş hukuk sistemlerinin olmazsa olmazı olan ceza muhakemesi hukukunun amacı ve önemi açıklanarak; CMK'nın 34/2 ve 35/son, 231/3, 232/6 ve 291, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36 ve 40/2 nci maddeleri ile birlikte irdelenerek adil yargılanma hakkı, etkili kanun yoluna başvuru hakkı ve cezai konularda temyiz hakkı ile irtibatlandırılması suretiyle infaz aşamasında hakkındaki mahkûmiyet hükmünü öğrenen sanığa bu tarihten itibaren 1 haftalık süre içerisinde temyiz dilekçesinin verilmesi gerektiğinin kararda ya da tebligat evrakında açıklanmasının zorunlu olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Ceza usulü ya da günümüzün deyimi ile ceza muhakemesi hukuku, kişi için öylesine önemlidir ki dünyada ceza usulü kadar hiçbir şey insanları ilgilendirmez. Hatta ceza usulü kusurlu bulunan bir toplumda huzurdan söz edilemez. Ceza kanunlarına karşı gelmemek insanların elinde olan bir şey olmasına karşın, kimsenin haksız yere takibata uğramayacağından söz etmek olası değildir.
Hem kişilerin hem de toplumun çıkarlarını korumak, gerçeğe uygunluk demek olan, maddi hakikati araştırmakla mümkün olacaktır. Bu bağlamda şüphesiz, en iyi ceza muhakemesi, maddi gerçeği yüzde yüz yansıtandır. Bu amaçla da ceza muhakemesi kanunları kabul edilmiştir. Bu sebeple Ceza Muhakemesi Hukuku, kişilerin hak ve özgürlüklerini sağlamak üzere kimi şekil ve formaliteler kabul etmiştir. Bu kurallar, genelde yürütme ve yargının bu konudaki yetkilerini sınırlandırdığı için insan hak ve özgürlüklerinin bekçisi olmuştur.
Ceza muhakemesi hukukunun amacı bu şekilde açıklandıktan sonra; şimdi konumuzu ilgilendiren hukuki düzenlemelerin Yargıtay içtihatlarında nasıl karşılık bulduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 34/2 nci maddesinde: "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir."
5271 sayılı CMK'nın "Kararların açıklanması ve tebliği' başlığını taşıyan 35 inci maddesi; 'İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır."
Son fıkranın gerekçesinde: Haklarını daha etkin bir biçimde kullanabilmesini sağlamak amacıyla, ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu olduğunda tebliğ edilen kararın, adı geçenin istemi hâlinde kendisine okunacağı ve anlatılacağı belirtilmiştir. Böylece söz gelimi, başvurulabilecek olan kanun yolu, süresi, mercii ve şekil koşulu konusunda açıklamada bulunulması zorunlu hâle getirilmiştir.
CMK'nın 231/3 üncü maddesinde: "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir."
CMK'nın 232/6 ncı maddesinde: "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir."
5271 sayılı CMK'nın 40 ıncı maddesinin 1 nci fıkrasında; kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişinin kusursuz sayılacağı belirtilmiştir.
Anayasa'nın 36 ncı maddesi;
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
Anayasa'nın 40 ncı maddesi;
"Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır."
Şeklinde emredici düzenlemeler gözönünde bulundurulduğunda,
Gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin belirtilmesi zorunluluk arzetmektedir.
CMK'nın 291/1 nci maddesinde, temyiz süresi; tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün olarak belirlenirken, aynı Kanun'un 34/2, 231/3 ve 232/6 ncı maddelerinde kararlarda kanun yolu, süresi, mercisi ve şekillerinin belirtilmesi zorunlu kılınarak olağan bir yasa yolu olan temyiz hakkının etkili bir şekilde kullanılabilmesinin önündeki engeller aşılmak istenmiş, 1412 sayılı CMUK'nın 33/3. maddesinde tebligatın serbest olmayan birisine yapılması hâlinde isteğe bağlı kılınan kararın okunup anlatılması hususu 5271 sayılı CMK'nın 35/3 üncü maddesinde ilgilinin okuma yazma bilip bilmemesi aranmaksızın zorunlu kılınarak, temyiz hakkının kullanılmasına verilen önem bir kez daha net bir şekilde vurgulanmak istenmiştir.
Uyuşmazlığın daha iyi anlaşılabilmesi için, yukarıda konumuzu ilgilendiren yasal düzenlemelerin yargı kararlarında nasıl karşılık bulduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
(YCGK-2007/31 K; Ceza Muhakemesi Yasası'nın 40 ncı maddesinin 1 nci fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hâle getirme isteminde bulunabileceği, 2 nci fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi hâlinde, kişinin kusursuz sayılacağı hususlarının düzenlenmesi karşısında, somut olayda, başvurulacak yasa yolu, başvuru süresi, mercisi ve şeklinin gösterilmemiş olmasının yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere açıkça aykırılık oluşturduğu ve eski hâle getirme isteminde bulunma koşullarının varlığını koruduğu, bu itibarla olayda sanık müdafisi tarafından eski hâle getirme yöntemiyle açılmış bir temyiz davasının mevcut bulunduğu, dolayısıyla 26.07.2006 tarihinde yapılan başvurunun süresinde ve geçerli olduğu kabul edilerek 16.03.2006 gün ve 352-145 sayılı hükmün incelenmesi ve vaki yasayolu başvurusuyla ilgili olarak karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaati benimsenmiştir).
(YCGK-2010/26 K- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri ile Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün, 2007/9-18; 07.07.2009 gün, 2009/5-81-196 ve diğer pek çok kararında belirtildiği üzere; gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça belirtilmesi zorunludur.
Yerel Mahkeme kararındaki yasa yolu bildiriminde, hükmün kesin olduğu belirtilmek suretiyle sanık ve katılan yasa yoluna başvuru konusunda yanıltılmışlardır. Yukarıda anılan hükümler, Yerel Mahkemenin bu eksikliği gidermek için yasa yoluna başvuru olanağının bulunup bulunmadığı, türü, merci, süresi ve şekline ilişkin eksikliği gidermeye yeterli açıklamalı tebligat ile hükümlüyü ve katılanı bilgilendirmesini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir bilgilendirme yapılmadan, yapılan bildirimin ve tebliğin geçerliliğinden ve buna bağlı olarak verilen kararın kesinleştiğinden sözedilemez).
Yargıtay Ceza Genel Kurulu aşağıda özetlendiği üzere, başka bir olayda cezaevinde başka suçtan tutuklu ya da hükümlü bulunan sanığa kararın sırf okunup anlatıldığına dair bir ibareye yer verilmemesi nedeniyle, tebligatı geçersiz kabul edip, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediğini kabul etmiştir.(2019/700K)
(YCGK 2019/700 K) –(Yerel Mahkemece sanığın yokluğunda verilen 01.07.2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, başka bir suçtan tutuklu/hükümlü olarak ... Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığa "İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarih ve 2011/572 Esas 2011/1019 Karar sayılı yazısını alarak tebellüğ ettim." ibarelerini taşıyan tutanak ile tebliğ edilmesi, tebliğe ilişkin tutanakta kararın sanığa okunup anlatıldığına ilişkin bir ibarenin bulunmaması karşısında, sanığa 5271 sayılı CMK'nın 35 inci maddesinin 3 ncü fıkrasına aykırı şekilde yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği kabul edilmelidir).
Gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu gerekse özel daireler uzun yıllara varan uygulamalarında CMK'nın 34/2 nci maddesindeki başvurulacak kanun yolu, süresi ve şekillerinin kararlarda gösterilmesini yukarıdaki örnek olarak gösterilen içtihatlarda vurgulandığı üzere zorunlu görerek temyiz hakkının kullanılmasının önündeki engellerin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun amacına uygun bir şekilde aşarken, zaman içerisinde aşağıdaki içtihatta açıklandığı üzere, yanlış bile olsa, yasa yolu ile süresinin bildirilmesini yeterli görerek önceki uygulamalarından kısmen de olsa vazgeçtiği görülmüştür. (C.G.K 2015/357 K)
(YCGK- 2015/357 K) –(1412 sayılı CYUY'nın 5320 sayılı Kanun'un 8 nci maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 310 uncu maddesi uyarınca, yüze karşı verilmiş olan karara yönelik temyiz talebinin hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içerisinde yapılması gerekmekte olup sanık 10.06.2009 günü tefhim olunan karara karşı bir haftalık süreden sonra 24.10.2014 günü temyiz başvurusunda bulunmuştur. Her ne kadar kararda, başvuru şeklinin belirtilmemiş olması nedeniyle kanun yolu bildiriminin eksik olduğu, bu durumun eski hâle getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, sadece başvuru şeklinin gösterilmemiş olması "kanun yolu süresinin" işlemeye başlamasını engellemeyecek, bu durumda, başvuru şekli gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa dahi temyiz süreleri işleyecek ve süreden sonra yapılan temyiz başvurusu kabul edilmeyecektir).
Temyiz şeklinin gösterilmemesini yada yanlış gösterilmesini temyiz süresinin başlamasına engel olmayacağını kabul eden Yargıtay Ceza Kurulu aşağıda özetlendiği üzere somut olayımızın bire bir aynısı olan başka bir olayda; cezanın infazı sırasında kararı öğrenen sanığın süresi içerisinde temyiz talebinde bulunmadığından bahisle temyiz talebinin reddinde karar vererek yukarıda özetlenen önceki kararları ile çelişkiye düşmüştür.
YCGK 2022/853 K; (Yerel Mahkemece verilen 04.11.2009 tarihli mahkûmiyet kararının, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanık ...'a bizzat tebliğine ilişkin tebligatın 5271 sayılı CMK'nın 35 nci maddesinin 3 ncü fıkrasının koşullarını kapsamaması nedeniyle tebliğ işlemi usulüne aykırı ise de sanığın inceleme konusu nitelikli hırsızlık suçu nedeniyle 25.10.2009 ve 13.02.2012 tarihleri arasında ... Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak cezasının infaz edilmiş olması karşısında, sanığın hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünden haberdar olduğunun anlaşıldığı, buna rağmen bir haftalık yasal süresinde temyiz kanun yoluna başvurmaması nedeniyle sanık hakkında verilen İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2009 tarihli ve 717-824 sayılı mahkûmiyet kararının öğrenme üzerine kesinleştiği kabul edilmelidir).
Gerek Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun somut olayımızla bire bir aynı olan 2022/853 Karar sayılı ilamında, gerekse Yargıtay yüksek 4. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun somut olayımızda ulaştıkları sonucun yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere ve yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlara aykırı olacağı tartışmayı gerektirmeyecek kadar açıktır. Zira her iki kararda da sanığın kararı öğrenmiş olması nedeniyle temyizin süresinde olmadığı kabul edilirken, usulüne uygun tebligat olmaksızın usulsüz olarak kesinleştirilen cezanın infazı sırasında temyiz hakkının bildirilmediği ve buna bağlı olarak temyiz süresinin henüz başlamadığı kanaatimizce dikkate alınmamıştır. Böyle bir kabulde mahkemeye erişim hakkının da engellenmiş olacağı kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır.
Anayasa Mahkemesinin 20.03.2014 gün, 2013/500 başvuru numaralı kararında Mahkemeye erişme hakkı aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır.
"Mahkemeye erişme hakkı, sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil, eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir. Mahkemeye erişme hakkı, cezai olaylarda da uygulanabilir bir haktır. Bu bağlamda mahkemeye erişme hakkı, hakkında suç isnadı bulunan bir kimsenin bu isnat hakkında bir mahkeme tarafından bu isnadın yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar verilmesini isteme hakkıdır."
Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, mahkemeye erişim hakkı içerisinde değerlendirilebileceği hususunda tereddüt bulunmayan temyiz hakkının hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde rahatlıkla kullanılabilmesini, CMK'nın 34/2 ve 35/son, 231/3 ve 232/6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36 ve 40/2 nci maddelerindeki düzenlemeler ile güvence altına alan kanun koyucunun temyiz hakkının kullanılması ya da kullanılmaması sonucunu doğurduğu için temyiz hakkı kadar önemli olduğu konusunda kuşku bulunmayan tebligatın usulüne uygun olarak yapılmamasına seyirci kalması beklenemez. 5271 sayılı CMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra 2013 yılına kadar kanuni düzenlemeleri temyiz hakkının kullanılması yönünde oldukça genişletici yoruma tabi tutan Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu ile özel dairelerin 2013 yılından sonra (Örnek YCGK-2015/357 K) yargı yolu, süresi ve mercinin bildirilmesini yeterli görerek daha önceki yerleşik uygulamalarından kısmen de olsa vazgeçmelerine karşın, yine de en küçük yanıltıcı ifadeyi eski hâle getirme talebinin kabulü ile sonuçlandırmak suretiyle olası hak kayıplarının önüne geçmek istemişlerdir. Gerekçeli kararın tebliği sırasında cezaevinde başka suçtan hükümlü bulunan sanığa kararın okunup sonuçlarının açıkça anlatılmamasının, temyiz hakkının kullanılmaması gibi çok ağır ve telafisi imkânsız sonuçları doğuracak olması nedeniyle hak kayıplarının yaşanma ihtimalinin mevcut olacağı ve buna bağlı olarak mahkemeye erişim hakkının zedeleneceği kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır. Somut olayımızda; gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğine dair bir belgeye rastlanılamadığı gibi karar tebliğ edilse dahi tebliği sırasında cezaevinde olan sanığa kararın okunarak, sonuçlarının anlatıldığına dair herhangi bir ibareye yer verilmemiş olması ve cezanın infazı sırasında hakkındaki hükmün kesinleştiğini öğrenen sanığa temyiz hakkının bildirilmemiş olması nedeniyle temyiz süresinin başladığından söz edilemez. Gerekçeli karardaki en küçük yanıltıcı ifade ile bildirimlerdeki eksikliği dahi temyiz süresinin başlangıcı için yeterli saymayarak temyiz süresinin kusursuz olarak geçirilmesi nedeniyle dilekçenin verildiği tarihin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi suretiyle temyizin süresinde olduğuna ilişkin yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatların, infaz aşamasında hiçbir açıklamada bulunmaksızın infazın başladığına ilişkin bildirimin yapıldığı tarihi öğrenme tarihi olarak kabul etmesi çok büyük bir çelişki olarak karşımıza çıkacaktır. Zira gerekçeli kararın tebliğine yada tebliğ sırasında gerekli açıklamaların yapıldığına dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığı gibi infaz aşamasında dahi sanığa bu tarihten itibaren 1 haftalık yasal süre içerisinde kararı temyiz edebileceğine dair herhangi bir açıklamada bulunulduğuna dair bir belgeye rastlanılmamasına karşın kararın kesinleştiğinden bahisle temyiz hakkının bulunmadığı resmî bir merci tarafından dolaylı bir şekilde vurgulanmakla de yetinilmeyerek resmen cezasının infazına başlanılan sanığın bu aşamadan sonra temyiz hakkının olduğunu bilmesi gerektiği beklenemez.
Sonuç itibarıyla usulüne uygun tebligat yapılmadığı gibi infaz aşamasında düzenlenen müddetname de sanığın temyiz hakkının olduğunun bildirilmemiş olması nedeniyle sanığın kusuru olmaksızın süreyi geçirmiş olması nedeniyle dilekçenin verildiği tarihin öğrenme tarihi olduğu ve buna bağlı olarak temyizin süresinde olduğu kabul edilerek suç tarihi ile inceleme tarihi arasında 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresinin geçtiği gözetilerek yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün bozularak gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle düşme kararının verilmesi gerekirken, temyiz talebinin reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle iştirak edilmemiştir."