WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2023/13315 E.  ,  2024/7627 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında, hakaret suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesinin kararıyla suça sürüklenen çocuk hakkında, hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü, 31 nci, 62 nci ve 52 inci maddeleri uyarınca 5.900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın taksitlendirilmesine, görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 43 üncü, 31 nci, 62 nci, 52 nci maddeleri uyarınca 5 ay 16 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükümlerin açıklanmalarının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin tespit edilmesi üzerine hükümler aynen açıklanmıştır.
2. Karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi; delillerin hatalı değerlendirildiğine, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediğine dair şikâyetçilerin soyut ve çoğul beyanları dışında dosyada delil bulunmadığından, dinlenilen tanıklar iddiayı doğrulamadığından beraat hükmü kurulması gerektiğine, hapis cezasının ertelenmesi gerektiğine ve ek kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde suça sürüklenen çocuğun ve inceleme dışı sanıkların emniyet müdürlüğüne gelerek çocuk şubeye çıkmak istedikleri, o sırada olay yerinde şikâyetçi ... ve mağdur ... 'nün görevli olduğu, şikâyetçi ... Ö.'nün kimlik istediği, sadece inceleme dışı O.C.'nin kimliğinin olması sebebiyle onun çıkmasına izin verildiği, diğerlerinin çıkmasına izin verilmediği, bu duruma sinirlenen inceleme dışı sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun "Binaya her türlü gireriz, siz engel olamazsınız, biz ikinci sınıf vatandaş değiliz." diyerek bağırmaya başladıkları, kendilerine müdahale eden şikâyetçi ... Ö.'yü itekledikleri, üzerine yürüdükleri, taşkınlık yapmaya başladıkları bina içinde ve dışında suça sürüklenen çocuğun ve inceleme dışı diğer sanıkların mağdur ve şikâyetçiye "Binadan çıkmıyoruz çıkaracak olan gelsin çıkarsın, AKP'nin polisleri, köpek köpeği ısırmak, işiniz bitti, sizin biletiniz kesildi, alayınız satılıksınız, sıkıyorsa bizi dövün, ateş edin, cesaret edemezsiniz, ifade vermiyoruz, mahalleye gidiyoruz, sıkıyorsa gelin alın, gelirseniz bizde size sıkarız, üniformaları çıkarınca sizinle görüşeceğiz, saat beşten sonra kollayın kendinizi, işiniz bitti cumaya biletinizi keseceğiz savcı da bir halt yemedi, kendinize yer beğenin." dedikleri ve mağdur ... Ü.'ye "Güzelliğine güvenme seninle saat beşten sonra dışarıda görüşeceğiz, dikkat et kendine." dedikleri, ellerini uzatıp parmaklarını sallayarak "Üniformanızı çıkarın gelin lan göreceksiniz siz diyerek bağırdıkları, siz bizim hizmetçimizsiniz, siz kimsiniz de bize kimlik soruyorsunuz bizi MİT bile alamadı." şeklinde sözler söyledikleri, mağdur ve şikâyetçinin beyanlarının tanık beyanları ile desteklendiği görülerek, suça sürüklenen çocuğun suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek mağdur ve şikâyetçinin beyanlarına üstünlük tanınarak, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarını işlediği kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Verilen Ek Karara Yönelik Temyiz İncelemesinde
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; "... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder." şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Hakaret Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İncelemesinde
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılmasını müteakip, suça sürüklenen çocuğun duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ihtarlı davetiyenin öncelikle suça sürüklenen çocuğun en son bildirdiği adres yerine farklı bir adrese tebliğe çıkartıldığı ve bu nedenle tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuğun yöntemine uygun şekilde yeniden duruşma davetiyesi tebliğ edilmeden, yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuğun aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, şikâyetçiler tarafından düzenlenen 15.04.2014 tarihli tutanak içeriğinde hakaret eyleminden söz edilmemesi, kamera kaydının ses kaydı içermemesi, dinlenen tanıkların aşamalardaki anlatımları karşısında, atılı suçu işlediği şüphe boyutunda kalan suça sürüklenen çocuk hakkında ''şüpheden sanık yararlanır ilkesi'' gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle, kararda hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
B. Hakaret Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Çanakkale Çocuk Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2024 tarihinde karar verildi.