4. Ceza Dairesi 2021/42433 E. , 2024/3961 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/288 E., 2020/545K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve hükmolunan ceza miktarı itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan verilen hükümlerin Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesinin 22.10.2019 tarihli ilamı ile bozulması üzerine yapılan yargılamada hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü ve 52 nci maddeleri uyarınca 8.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin özetle; tahmine dayalı olarak mahkumiyet kararı verildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin değerlendirilmediği, dosya kapsamında atılı suçun işlendiğine dair delil bulunmadığı bu ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, şikâyetçi ve katılana hakaret ettiğinden bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; şikâyetçi ve katılan anlatımları, tanık beyanları, bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2018 tarihli ve 2015/16-873 Esas, 2018/145 Karar sayılı kararında, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtaratın ileriye yönelik ve takdir yetkisini sınırlamayan bir bildirim niteliği taşıdığı, bu sebeple "5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine" şeklinde infazda tereddüte yol açacak ve infazı kısıtlayacak şekilde hüküm kurulmadığı takdirde, yalnızca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtaratına hükümde yer verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmadığının belirtilmesi karşısında Tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Şikâyetçi anlatımları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında suçun sübuta erdiğinin kabulü ile sanığın mahkumiyeti yönündeki Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanık hakkında Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 22.10.2019 tarihli bozma ilamından önce; sanığın şikayetçi N.S.'ye yönelik eylemi nedeni ile 2.100 TL adli para cezası, katılan E.M.'ye yönelik eyleminden 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması, bozma ilamı ile şikayetçi N.S'.ye yönelik mahkumiyet hükmünün de temyizi kabil olduğunun kabul edilmesi, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada sanık hakkında tek mahkumiyet hükmü kurulurken adli para cezası tercih edilmesi, adli para cezasının hürriyeti bağlayıcı cezaya göre lehe olduğunun anlaşılması karşısında bozma ilamı üzerine kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması suretiyle belirlenen 531 gün adli para cezasının aynı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince günlüğü 20 TL den paraya çevrilerek neticeten 10.620 TL adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken mahkemece sanık hakkında bozma ilamı öncesi belirlenen 2.100 TL nin kazanılmış hak oluşturduğu, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43/2 maddesi uyarınca artırım yapılmadan belirlenen 425 gün karşılığı 8.500,00 TL adli para cezasının (2.100,00 TL + 8.500,00 TL adli para cezası toplamı) toplamı olan 10.600,00 TL adli para cezasından fazla cezaya hükmolunamayacağı ve 2.100,00 TL adli para cezasının mahsubu gerektiğinin kabulü ile sanık hakkında eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!