WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2021/34757 E.  ,  2024/9300 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/2105 E., 2019/1416 K.
SUÇ : Fuhuş
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında; fuhuş suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 227 nci maddesinin ikinci fıkrası,62 nci,52 nci,53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; olay tunanağı, tanık A.B.'nin olaydan hemen sonraki samimi beyanı, mağdur N.D.'nin tanık A.B.'nin beyanını destekler nitelikteki ifadesi, sanığın aynı iş yerinin daha öncede fuhuş yapıldığından bahisle faaliyetinden men edilerek mühürlenmiş olmasının yanında aynı suçtan geçmiş sabıkalarının bulunması ile İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1615 Esas, 2015/1266 karar sayılı dosyasında da sanığın aynı iş yerinde başka mağdurların fuhşuna aracılık ettiği, imkan sağladığı hususları da dikkate alındığında sanığın sübut bulan fuhuş suçundan beraatine karar verilmesinin usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı bulunduğundan, hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık tarafından işletilen masaj salonunun 19.09.2014 tarihinde mühürlendiği, faaliyetten men edildiği, 21.10.2014 tarihinde yapılan kontrolde iş yerinin mühürlerinin kopartılarak faaliyetine devam edildiğinin tespit edildiği, adreste 04.11.2014 günü güvenlik görevlilerinin yaptıkları kontrolde mühür bozulup faaliyet gösterdiği ve bu iş yerinde mağdurların masör olarak çalıştırıldığı ve denetleme saati itibariyle bu iş yerine müşteri olarak gelen A.B. isimli kişinin beyanına göre N.D.'nin ayrı ayrı iki kez 100 TL ücret alıp onunla cinsel ilişkiye gireceği belirttiği, sanığın işlettiği masaj salonunda sanığın fuhuş için bu yeri açtığı ve mağdurlar kanalıyla fuhuş yaptırdığı anlaşılmış ve sanığın iş yerinin daha önce de aynı amaçla kullanılması nedeniyle İstanbul Anadolu 63 Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2015 gün 2014/1615 Esas, 2015/1266 Karar sayılı kararı doğrultusunda fuhuş suçundan ceza aldığı görülmüş, toplanan tüm deliller karşısında sanığın üzerine atılı fuhuş suçunu işlediği, İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın işlettiği masaj salonunda,kendisinin bilgisi dahilinde fuhuş için yer temini suçu işlendiğine dair kanıt bulunmamaktadır. Olayın tek tanığı delillerin müşterekliği ilkesi ve 5271 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince dinlenilmek istenmiş ancak bu yöndeki araştırma sonuçsuz kalmıştır. Ayrıca, A.B. adlı şahsın soruşturma sırasındaki beyanının, sanığın yükletilen suçu işlediğine dair hükme esas alınacak nitelikte bir içeriğe sahip olmadığı değerlendirilmiştir. Bu belirlemeler ışığında, yükletilen fuhuş suçundan sanığın beraatine karar vermek gerekmiştir. Sanık hakkında fuhuş suçundan cezalandırılması için dava açılmışsa da yüklenen fiilin sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Olay tutanağı, tutanak tanıkları,tanık A.B.'nin anlatımı, mağdur N.D.'nin tanık anlatımını destekler beyanı, sanığın mührü kırması ve mağdurları çalışmaya çağırması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyeti yerine beraatine dair karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; sanık hakkında her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delillerin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Sanık tüm aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemiştir. Sanığa ait iş yerinde çalışan ... ve ... tüm aşamalarda sanığa ait masaj salonunda masör olarak çalıştıklarını, sadece masaj hizmeti verdiklerini, fuhuş suçunu oluşturacak herhangi bir eylemlerinin bulunmadığını beyan etmişlerdir.
İlk derece mahkemesi fuhuş suçundan sanığın mahkumiyetine karar vermiş olup, istinaf yasa yolu incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi ise sanığın atılı suçu işlediğinin kuşkulu kaldığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar vermiştir.
İlk derece mahkemesinin mahkumiyet gerekçesi incelendiğinde kollukta dinlenilen ... isimli kişinin beyanına dayanılmıştır. ...’ün kolluktaki ifadesi dışında sanığa ait iş yerinde fuhuş yapıldığına dair hiçbir delil bulunmamaktadır.
Mahkumiyet kararına esas alınan ... tüm araştırmalara rağmen bulunamadığı için duruşmada dinlenilmemiş ve yargılamanın süjeleri tarafından çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda sorgulanmamıştır.
AİHS 6/3d’ye göre bir suçla itham edilen herkes, iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanılarının da iddia tanıkları ile aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenilmelerinin sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Tanık sorgulama ... adil yargılanma ilkesinin devamı olan çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin gereğidir. Bu ilkelere aykırılık halinde adil bir yargılanmadan bahsedemeyiz.
Somut olayımızda, kolluk tarafından dinlenilen ve yargılamada dinlenilmeyen ...’ün beyanları esas alınarak mahkumiyet kararı verilmiştir. Sadece kolluk ifadesi mahkumiyet kararına belirleyici delil olacak şekilde esas alınmıştır. Tanık anlatımının mahkumiyet kararı verilmesinde belirleyici delil olması halinde bu tanık anlatımının yargılamanın süjeleri tarafından sorgulanması çelişmeli yargılamanın bir gereğidir.
AİHM Kolu/Türkiye (35811-97 başvuru no) ve Hulki Güneş/Türkiye (28490-95 başvuru no) kararlarında belirtildiği gibi delillerin sanığın da bulunduğu çelişmeli bir duruşmada ortaya konulmalıdır. Bu ilke istisnasız olarak uygulanmaz ve mahkumiyet hükmü sanık tarafından sorgulanamayan bir kişinin soruşturma evresinde beyanlarına belirleyici delil olarak dayanırsa savunma ... ve sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ... ihlal edilmiş olur. Yine hükme esas alınan tutanaklar sanığın tanıkları sorgulayabileceği şekilde huzura gelmelerinin veya doğrudan dinlenilmelerinin yerini alamaz.
Somut olayımızda, mahkemenin huzurunda yargılama süjeleri tarafından tartışılmayan, sorgulanmayan tanığın kolluktaki ifadesinin hükme belirleyici delil olarak esas alınması açık bir adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin sanığın beraati yönündeki kararının onanması yerine bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz.