WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2021/33030 E.  ,  2024/9201 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/797 E., 2020/397 K.
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Temyiz isteminin reddi, istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hakaret suçundan verilen kararın ve görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin verilen ek kararın, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/600 Esas, 2018/953 Karar sayılı kararıyla sanığın, denetim süresi içerisinde suç tarihi 15.07.2017 olan mala zarar verme ve hırsızlık suçlarını işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklanması suretiyle,
a. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
b. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
c. Her iki suç yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 14.02.2020 tarih ve 2019/797 Esas, 2020/397 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine,
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 25.03.2020 tarih ve 2019/797 Esas, 2020/397 Karar sayılı ek kararıyla, tehdit suçundan sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri, atılı suçları işlemediğine, eksik araştırma yapıldığına, site yönetiminde bulunan kişilerin ve katılanın dinlenmesi gerektiğine, katılanın kendisine bağırdığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve hükmün açıklanmasına esas alınan dosya kapsamında usûlsüzlük bulunduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, güvenlik görevlisi olan katılana yönelik sinkaflı sözlerle hakarette bulunduğu, sanık savunması, katılan beyanı, tanık S.U.'nun anlatımı ve tüm dosya kapsamıyla İlk Derece Mahkemesince kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesince bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; "... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder." şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde sanığın temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 11 inci fıkrası kapsamında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanık hakkında hükmün açıklanabilmesi için öncelikle, usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması gerekliliği karşısında, İlk Derece Mahkemesinin
sanık hakkında hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak bu kararın sanığın bilinen ve aynı zamanda Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) adresi olan adresine MERNİS şerhi olmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ilk fıkrasına göre tebliğ edilip, iade edilmesi halinde ise 7201 sayılı Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekirken, doğrudan anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrası gereğince yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2. Kabule göre de,
5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi ve somut olay kapsamında, katılanın beyanında, sanığın sinkaflı sözleri sitenin güvenlik kulübesinde bulundukları sırada söylediğini belirtmesine rağmen tanık S.U.'nun, sanığın hakaret ifadelerini güvenlik kulübesinden çıkarıldıktan sonra söylediğini ifade etmesi karşısında, anlatımlar arasındaki çelişki de giderilerek hakaret eyleminin nerede gerçekleştiği kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra sonucuna göre aleniyet öğesinin ne şekilde oluştuğu açıklanıp hüküm kurulması gerekirken, yetersiz gerekçeyle anılan Kanun maddesi uyarınca sanığın cezasında artırım yapılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.06.2024 tarihinde karar verildi.