WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2021/25310 E.  ,  2024/3657 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/473 E., 2016/532 K.
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 ncu maddesi uyarınca, tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın duruşmada bildirdiği en son adresinden farklı olan adreslerine yapılan tebligatların usulsüz olduğu, öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Erzincan(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.09.2012 tarihli ve 2012/109 Esas, 2012/394 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 27 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesi uyarınca 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilerek her iki suç yönünden 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 23.10.2012 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün yukarıda belirtildiği şekilde aynen açıklanmasına karar verilmiştir.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca beş yıllık denetim süresi içerisinde suç işleyen sanık hakkında, hükmün açıklanmasına sebebiyet veren ihbara konu ilamda, suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan 155 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen güveni kötüye kullanma ve 151 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen mala zarar verme suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş olması ve 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin madde metninden çıkarılması dolayısıyla mala zarar verme ve güveni kötüye kullanma suçlarının uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında, sözü edilen suçlardan mahkumiyeti içeren ilam yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hükümler yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkûm olup olmadığı da tespit edilip, sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip denetim süresinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle hakkında yeniden yargılama yapılan sanığın yokluğunda hüküm kurulabilmesi için, sanığa, duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verilebileceği ihtarı bulunan duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılarak duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde, sanığa gönderilen duruşma gününü bildirir davetiyenin bila tebliğ iade olmasına rağmen duruşmaya devamla, sanığın savunması alınmadan hüküm kurulması,
3.Temyiz kanun yoluna tabi olup kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan ilamın, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının yargılama sonucunda açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle Anayasa'nın 141, 5271 sayılı Kanun'un 34, 223 ve 230 uncu maddelerine aykırı davranılması,
Nedenleriyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2024 tarihinde karar verildi.