4. Ceza Dairesi 2021/25308 E. , 2024/5658 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/15 E., 2016/320 K.
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun ( 1412 sayılı Kanun ) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, dosya kapsamında alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 181 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının uygulanması halinde zamanaşımı süresinin dolmayacağı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile çevrenin kasten kirletilmesi suçundan, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığının anlaşılması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca sanıkların beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Kurum vekilinin temyiz isteğinin; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmeden görüşleri alınmadan kurulan hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, şirket tarafından çok defa çevre kirliliğine neden olunduğuna, bu nedenle verilen idari yaptırım kararlarının iptalleri talebiyle açılan davaların reddedildiğine, dosya kapsamı itibariyle sanıkların cezalandırılması gerektiğine, bu ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Korkuteli İlçesinde faaliyet gösteren SMS ... Mantar Kompost fabrikasının atık sularını dereye boşaltarak suları ve toprağı kirlettiğinin katılan Kurum elemanlarınca tespit edilmesi nedeniyle sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan davada, sanıkların savunmalarına dosya kapsamında TUBİTAK Mam'dan alınan 11.08.2015 ve çevre mühendisi'nden alınan 01.10.2015 tarihli bilirkişi raporlarına göre atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanıkların beraatlerine karar verilmiştir.
2. Sanıkların atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
3.TUBİTAK Mam' dan alınan 11.08.2015 tarihli rapor ile çevre mühendisinden alınan 01.10.2015 tarihli bilirkişi raporu ve soruşturma aşamasında düzenlenen 12.05.2014 tarihli keşif zaptı dosya içinde mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3 maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama ...” başta bu Kanun'un 181 ilâ 184 üncü maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanunu'nun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.
“Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
“Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Yine aynı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanunu'nun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181 inci maddesinin birinci fıkrasında, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182 nci maddesinin birinci fıkrası ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
Yerel Mahkemece; dosya dahilinde keşif işlemi icra edilmemiş, bilirkişi raporu temin edilmemiştir.
Ayrıca sanıklar aşamalarda, daha evvel yargılanmaları sonrasında 1200 tonluk fazla suyu biriktirdikleri havuz yaptırıp yine bir arıtma tesisi kurdukları mahallinde yapılan keşiftede dereye giden suyun onların tesisinden giden su olmadığına dair tespit yapıldığına, yalnızca dolgu kısmında bir sızıntının mevcut olduğuna, onu da şu anda giderdiklerine, her ne kadar ilgili kurum tarafından bu durum deşarj olarak değerlendirmiş ise de, bu hususu kabul etmediklerine, kendi yaptırdığım ölçümlerde de alınan numunelerin toprağa, havaya veya suya zarar verici nitelikte olmadığını tespit ettiklerine, kaldı ki kendi bağlarında da bu gübreyi kullandıklarına içerinde ağır metal veya çevreye zarar verecek nitelikte metal bulunmadığına, ayrıca bahsedilen suyun kendileri için değerli olduğuna bu suyu kompost üretiminde kullandıklarına ayrıca yapılan iki keşifte de dereye akan suyun tesislerinden çıkmadığının tespiti yönünde, beyanda bulundukları anlaşılmıştır.
Yerel Mahkemece dosya kapsamında soruşturma aşamasında alınan raporlara göre sanıkların beraatlerine karar verilmiş ise de,
Bu suretle, öncelikle mahallinde keşif yapılmak suretiyle, sanıklara yüklenen suçun oluşup oluşmadığının tespiti ve suça konu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakıp bırakmadığı yönünden 5237 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkraları uyarınca dosyanın üniversitelerin ziraat fakültesi toprak bilimi ve bitki besleme, su ürünleri, çevre ve kimya mühendisliği bölümlerinde çalışan öğretim üyesi bilirkişilerden oluşacak heyete dosya tevdii edilerek, suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan yönetmelikler ve ekleri ile birebir ilişki kurmak suretiyle ve Yargıtay denetimine imkân sağlayacak nitelikte bilirkişi raporu alındıktan sonra rapor içeriğine göre sanığın, yüklenen eylemden kast ya da taksir şeklindeki kusurluluk türlerinden hangisinden sorumlu olduğu tartışılarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken sanık hakkında yetersiz gerekçe ve eksik kovuşturma ile sanıkların beraatlerine karar verilmesi,
Nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan Kurum vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!