4. Ceza Dairesi 2021/23845 E. , 2024/4317 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/159 E., 2016/310 K.
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanıklar hakkında; çevrenin kasten kirletilmesi suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteminin özetle; sanıkların yönetmelikte belirtilen standartlara ve yöntemlere uygun fiziksel arıtma önlem tesisi kurmayarak ve kirlenmenin etkilerini gidermek ve azaltmak için gerekli tedbirleri almayarak atılı suçu işledikleri, kalıcı nitelikte zararın suçun oluşmasının koşulu olmadığı, analiz sonuçlarına göre atık su numune değerlerinin standartları sağlamadığı bu ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Çevre ve Şehir İl Müdürlüğü görevlilerince Meyve Suyu Üretim Tesisinde yapılan denetimlerde meyve sıkım işleminden oluşan meyve posası gibi atıkların nakliye araçlarına yüklendiği tesis alanından kaynaklanan meyve posası sızıntı suları ve yer temizlik sularının arıtılmadan yağmur suyu tahliye borusu ile doğrudan Malgaç Çayına verildiği ve alınan atık su numunesi analiz sonuçlarının standartları sağlanmadığının tespit edildiğinden bahisle sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan cezalandırılmaları talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; sanığın atılı suçu işlediklerinin sabit olmadığının kabulü ile beraatlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan yürütülen soruşturma sonucunda Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 28.12.2015 tarihli 2014/10128 soruşturma 2015/6689 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, 29.12.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcısı tarafından "şüphelilerin eylemlerinin T.C.K.'nun 181/1 inci maddesinde yazılı çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturduğu gözetilerek sorumlu şüpheliler hakkında iddianame tanzimi husususun değerlendirilmesi amacıyla" iade edilmesi üzerine Nazilli Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı belirlenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.10.2020 gün, 2019/7-84 Esas, 2020/399 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2802 sayılı Kanun'un 5 ve 5235 sayılı Kanun'un 18 inci maddelerinde düzenlenen, sınırları açık ve net bir şekilde çizilmeyen gözetim ve denetim yetkisi adı altında Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılacak işlemlerin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların hukuken sonuç doğurmasına bir etkisi olmayacağı, anılan gözetim ve denetim yetkisinin bir suç soruşturması sonucunda hangi kararın verilmesi gerektiği yönündeki emirleri veya kararın onanmasını/iade edilmesini kapsamayacağı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın geçerlilik şartları arasında Cumhuriyet Başsavcısı tarafından anılan kararın onaylanması şeklinde bir işlemin bulunmadığı, Cumhuriyet Savcısı tarafından elektronik imza ile imzalanan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hiçbir onay işlemine gerek olmadan hukuken geçerli hâle geleceği, 5271 sayılı Kanun'da açıkça düzenlenen şartlar gerçekleşmeden hukuken geçerli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırılarak iddianame tanzim edilemeyeceği anlaşılmakla;
28.12.2015 tarihli ve 2014/10128 soruşturma 2015/6689 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuken geçerli olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinde yer alan şartların da gerçekleşmediği, bu aşamada kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik 5271 sayılı Kanun'un 173 üncü maddesinde düzenlenen itiraz imkânının sağlanması için gerekli tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, itiraz edilmesi durumunda merci tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırılırsa Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemek zorunda olduğu, bu hâliyle 08.02.2016 tarihli ve 2016/479 Esas 2016/412 iddianame numaralı iddianamenin hukuki değerinin bulunmadığı, usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davasından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!