WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2021/18286 E.  ,  2024/2307 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/230 E., 2016/127 K.
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hüküm kurulmasına yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma

Sanık hakkında kasten yaralama suçundan neticeten hükmolunan 3000 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik hakaret suçundan verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin kararın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında hüküm niteliğinde olmadığından, temyize konu incelenecek bir hüküm bulunmaması nedeniyle dava dosyasının, incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir.
Sanık hakkında hakaret, tehdit ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanığın hakkında verilen mahkumiyet hükümlerini temyiz ettiği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında,
1. Şikâyetçi ...'ye karşı hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 62 inci ve 52 nci maddesi uyarınca 7080 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Şikâyetçi ...'e yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesinin ikinci, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3. Katılanlar ... ve ...'a yönelik hakaret suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4. Katılan polis memurları, katılan ..., şikâyetçi hemşirelere yönelik 5237 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi, 62 nci, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 5320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
5. Hastane içerisinde orada bulunan bütün çalışan ve kamu görevlilerine karşı 5237 sayılı Kanun'un 125 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü, 62 inci ve 52 nci maddesi uyarınca 10340 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
6. Katılan polis memurlarına yönelik 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suçları işlediğine dair delil olmadığına, lehine kararın bozulması talebine vesaire ilişkindir.
O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği; sanığın Burdur Devlet Hastanesi'nde temizlik görevlisi olarak görev yapan şikâyetçi ...'ye yönelik hakaret eylemi bakımından, "şikâyetçi ...'nin Burdur Devlet Hastanesi'nde çalışan kamu görevlisi mi oldukları ya da hizmet alımı yapılan şirketlerin bünyesinde hizmet akdiyle mi çalıştığı tespit edilmeden ve kararda şikâyetçinin ne şekilde kamu görevlisi kabul edildiği açıklanmaksızın", sanığın kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmesine, sanığın tehdit eylemini elindeki kırık bardağı savurmak suretiyle gerçekleştirdiği ve gerekçeli kararda bu yönde kabul olduğu halde, sanığın silahla tehdit eylemi yerine tehdit eyleminden mahkumiyetine karar verilmesine, sanığın polis memurları olan katılanlar ... ve ...'a yönelik hakaret eylemleri bakımından zincirleme şekilde kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan cezalandırılması yerine, diğer katılanlara yönelik hakaret eylemi ile birlikte eylemlerin tek hakaret suçunu oluşturduğunun kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde sanığın arkadaşıyla birlikte Burdur Devlet Hastanesine gittikleri, sanığın hastanede şikâyetçi ...'ye ambulans şoförünü çağır dediği, şikâyetçinin sanığın alkollü olduğunu görmesi üzerine cevap vermediği ve güvenliği çağırdığı, bunun üzerine sanığın sinirlenerek şikâyetçiye "Güvenliğin de senin de ananı avradını sinkaf ederim." dediği, bu sırada katılan polis memuru ...'ın sanığın yanına geldiği ve sakin olmasını söylediği, sanığın agresif hareketlerine devam etmesi üzerine takviye polis ekibi istediği, bunun üzerine katılan ... un da hastaneye geldiği, sanığın hastane önünde katılanlar kendisine müdahale ettiğinde araca binmek istemediği ve "Bana dokunamazsınız hepinizi sürdürürüm siz kimsiniz benim kim olduğumu biliyor musunuz." dediği, ekip aracına bindirildiği ancak sanığın şeker hastası olduğunu ve şekerinin yükseldiğini belirtmesi üzerine tekrar ekip otosundan çıkartılıp hasteneye götürüldüğü, hemşire olan şikâyetçiler ... ve ...'in sanığın değerlerini ölçmek istedikleri sırada sanığın ...'i ittirdiği, ayrıca hastane içerisinde orada bulunan bütün çalışan ve kamu görevlilerini hedef alacak şekilde "Sizi sinkaf ederim ananızı avradınızı sinkaf ederim o.. çocukları." dediği, polis memurları ve katılan ... ile müştekiler Fatma ve Belkıs'ın desk üzerindeki bardağı kırarak "Sizi de keserim kendimi de keserim." dediği, böylece üzerine atılı suçları işlediği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden,
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Katılanlar ... ve ...'a Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden,
Hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin kararın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında hüküm niteliğinde olmadığından, temyize konu incelenecek bir hüküm bulunmaması nedeniyle dava dosyasının, incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir.
C. Sanık Hakkında Hakaret, Tehdit, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri yönünden,
Sanığın ve O yer Cumhuriyet savcısının bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1. 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinde "görevi yaptırmamak için direnme" başlığıyla "seçenekli hareketli" ve "amaçlı bir fiil" olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin icra vasıtalarının "cebir veya tehdit" şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alınmalıdır.
Sanık tarafından katılanlara söylendiği kabul edilen sözlerin tartışmanın bütünü ve söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde, tehdit niteliğinde olmadığı, dolayısıyla görevi yaptırmamak için direnme suçunun tehdit unsurunun somut olayda gerçekleşmediği gözetilmeden beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci cümlesine göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın hakaret eylemlerini kısa zaman dilimi içerisinde ve aynı eylemin devamı niteliğindeki sözlerle, birden fazla katılan ve şikâyetçiye karşı gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenecek temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırılması gerektiği gözetilmeden, hakaret suçundan ayrı ayrı iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi,
3. 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, somut olayda sanığın hakaret eylemlerini acil servis kırmızı alan bölümünde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, suçun işlendiği yerin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespitinden sonra, hakaret eyleminde aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğunun açıklanıp tartışılması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında aleniyet fıkrasının uygulanması,
4. Sanığın, hastane içerisinde şikayetçiler ve katılanlara tehdit sözleri söylemek ve silahtan sayılan kırık bardağı savurarak, kendisinin üzerine gelinirse onları da kendisini de keseceğini söylemek biçimindeki eyleminin silahla tehdit suçu olarak değerlendirilmesi gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle tehdit suçundan hüküm kurulması,
5. Kabule göre; dosya kapsamından şikayetçi ...'nin, hastanede temizlik personeli olarak görev yaptığının anlaşılması karşısında, şikayetçinin özel şirket adına çalışıp çalışmadığı araştırılarak TCK'nın 6/1-c ve 125/3-a maddeleri kapsamında kamu görevlisi olup olmadığı tartışılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle kamu görevlisine hakaret suçundan ceza verilmesi,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
1. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden,
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanık Hakkında Katılanlar ... ve ...'a Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden,

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, temyize konu incelenecek bir hüküm bulunmaması nedeniyle dava dosyasının, oybirliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
3. Sanık Hakkında Hakaret, Tehdit ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme kararına yönelik sanığın ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2024 tarihinde karar verildi.