WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ

A- A A+

4. Ceza Dairesi         2021/17870 E.  ,  2024/888 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/753 E., 2016/151 K.
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık müdafii 10.02.2016 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz isteminde bulunmuş ise de sanığın 30.03.2016 tarihli dilekçesinde; ''Bilgim dahilinde müddet-i muhafaza dilekçesi verilmiş ise de bu hakkımdan vazgeçiyorum, temyizden feragatim sebebiyle gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum.'' şeklinde talepte bulunduğunun anlaşılması karşısında; temyiz hakkından feragat sebebiyle sanık müdafiin temyizi yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi gerektiği anlaşılmıştır.
O yer Cumhuriyet savcısının temyizi yönünden yapılan incelemede, sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında,
1. Şikâyetçi ...'a karşı hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,

2. Şikâyetçiler ...,...,...,..., ve.......'ye yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 43 üncü, 62 nci, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
3. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
4. Şikâyetçi......'ye karşı hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,

Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmasına, tekerrüre esas alınan kararın hükümde gösterilmesi gerektiğine, görevi yaptırmamak için direnme suçundan değil tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiğine, hükümler arasında Kanun maddelerinin uygulanmasına ilişkin çelişkiler bulunduğuna, şikâyetçi .....'ya yönelik hakaret suçundan da kamu davası açıldığı halde hüküm fıkrasında adına yer verilmediğine, vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde alkollü olması sebebiyle işlem yapılabilmesi amacıyla hastaneye getirilen sanığın kendisini muayene eden şikâyetçi doktor ......'ye saat 01:30 sıralarında sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, daha sonra polis merkezine getirilen sanığın polis memurları olan şikâyetçilere hitaben polis merkezinde "Adam toplayıp hepinizi vurduracağım, hepiniz yav...sınız, barlardan haraç alıyorsunuz, kadın çalıştırıyorsunuz, benden de istiyorsunuz, sizi savcılığa şikâyet edeceğim yav...lar, sizin savcınızı da s...yim, yav...lar yarın ben buraya tekrar geleceğim, siz üzerinizdeki üniformaya güvenmeyin, ya siz ya ben öleceğim." dediği, polis memuru olan şikâyetçi ......'ye aynı zamanda "Trafikçi misin sen, o ehliyeti iki sene nereye sokacağız, sen münasip yerine ehliyeti sok." dediği, kendisine zarar vermeye yönelik eylemlerde bulunması üzerine tekrar hastaneye getirildiğinde şikâyetçi .......'ye hitaben saat 05:30 sıralarında "Y... senin ananı bacını s...yim." dediği Yerel Mahkemece kabul olunarak hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden Yapılan İncelemede
Sanık müdafii 10.02.2016 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz isteminde bulunmuş ise de sanığın 30.03.2016 tarihli delikçesinde; ''Bilgim dahilinde müddet-i muhafaza dilekçesi verilmiş ise de bu hakkımdan vazgeçiyorum, temyizden feragatim sebebiyle gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum.'' şeklinde talepte bulunduğunun anlaşılması karşısında; temyiz hakkından feragat sebebiyle sanık müdafiin dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden Yapılan İncelemede
Sanığın, alkollü olması nedeniyle işlem yapmak isteyen görevli polis memuru olan şikâyetçilerin görevlerini yapmalarını engellemek amacıyla tehdit eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında kaldığı belirlendiğinden Tebliğname'deki tehdit suçundan hüküm kurulması gerektiği yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
1. Şikâyetçi......'ye Yönelik Hakaret Suçu Yönünden;
a. Sanığın bir suç işleme kararı kapsamında şikâyetçiye farklı zaman diliminde hakaret etmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, somut olayda; sanığın eylemini acil servisin neresinde gerçekleştirdiğinin tespit edilerek anılan maddenin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu Yönünden;
Sanığın, görevi yaptırmamak içi direnme eylemini, birden fazla görevliye karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiil ile gerçekleştirmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Şikâyetçiler ...,...,... Ve....'ye Yönelik Hakaret Suçu Yönünden;
a. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli, 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın, görevli polis memurlarına hakaret etmesi biçimindeki eylemleri, aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğundan hakaret suçundan bir kez mahkûmiyetine karar verilerek cezasından 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden ayrı ayrı hükümler kurulması,
b. Zincirleme suç uyarınca yapılan artırım sırasında mağdur sayısı göz önüne alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanırken artırım oranının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini gerektiğinin gözetilmemesi,
c. Görevli polis memuru olan şikâyetçi.....'ya yönelik hakaret suçundan da kamu davası açıldığı halde hüküm fıkrasında adına yer verilmemesi,
d. Sanığın, şikâyetçi ......'ye karşı hakaret eylemini aleni sayılan polis merkezi koridorunda ve girişinde işlenmesine rağmen, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmayarak eksik ceza tayini,
Nedenleriyle, hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden Yapılan İncelemede
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden Yapılan İncelemede
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2024 tarihinde karar verildi.