4. Ceza Dairesi 2021/13882 E. , 2023/22788 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/209 E., 2016/552 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında
1. Katılan M. E. Ö ile şikâyetçiler S. K., Y. A. ve Z. D. Y'ye yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Şikâyetçi A. Ö.'ye yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri, tanıkların beyanlarının sanığın mahkûmiyetine yeter nitelikte olmadığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, yetersiz ve yasal olmayan gerekçeyle cezanın teşdiden belirlendiği ve erteleme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığı, kararın usul ve Yasaya aykırı olup bozulması gerektiğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın başka suçtan yargılandığı Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/214 Esas sayılı dosyasında hakkında verilen mahkumiyet hükmü kendisine okunduktan sonra duruşma salonunda taşkınlık yapmaya başladığı, kolluk görevlileri tarafından sanığın duruşma salonundaki müdahil tarafa ve mahkeme heyetine karşı hakaret sözleri söylemesini engellemek amacıyla ağzını kapatarak duruşma salonu dışarısına mahkûmların gelmiş olduğu özel bölmeden çıkarıldığı esnada sanığın soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı şikâyetçi A. Ö.'nün gıyabında tutanak tanıkları duyduğu halde "Senin gibi savcının a... k..., a... k... savcısı, senin yapacağın işin a... k..." şeklinde sözlerle hakarette bulunduktan sonra bu kez kendisi hakkında hüküm kuran mahkeme heyetine hitaben "a...k çocukları" şeklinde hakaret sözleri söylediği, kolluk görevlilerinin kendisini ikaz etmesi üzerine görevlilere hitaben "Siz neden savcıyı tutuyorsunuz onun akrabası mısınız, oradaki insanların birçoğu parayla tutulmuş kişiler." diyerek mahkeme heyetine yönelik hakaret sözlerine devam ettiği, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede; sanık savunması, tanıkların beyanları, olay tarihli tutanakların içerikleri, olayın meydana geliş şekli ile tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmama gerekçesine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinden hukuka aykırılık bulunmadığından sanık ve müdafiinin bozma sebebi dışındaki temyiz sebepleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci cümlesine göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın başka suçtan yargılandığı Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/214 Esas sayılı dosyasında hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kendisine okunduktan sonra hem soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına hem de Mahkeme heyetine yönelik ''Olay ve Olgular'' başlığı altında belirtilen şekilde gerçekleştiği kabul edilen hakaret eylemlerini, zaman ve mekan birlikteliği içerisinde, aynı suç işleme kararıyla ve birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleştirmesi dolayısıyla eylemlerin hukuken bir bütün halinde tek bir hakaret fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereği bir kez ceza verilip 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırılması gerektiği gözetilmeden, iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması,
Nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!