4. Ceza Dairesi 2021/13248 E. , 2023/21881 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/830 E., 2016/107 K.
SUÇLAR : Hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozma, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararları ile sanık hakkında
1.Tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
3. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çekitirilmesine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği; kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda temel ceza belirlenirken olayın oluş biçimi gözetilerek asgari hadden uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğine, sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğinin sabit olduğuna hakkında ceza verilmesi gerektiğine, vesaire ilişkindir.
2. Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarını işlemediğine, lehe hükümlerin yerinde olmayan gerekçeler ile uygulanmadığına, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulduğuna, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde, sanığın amca oğlunun katılan tarafından işten çıkarılması meselesinden dolayı telefon konuşması esnasında tarafların tartışma yaşadıkları ve sanığın ".... bırak kabloların peşini bunun sonu iyi olmaz, ...şantiyeni yaktırırım, senin ananı avradını sinkaf ederim" diyerek hakaret ve tehdit ettiği ayrıca katılanı 15:45 ile 16:38 saatleri arasında sekiz kez arayarak kişilerin huzur ve sükununu bozduğu iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Yerel Mahkeme, sanığın üzerine atılı tehdit suçlamasını kabul etmemesi, telefon görüşmesinin yapıldığı sırada sanığın yanında bulunan tanık R.E.'nin de sanığın iddianamede belirtilen şekilde katılana hitaben tehdit içerikli bir söz söylediğine ilişkin anlatımda bulunmaması karşısında; sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğine dair doğrudan tanık beyanı ile desteklenmeyen katılanın beyanı dışında cezalandırılmasını gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, inandırıcı başkaca bir delil elde edilemediğinden beraatine, sanığın dolaylı kabulü, tanık anlatımı, HİS kayıtları ve katılanın değişmeyen beyanları birlikte değerlendirilerek, hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarını işlediği sabit kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmitir.
IV. GEREKÇE
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair doğrudan tanık beyanı ile desteklenmeyen mağdurun beyanı dışında cezalandırılmasını gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı başkaca bir delil elde edilememesi nedeniyle beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Hakaret ve Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanun'da ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Tarafların gerçekleştirmiş olduğu telefon görüşmeleri esnasında sanığın amca oğlunun katılan tarafından işten çıkarılması meselesinden dolayı tartışma yaşandığının ve sanığın bu görüşmelerde katılana hakaret ettiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın hangi eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinde düzenlenen genel ve tamamlayıcı nitelikte olan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu ve suçun unsuru olan ısrar ögesinin ne şekilde gerçekleştiği, sanığın kastının ne şekilde sırf huzur ve sükunu bozma saiki olarak kabul edildiği yöntemince açıklanmadan, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule göre kişilerin huzur ve sükunu bozma ve hakaret suçları bakımından; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 nci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Hakaret ve Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!