3. Hukuk Dairesi 2023/5173 E. , 2024/1191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/169 E., 2023/394 K.
Taraflar arasında birleştirilerek görülen maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar ve davalı Bağcılar Sağlık Hizmetleri Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, müteveffa ...'un ... ve ...’un oğlu, diğer davacıların ise kardeşi olduğunu, ölüm olayından üç-dört ay kadar önce futbol maçı yaparken düştüğünü ve omzunda ağrılar hissettiğini, ağrılar şiddetlenince götürdükleri hastanelerde röntgenleri çekilip bir sonuç alınamadığını, Güngören'de ... adına bir çıkıkçıya gidildiğini, bu kişinin herhangi bir şey yapmayarak tanıdığı doktor davalı Dr. ...'ı aradığını, davalı doktorun yazıhaneye gelerek müteveffayı ayaküstü muayene ettiğini, herhangi bir tetkik veya detaylı bir inceleme yapmadığını ve omzun ameliyat gerektirdiğini söylediğini, 18.12.2008 tarihinde müteveffayı davalının çalıştığı diğer davalı Bağcılar Özel Hospitalist Hastanesine götürdüklerini ve burada gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmadan, omuzun detaylarını gösterir MR çekilmeden davalının ameliyatı yaptığını, aynı gün taburcu edildiğini, şikayetlerin artması üzerine 26.12.2008 tarihinde tekrar Özel Hospitalist hastanesine gelindiğini, Dr. ...'ın aynı şekilde tetkikler yapmadan MR istenip omuzun durumunu tespit etmeden üstünkörü muayene ederek ikinci kez ameliyata karar verdiğini ve müteveffanın 2.kez ameliyat edildiğini, tıp ahlakı ile adabına, mesleğin sorumluluğuna aykırı bir şekilde, hastanın genel durum fonksiyonları gözetilmeksizin aynı gün taburcu edildiğini, gece geç saatlerde müteveffanın ağrıları artarak,kusmaları olduğunu ve bunların normal olduğunun söylenmesi üzerine, doktorun yetersizliğine karar verilerek Çapa Tıp Fakültesine götürüldüğünü ve 28.12.2008 tarihinde vefat ettiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/4582 esas sayılı dosyası ile soruşturma açıldığını ve Bakırköy 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/877 E. No ile yargılama süreci başladığını ve davalının taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan mahkum olduğunu belirterek; müvekkili ... adına şimdilik cenaze masrafları için 100,00 tedavi giderleri için 700,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında 250,00 TL olmak üzere toplam 1.050,00 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminat, Müvekkili ... adına destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında şimdilik 250,00 TL maddi ile manevi zararları teminen 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden, ... adına destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında şimdilik 100,00 TL maddi ile manevi zararları teminen 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden, ... adına destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında şimdilik 100,00-TL maddi tazminat ile manevi zarları teminen 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden, ..., ..., ..., ... ve ... adına manevi zararları teminen 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.06.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile; ... için talep edilen 250,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve ... için talep edilen 250,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ıslah yolu ile 69.931,85 TL(... için 32.087,25 TL, ... için 37.844,60 TL) artırılarak toplam 70.431,85 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep edilen toplam 170.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, dosyanın Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesinin 2021/169 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, müvekkillerinden ... adına şimdilik 72.862,22 TL, ... adına şimdilik 155.940,16 TL olmak üzere toplam 228.802,38 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri asıl ve birleşen davada kendilerine yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.03.2019 tarihli ve 2017/175 E.- 2019/145 K.Sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacı ..., ...ve ...için; her biri lehine ayrı ayrı 5.000.00 TL manevi tazminatın davacı ... için; 38.094,60.TL destekten yoksun kalmadan doğan maddi tazminatın ve 30.000.00 TL manevi tazminatın davacı ... için; 32.337,25.TL destekten yoksun kalmadan doğan maddi tazminatın ve 30.000.00.TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairemizin 15.12.2020 tarih ve 2020/8224 E.- 2020/7803 K. sayılı ilamı ile; “1-Davalı ... mirasçılarının temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava, vekilin özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, müteveffa ...'u ameliyat eden doktor ... ve operasyonun gerçekleştirildiği Bağcılar Sağlık Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş.-(Özel Hospitalist Hastanesi) aleyhine eldeki davayı açmışlardır. Yargılamanın devamı sırasında davalı ... vefat etmiş, mirasçıları vekili dosyaya vekaletnamesini sunmuş ve dava mirasçılar aleyhine devam etmiştir. Mirasçılar vekili, müteveffanın bütün mirasçıları tarafından Küçükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/925 Esas sayılı dosyasında açılan dava sonucu mirasın reddedildiğini, bu nedenle Küçükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/23 Tereke Nolu dosyası ile tereke tasfiye davası açılıp bu davanın halen derdest olduğunu ve bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ancak mahkeme bu konuda olumlu olumsuz bir karar vermemiştir. Davalı mirasçılar vekili karar verilmeden önce de mirasın reddine dair kararı dosyaya sunmuştur. Küçükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/925 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların ... oldukları, müteveffanın ... olduğu, talebin mirasın gerçek reddi olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen 04/10/2017 tarihli kararla davanın kabulüne ve davacılar tarafından mirasın kayıtsız ve şartsız reddedildiğinin tespitine karar verildiği, murisin başkaca mirasçısı bulunmadığından kararın kesinleşmesinden sonra tereke hakimliğine ihbar edilmesine karar verildiği ve kararın 30/10/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mirası reddeden mirasçılara husumet yöneltilemez. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, re'sen nazara alınması gerekir. Ayrıca, taraf teşkili sağlanmadığı sürece işin esasına girme olanağı da yoktur. H.G.K’nın 03.07.2002 tarih 15/572-577 sayılı kararında söz edildiği gibi,taraf teşkilinin sağlanması amacıyla Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinin nazara alınması ve bu tasfiyeye ilişkin yasal prosedürün sonucunun beklenmesi, tasfiye sonuçlandırıldığında da mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilcinin davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve tüm delillerinin toplanıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Davalı Bağcılar Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahkemece davalı müteveffa doktor ... hakkında başlatılan soruşturma sırasında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Adli Tıp 1.İhtisas Kurulu’ndan alınan 28.03.2012 tarihli rapor ve açılan dava sonucu Bakırköy 32. Asliye Ceza mahkemesinin 2012/877 Esas 2014/478 Karar sayılı dosyasında Adli Tıp Genel Kurulu'ndan alınan 27.03.2014 tarihli rapor göz önüne alınarak ve başkaca bir inceleme yapılmaksızın hesap bilirkişisinden alınan rapor doğrultusunda, ceza mahkemesi kararı ile sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı TCK'nun 85/1 ve 62. Maddeleri gereği 1 yıl 8 ay hapis cezası verilerek CMK'nun 231/8-11 maddeleri gereği hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve kararın 12/11/2014 tarihinde kesinleştiği, 6502 sy 13. Maddesi gereği davalılar tarafından verilen tedavi hizmetinin ayıplı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenen “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü uyarınca hukuk hakiminin ceza hukuku kuralları ile bağlı olmadığı, ceza mahkemesi kararları karşısında hukuk hakiminin bağımsızlığı düzenlenmiş bulunmaktadır. Hukuk hakimi, ceza kararlarını ve orada yer alan değerlendirmeleri serbestçe gözönünde tutarak ondan yararlanabilir. Hukuk hakiminin bağımsızlık ilkesi, ceza hukukuyla medeni hukukun amaçlarının, haksız fiile suçun unsurlarının kabul ve oluşumunun, her iki hukuk dalında yargılama usulü ile delillerin takdirinin farklı olmasına dayanmaktadır. Haksız fiil unsurlarının her iki hukuk dalında ifade ettikleri anlam birbirinden farklıdır. Hukuk hakimi, ceza kararları karşısında kusurun varlığı ve derecesi, zarar miktarının tayini yönünden bağımsızdır. Maddi olgunun belirlenmesi yönünden ise “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı”, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir.(HGK, E. 2011/19-639, K.2012/30, T.1.2.2012). Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece dava konusu olaya ilişkin konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak heyetten rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eskik incelemeyle ceza soruşturması ve ceza yargılaması sırasında alınan raporlar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacıların temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6502 Sayılı Kanunun 73/2, maddesine göre davacıların harçtan muaf olduğu gözetilerek, başlangıçta yatırdıkları harcın iadesine karar verilmesi gerekirken, bu hüküm gözetilmeksizin, harcın iade edilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-Bozma nedenlerine göre davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
5-Gerekçeli karar başlığında davalı müteveffa ... mirasçılarının dahili davalı olarak gösterilmemiş olması hususu, mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi hatalardan olup, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.” gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, “18.12.2008 tarihinde Özel Hospitalist hastanesine omuz çıkığı nedeni ile başvuran... hakkında gecikmiş omuz çıkığı tanısı konduğu, açık ve kapalı rediksiyon, kirşe teli takıldığı, daha sonra taburcu olduğu ancak şikayetlerinin devam etmesi üzerine 26.12.2008 tarihinde tekrar aynı hastaneye başvurduğu, açık rediksiyon sonrası antibiyotik, Problaksi düzenlendiği, ancak doktoru tarafından klinik durumu değerlendirilmeden taburcu edildiği, ameliyat sonrası hastanın kötüleşmesi üzerine doktoruna ulaşarak muayene edilip tetkiki için başka bir hastaneye sevk edildiği, sevk sonrası Haseki eğitim ve araştırma hastanesinde gerekli tetkik ve konsültasyon ve tedavilerinin yapıldığı sırada 28/12/2008 tarihinde vefat ettiği, yapılan otopsi ve belirlenen bulgulara göre mikrobiyolojik inceleme sonucunda kemik fistül içi sürüntüsünden omuz eklemi aspirasyon mayisinden aerop bakteri üremesi nedeniyle açık redüksiyon sonrası gelişen osteomlelit sonucu ölümün gerçekleştiği, davalı doktor ...'ın MR incelemesi yapmadan hastayı ameliyata almasının ve ameliyat sonrası kliniğinin değerlendirilmeden taburcu edilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, bu nedenle kusurlu olduğu, diğer davalı Bağcılar Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin ise hizmet veren kurum olması nedeni ile tam sorumluluğunun bulunduğu, Bakırköy 32. Asliye Ceza mahkemesinin 2012/877 Esas 2014/478 sayılı kararı ile sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan dolayı TCK'nun 85/1 ve 62. Maddeleri gereği 1 yıl 8 ay hapis cezası verilerek CMK'nun 231/8-11 maddeleri gereği hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve kararın 12/11/2014 tarihinde kesinleştiği 6502 sy 13. Maddesi gereği davalılar tarafından verilen tedavi hizmetinin ayıplı olduğu, davacıların vefat edenin mirasçıları olarak 6502 sy. 14. Maddesi gereği uğramış oldukları maddi ve manevi zararları talep edebilecekleri, aktüerya bilirkişisinin hesap raporuna göre ; vefat edenin babası ... için 32.337,25-TL anne ... için ise 38.094,60-TL maddi tazminata hükmetmek gerektiği, ayrıca davacıların vefat eden ile olan akrabalık durumu ekonomik ve sosyal mali durumları, manevi tazminat konusunda belirtilen kriterler göz önünde bulundurulduğunda her bir davacı için ayrı ayrı kısmen manevi tazminata hükmetmek gerekmiş olup ayrıca baba ... için 800,00-TL cenaze masrafı ve tedavi giderlerinden oluşan maddi tazminata hükmetmek gerektiği, ayrıca 15/03/2023 tarihli günce aktüerya hesap raporu dikkate alındığında davacılar ... ve ... bakımından birleşen Bakırköy 2 Tüketici Mahkemesinin 2023/121E. Sayılı dosyası bakımından güncel destekten yoksun kalma tazminatına ayrıca hükmedilmiş olup, TBK 58. Maddesi gereğince yapılan değerlendirmede vefat edenin davacılarla akrabalık durumu, tarafların kişisel ve sosyal ekonomik durumları, olayın oluş şekli de değerlendirilerek, davacılar için sebepsiz zenginleşme, davalılar için fakirleşme sonucu doğurmayacak şekilde uygun manevi tazminata ayrıca hükmedilmiştir.” şeklinde karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı hastane vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, davalıların dava konusu eylem nedeniyle tam kusurlu olduğunu ve tüm zarardan sorumlu olduğunu, davalarının tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, ayrıca faizin de haksız fiil tarihinden (ölüm) itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı hastane vekili, kendilerine herhangi bir kusur yükletilemeyeceğini, birleşen davada talep edilen hususlar konusunda zamanaşımı itirazlarının hatalı değerlendirildiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı hastane ve diğer davalı hekimin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan mesleki özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasıyla maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Boçlar Kanunu’nun 117/2, 502 nci ve devamı maddeleri.
Değerlendirme
1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozma ilamına uygun, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu,kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalının tüm, davacıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Mahkemece, davacılar İsa ve Güzel lehine asıl ve birleşen davalarda hükmedilen maddi tazminatlara TBK 117/2 maddesi uyarınca olay (ölüm) tarihi olan 28.12.2008 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, asıl ve birleşen dava tarihlerinden itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'a (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3 üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
V. KARAR
1.Davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile; temyiz olunan Mahkeme kararının asıl davaya ilişkin hüküm fıkrasında bulunan “dava tarihi olan 12/01/2015” ifadesinin çıkartılarak yerine faiz başlangıç tarihinin “olay tarihi olan 28/12/2008” yazılması suretiyle ve birleşen dava için ise hüküm fıkrasında bulunan “dava tarihi olan 04/04/2023” ifadesinin çıkartılarak yerine faiz başlangıç tarihinin “olay tarihi olan 28/12/2008” yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Kararı temyiz eden davacı taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!