3. Ceza Dairesi 2024/4847 E. , 2024/9377 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle;
Katılanlar T.C. ... ve ... vekillerinin temyiz dilekçelerinde tüm dosya sanıklarının atılı tüm suçlardan cezalandırılmaları gerektiği istemiyle temyiz talebinde bulundukları belirlenerek; bozma sonrası İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararda sanık ... hakkında Anayasa'yı ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmü dışında temyiz incelemesine konu edilebilecek herhangi bir hüküm bulunmadığından, katılan
vekilleri tarafından temyizi talep edilen sanık ...'na isnat olunan Anayasa'yı ihlal suçu dışında kalan diğer sanık ... suçlar yönünden dosyanın incelenmeksizin MAHALLİNE İADESİ,
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
I- Müşteki ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Milli Savunma Bakanlığının sanığa yüklenen suçtan niteliği itibariyle doğrudan zarar görmediği ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmadığı ve bu kapsamda davaya katılmasına ilişkin karar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,
Diğer temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonucunda;
Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 37 nci maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasa'yı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir
edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her hâlükârda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasası'nın 137/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 24/3 üncü maddeleri). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
İlk Derece Mahkemesince Kabul Edilen Somut Olay;
14 Temmuz 2016 tarihinde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında darbe teşebbüssüne ilişkin toplantıların icra edildiği, bu toplantıya 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral ... ...’in başkanlık yaptığı, toplantıya tüm tabur komutanlarının Albay ... tarafından telefonla aranarak çağrıldıkları, 2. Tabur Komutanlığı’na vekaleten bakan sanık Binbaşı ...'nun o sırada kışlada bulunmadığı için toplantıya kendisine vekaleten Üsteğmen Gökhan Sevinç'in katıldığı, bu toplantıda birliklerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesini, ... Çevik Kuvvet Yerleşkesini ve Atatürk Havalimanını ele geçirmesi, ... gişeler ve Ispartakule yol ayrımına hakim olarak TEM otoyolu üzerinden İstanbul'a girişin engellenmesi ve darbe girişimine Trakya'dan katılacak birliklerin geçişinin sağlanmasının planlandığı ve toplantıya katılan subaylara darbe girişiminin tebliğ edildiği, sanık ...’nun yapılan toplantının bildiriminden sonra 14 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatlerinde bozma öncesi dosyada sanık Üsteğmen ...’a emniyet takımlarının hazırlanması emrini verdiği, emrindeki bölük komutanlarına da KOKTOD faaliyeti çerçevesinde hazırlık yapmaları talimatını verdiği, 15 Temmuz akşamı Kurmay Yarbay ... ve Binbaşı... tarafından birlik komutanları aranarak faaliyet başlasın şeklinde bildirimde bulunulması üzerine Tugay Komutan Yardımcısı Kurmay Albay ...'nin saat 21:00 sıralarında Kurmay Yarbay ... ...’ı ve sanık Binbaşı ...’nu arayarak birliklerin içtima alanında tam teçhizatlı bir şekilde toplanması emrini verdiği, tüm personel ve zırhlı araçların daha önceden yapılan belirlemelere göre içtima alanında toplandığı, Yarbay ... ...'ın içtima alanında sıkıyönetim ilan edildiğini, sıkıyönetim kanunlarının geçerli olduğunu, kendilerine verilecek emirleri eksiksiz yerine getirmelerini söyleyerek araç bin emrini verdiği, sanık Binbaşı ...'nun, Kurmay Albay ...’nin emri üzerine bozma öncesi dosyada sanıklar Üsteğmen ... ve Üsteğmen ...’a kendisini takip ederek ... Gişelerine gelmeleri emrini verdiği, ayrıca kendisinin de emrinde bulunan askeri personel ve araçlarla saat 21:30-22:00 sıralarında ... gişelerine hareket ettikleri, saat 23:10 sıralarında ... gişelerine vararak zırhlı araçtaki MG-3 ve silahsavarları istasyona bakacak şekilde çevirme emrini vermediği, yanına gelen polis memurlarına darbe yapıldığını söylemediği, yine sanığın görev yaptığı 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında görevli subayların oluşturduğu Chat-4 adlı WhatsApp grubuna ‘... kapalı’ yönünde mesaj attığı,
Şeklinde gerçekleşen olayda;
II- Sanığın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyetine yönelik sanık ... müdafii, katılan T.C. ... vekili ile katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık ... müdafii, katılan T.C. ... vekili ile katılan ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet hükmünün ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!