3. Ceza Dairesi 2024/4774 E. , 2024/4875 K.
"İçtihat Metni"
¸
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İTİRAZ
TAHLİYE TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/251 E., 2019/1004 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Onama
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2021/14875 Esas, 2023/3140 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.03.2024 tarihli ve KD-2024/15871 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I.İTİRAZ SEBEPLERİ
İtiraz konusu uyuşmazlık; örgüte yardım suçunun unsurlarının oluştuğuna dair yeterli delil bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarih ve 2020/4986, 2020/664 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanun'un 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın "faizsiz olduğu için ve birikim amaçlı anılan bankayı tercih ettim" biçimindeki savunmaları da nazara alındığında; Somut dosyada sanığın ilk kez 22.01.2014 tarihinde mezkur bankada hesap açtığı, 2014 yılı Eylül ayında 1.300,TL yatırdığı, 2015 yılı Mart ayında 21.398,36 TL'ye yükselttiği, 29.05.2015 tarihinde BDDK tarafından bankaya tamamen el koyularak TMSF'ye devredildiğinde, devlet bankayı batırıyor algısı oluşturmak için örgüt liderinin "paranızı bankadan çekin" talimatı verdiği, sanığın ise bu çağrıya uymadığı gibi aksine bankacılık işlemlerine devam ettiği, sanığın parasını Bank Asyadan çekmeyerek, bu talimatın tersine hareket ettiği, keza 31.12.2015 tarihinde 21.063,36 TL ile yılı devrettiği, 2016 yılında da kullanmaya devam ettiği, bununla birlikte başka bankadan kredi çekip mezkur bankaya yatırma gibi bir işleminin de bulunmadığı, dolayısı ile sanığın örgütsel kasıtla hareket ettiğini gösterir olağanüstü bir bankacılık işleminin bulunmadığı, eylemlerinin örgütsel faaliyet anlamında şüphede kaldığı, kişisel yarar için de kullanmış olabileceği, keza örgütsel saikle hareket eden kişilerin anılan bankaya el konulması üzerine tüm hesapları kapatarak paraları çektikleri hususları ile sanığın konum ve kişisel özellikleri birlikte değerlendirildiğinde, örgütsel saikle hareket ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmediği değerlendirilerek, sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmakla; onama ilamının kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
II. GEREKÇE
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre;
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanun'un 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin ve Aktifsen üyeliğinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek,
Örgüt hiyerarşisine girdiğinin tam olarak tespit edilemediği kabul olunan ve örgüte yardım kastıyla hareket ettiği tespit edilemeyen sanığın savunmasının aksine örgüt liderinin talimatıyla örgüte müzahir bankaya para yatırdığına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2021/14875 Esas, 2023/3140 sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,
3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2019/251 E., 2019/1004 K. sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, itirazameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!