3. Ceza Dairesi 2024/4711 E. , 2024/9003 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince verilen kararın incelenmesi neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerden sanık ve sanıklar müdafiileri ile yerel Cumhuriyet savcısı ve ... vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Müşteki ...'nın sanıklara yüklenen suçun niteliği itibariyle doğrudan zarar görmediği, 5271 sayılı CMK’nın 298/1 inci maddesi uyarınca davaya katılma hakkı ile bu kapsamda hükmü temyiz yetkisi bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık ... müdafii, sanık ... ve Sanık ... müdafii, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2019 tarih ve 2017/173 Esas 2019/269 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarih ve 2019/2231 Esas 2020/561 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.03/-.2022 tarih ve 2021/4366 Esas 2022/1535 sayılı Kararı ile özetle;
''... Sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın eylemleri değerlendirildiğinde;
Diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, sanık ..., ..., .... ve ...'un ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının dosyaya gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmadığı,
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
ByLock kullanıcısı olan ve örgüt evinde kaldığı yönünde tanık beyanları bulunan sanık ... ..., ByLock kullanıcısı olan ve kod adı kullandığı tanık beyanları ile doğrulanan ... ile aynı örgüt evinde kaldığı yönünde tanık beyanları bulunan ... ve 2013-2014 yılları arasında farklı zamanlarda 46 kez ankesörlü telefonlardan aranan ve asker şahıslarla ardışık aramasının tespit edilen sanık ... Darakcı'nın; darbe teşebbüsüne ilişkin mesajların gönderilmesine müteakip MEBS Grup Komutanlığı kamera kayıtlarından anlaşılacağı üzere görevdeki amirleri tarafından çağrı yapılmamasına rağmen kışlaya kamuflajlı olarak veya beraberinde getirdikleri kamuflajlarıyla geldikleri ve HTS kayıtlarından da anlaşılacağı üzere gün içerisinde haberleşmek suretiyle birlikte hareket ettikleri anlaşılan sanıklar ile bu sanıklardan ayrı olarak emir ve çağrı bulunmaksızın kışlaya gelen, ByLock kullanıcısı olan ve 2011-2014 yılları arasında örgüt evinde kaldığına yönelik tanık beyanları ve mahrem imam beyanı bulunan ..., operasyonel hat kullandığı ve farklı zamanlarda ankesörlü hatlardan arandığı tespit edilen ... ile operasyonel hat kullandığı tespit edilen ve Sıkıyönetim Direktifleri listesinde sözde Batman Sıkıyönetim Komutanı olarak atanan, ...ile hareket ederek kışlaya gelen sanık ...'nun örgüt mensubu olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunamamakla birlikte, Resmi makamlarca veya komutanlarınca bir çağrı bulunmamasına rağmen gönderilen Harekat Yıldırım başlıklı mesajların hemen ardından ve bunlara uygun olarak kışlaya gelerek süreç içerisinde oluşabilecek fiili ve siyasi duruma göre pozisyon almaya çalışan, darbeye karşı mücadele eden askerlerle hareket etmek yerine darbecilerden gelecek emirleri bekleyen, böylece darbe teşebbüsü eyleminde bulunan Yurtta Sulh Konseyi üyeleri tarafından düzenlenen sözde Sıkıyönetim Direktiflerine uygun şekilde hareket eden, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptıkları katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği, katılan T.C. ... vekili, TBMM Başkanlığı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin ayrı ayrı bozulmasına'' nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 15.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2023 gün, 2022/164 Esas, 2023/105 sayılı Kararı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309/1,39/2-c maddesi yollamasıyla TCK'nın39/1, 62/1, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca 12'şer yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.02.2024 tarihli ve red, onama ve düzelterek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A)Sanık ... ve müdafinin temyiz sebepleri özetle;
1. Mahkeme dosyasında beyanda bulunan tanıkların sanık aleyhine beyanda bulunmadıkları, sanığın darbenin başarısız olması için harekat emirlerinin gönderilmemesi için çaba sarf ettiği,tanık beyanlarına dayanılarak verilen kararın usule ve hukuka aykırı olup tanık beyanlarının gerçeği yansıtmayan iftiradan ibaret olduğu, mahkeme gerekçesinde yer bulan tanıkların bir çoğu tahmin yada kişisel düşünceye dayalı iftiralarla dolu beyanlarda bulundukları,sanık hakkında örgüt üyeliği ile ilgili bir delil bulunmadığı gibi Anayasayı ihlal suçu ile ilgili olarak ta eyleminin dahi bulunmadığı,sanığın darbe gecesi birliğe gelmesinin şüpheli görüldüğü,tanık S.Y.nin olmayan beyanı ile sanığın cezalandırıldığı,
2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
B)Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle;
1.Yerel mahkemenin kendi içerisinde çelişen karar ile gerekçesiz şekilde varsayımlarla sanık hakkında ceza tesis ettiği,Yargıtay ve ilk derece mahkemesinin soyut ifadelerle, hangi hareketler sebebiyle 5237 sayılı TCK'nın 309/1 ve 39/2-c hükmü uyarınca cezalandırılması gerektiğinin ortaya koymadığı, sanığın kışlaya neden gittiğini detaylı şekilde izah edilmesine rağmen ilk derece mahkemesi bu gerçeği gözardı ettiği,sanığın kışlada ilk yaptığı şey amirini aramak olmasına rağmen, kimseye haber vermediğinin belirtilmesinin hukuka aykırı olduğu,Yargıtay ve ilk derece mahkemesi "suç organizasyonu içinde bir iş bölümü gereği olarak görevlendirmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanmayan ancak suçun icrasına başladıktan sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan" bu kişilerin suçun icrasına katılacaklarını ifade eden düşüncesine dayanak oluşturan herhangi bir somut delil bulunmadığı,
2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
C)Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle;
1.Sanık ... hakkında bozma gerekçesi yazılmadığı, darbe teşebbüsünden ceza verilen sanık hakkında, darbe eylemine dair bir delil sunulmadığı,örgüt üyeliğinde dair sunulan deliller gerekçe gösterilerek darbe teşebbüsünden ceza verildiği,gerekçeli kararda, sanık adına anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasına ilişkin bir anlatıma yer verilmediği,sanık yalnızca,211 sayılı kanunun kendisine emretmesi nedeniyle birliğine gittiği, dosyada da sanığın, darbe amacıyla geldiğine yönelik bir delilin bulunmadığı,sanığın darbecilerden gelecek emri beklediği iddiasının farazi ve maddi gerçeğe aykırı olduğu,sanığın dosya konusu olay ve sanıklarla bir ilgisinin bulunmadığı,atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı,taleplerin gerekçesiz olarak reddedildiği,eksik araştırmayla ,deliller tartışılmadan karar verildiği,suçlamanın soyut olduğu,
2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
D)O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;
1.TCK'nın 309 uncu maddesinde tanımlanan anayasayı ihlal suçunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesi gereğince mutlak terör suçu sayılan suçlardan olduğu ve bu nedenle sanıklar hakkında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesinin uygulanması gerektiği,nedenlerine dayalı olarak,mahkeme hükümlerinin sanıklar aleyhine bozulmasına karar verilmesi gerektiği
2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
E) Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle;
1.Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, gerekçeye, eylemin nitelendirilmesine göre, sanıklar hakkında cezadan indirim yapılmaması gerektiğine,
2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
F)Müşteki ... vekilinin temyiz sebepleri özetle;
1Ssanıklar hakkında cezadan indirim yapılmaması gerektiğine,
2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Bozma üzerine; sanıklar ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309/1, 39/2-c maddesi yollamasıyla TCK'nın 39/1, 62/1, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanıklar hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme suçundan Kurulan Hükümler Yönünden, 3713 sayılı TMK'nın 3 üncü maddesinde düzenlenen mutlak terör suçlarından olması, aynı Kanunun 5. maddesi kapsamında mutlak terör suçlarında her halükarda 3713 sayılı TMK'nın 5 inci maddesinin herhangi bir takdir hakkı olmaksızın uygulanmasının zorunlu ise de sanıklara tayin edilen temel cezanın ağırlaştırılmış müebbet hapis olması nedeni ile 3713 sayılı TMK'nın 5/1, son cümlesinde 1/2 arttırıldığında yine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğinden sonuç ceza değişmediği için 3713 sayılı TMK'nın 5/1 inci maddesinin uygulanmamasının bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 37 nci maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her hâlükârda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 24/3 üncü maddeleri). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen somut olay;
Sanıklar; ...'un olay tarihi itibariyle, Mebs Grup Komutanlığı'nda J. Mu. Teğmen olarak, sanık ...'ın Jandarma Lojistik Komutanlığı Mebs. Grup Komutanlığı'nda J. Mu. Teğmen olarak sanık ...'un ise Mebs Grup Komutanlığı'nda Astsubay olarak görev yaptıkları,
Darbe girişimi ile ilgili mesajın Haber Merkezine saat 22:15'te gelmesinden sonra tabura gelen ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen ve kod adı kullandığı tanık beyanları ile doğrulanan ... ile aynı örgüt evinde kaldığı yönünde tanık beyanları bulunan ...'ı tanık ...'ın MEBS destek tabur komutanlığı girişinde gördüğünde, sanık ...'a ''komutanım hayırdır, niye geldiniz'' diye sorduğu, sanık ...'un ''görev var dediler geldik'' dediği ve sonra ..., ... ve ...'ın ...'ın odasına girdikleri, tanık ...'in idari tahkikatta ...'ya neden geldiğini sorduğunda ''bir sıkıntı mı var kışlada ne oldu'' diye sorduğunu, kendisinin bilmediğini söylediğini, saat 23:00 sıralarında ..., ..., ...'un üstlerini değiştirerek kamuflaj elbiselerini giymiş olarak ...'ın makam odasına geçtiklerini gördüğünü, ...'ın yanına gelerek neler olduğunu kendisine sorduğunu, beraber televizyon izlediklerini bu sırada ...'ın muhabbet ederken ''bizi de çağırdılar geldik'' şeklinde beyanda bulunduğu, birlikte hareket ederek birliklerine giden ve kamera kayıtlarına göre 05:24'e kadar odada -bir süre de ışıklar kapalı vaziyette- bekleyip daha sonrasında sivil kıyafetlerle odadan çıktıkları, ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen, sanık ...'un teşebbüsün gerçekleştiği dönem örgütün hücre yapılanması nedeniyle birbirlerini tanımayan örgüt üyelerini birbirleriyle haberleşmeleri için oluşturulan listede adı buluduğu, kullanımında olan hattan tekil ankesörlü aramaları bulunduğu, resmi makamlarca veya komutanlarınca bir çağrı bulunmamasına rağmen birliğe gelerek darbeyi kolaylaştırmak amacıyla hazır beklediği bir bütün halinde değerlendirildiğinde,
Harekat Yıldırım başlıklı mesajların hemen ardından ve bunlara uygun olarak kışlaya gelerek süreç içerisinde oluşabilecek fiili ve siyasi duruma göre pozisyon almaya çalışan, darbeye karşı mücadele eden askerlerle hareket etmek yerine darbecilerden gelecek emirleri bekleyen, böylece darbe teşebbüsü eyleminde bulunan Yurtta Sulh Konseyi üyeleri tarafından düzenlenen sözde Sıkıyönetim Direktiflerine uygun şekilde hareket eden, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptıkları katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştirdiği anlaşılan sanıkların eylemleri 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2023 tarih, 2022/164 Esas, 2023/105 sayılı kararına yönelik;
A)Müşteki, ... vekilinin temyiz isteminin, yüklenen suçun niteliği itibariyle suçtan doğrudan zarar görmediği ve davaya katılma hakkı bulunmadığından CMK'nın 296/1 ve 298/1 inci maddeleri gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B)Sanık ... ve müdafii ile sanıklar; ... ve ... müdafileri ve Yerel Cumhuriyet Savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle temyiz istemlerinin ESASTAN REDDİNE,
C)Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2023 tarih, 2022/164 Esas, 2023/105 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince, hükmün 6.maddesinden sonra gelmek üzere, 7 inci madde olarak "Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 17.400,00 TL TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan alınarak katılana verilmesine" ibaresinin yazılması, diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmek suretiyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.07.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!