WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2024/2342 E.  ,  2024/4877 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1757 E., 2019/1248 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte
bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2022/29234 Esas, 2023/2206 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.01.2024 tarihli ve KD - 2023/91253 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

Sanık lehine bozulması istemiyle CMK'nın 308 inci maddesi gereğince Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

"1-Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ve 3. Ceza Dairesinin istikrar kazanmış benzer içtihatlarında izah edildiği üzere;

BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;

İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde: "sanığın Bank Asyadaki şirket hesap hareketleri ve eşi G.S. ile birlikte ortak hesaplarındaki bankadaki hesaplarının da örgüt talimatı gereğince artış olduğu anlaşılmakla 27.12.2013 tarihinde şirketin Yapı Kredi Bankası hesabından 1.600.000,00 TL ile Garanti Bankası hesabından 1.400.000,00 TL'nin EFT ile şirketin Bank Asya hesaplarına gönderildiği, 30.12.2013 tarihinde bu paranın 1 500.000,00 TL'sinin Yapı Kredi Bankası nezdindeki hesabına, diğer 1.500.000,00 TL'sinin Vakıflar Bankası nezdindeki şirket hesabına EFT ile gönderildiği, 10.01.2014 tarihinde şirketin Akbank hesabından Bank Asyadaki hesabına 1.000.000,00 TL EFT yapıldığı, 14.01.2014 tarihinde bu paranın 520.000,00 TL tutarının Garanti Bankası nezdindeki hesabına, 480000,00 TL'sinin Akbank'taki şirket hesabına EFT ile gönderildiği, 22.01.2014 tarihinde şirket Yapı Kredi Bankası hesabından Bank Asyadaki hesabına 6.500.000,00 TL EFT yapıldığı, bu para ile aynı gün katılma hesabı açıldığı, 23.01.2014 tarihinde katılma hesabının bozdurulduğu, aynı bakiye ile yeni bir katılma hesabı açıldığı, bu katılma hesabındaki paranın 31.01.2014 tarihinde başka bir şirkete EFT ile gönderildiği şirket hesabının ve ortak hesaptaki -Bank Asyadaki- hesap hareketleri nedeniyle FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair yan delilde bulunmadığı nazara alınarak sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimat» doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu oluşturacağı anlaşıldığından sanığın örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan cezalandırılmasına dair hüküm tesis edilmiştir." şeklinde olması,

Özetle; İlk Derece Mahkemesince "... sanıklardan ...'nin iddianameye konu VİKO Elektrik ve Elektronik Endüstri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Bank Asyada bulunan hesaplarının 2014-2015 yıllarına ilişkin yapılan incelemede..... Yine sanık ...'nin Bank Asyada sanıklardan eşi ... ile birlikte ortak hesaplarının aynı bankada bulunduğu, bu bankadaki hesap hareketlerinin de örgüt talimatı doğrultusunda artış gösterdiği, bu artış gösterilen talimatların UYAP'ta Bank Asyadan gelen CD'deki kontrolünde bu sanık tarafından talimata istinaden hesap hareketinin gerçekleştiği anlaşılmakla, bu ortak hesap nedeniyle de sanığın Bank Asyada örgüt talimatı doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçeyle silahlı terör örgütüne yardım suçundan mahkumiyet kararı kurulmuş ise de;

Tüm dosya kapsamından:

-Söz konusu şirkette mali işlemlerden sorumlu olduğu anlaşılan sanığa ait hesap açılış tarihinin 2013 yılı öncesi olmasına karşılık 2014-2015 yıllarına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış olması,

-Şirket hesabından yapılan para yatırma ve katılım hesabı açma tarihlerinin birbirine yakın ve kısa aralıklarla olup, savunmalarda iddia edildiği üzere başka bankalardaki hesaplara geçtiği, bu kapsamda bayilere promosyon kapsamında Yeşilyurt isimli bir şirkete ödeme kapsamında işlemlerinin yapıldığı, bunun dışında tek başına bu miktarlardaki işlemlerde sanığın yetkisinin bulunmadığının savunulması,

-Haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan davalar bulunan suç tarihinde yönetim kurulu üyeleri olduğu iddia edilen başka dosya sanıkları Cahit Durmaz ve İsmail Ali Dağbaşı'nın talimatları doğrultusunda bu işlemlerin yapıldığı, sanığın 1000 TL altındaki işlemlerde tek başına yetkili olduğu, bunun dışındaki işlemlerde Vezne sorumlusu ve şefinin paraflarından sonra en son sanığa imzaya geldiğinin savunulmaşı olması hususları ve tüm dosya kapsamına nazara alındığında;

Sanığa ait ilgili yerlerden Bank Asyada ilk hesap açma tarihinden itibaren bankanın TMSF'ye devri sonrası da dahil olmak üzere tüm hesap hareketlerini kapsar şekilde Bank Asya bilgilerinin temin edilip incelenmek ve bu konuda gerektiğinde yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden, bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin bulunup bulunmadığının, savunmasında belirtiliği hususların da hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,

2-) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin sanık İsmail Ali Dağbaşı hakkındaki 2018/22 Esas sayılı dava dosyasının aynı mahkemenin 2017/145 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğinin anlaşılması,

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin sanık Cahit Durmaz hakkındaki 2018/71 Esas sayılı dava dosyasının aynı mahkemesinin 2017/141 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğinin anlaşılması karşısında;

Sanık Cahit Durmaz hakkındaki İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/141 Esas sayılı dava dosyasının konusunun Viko firmasının ortağı olmasından kaynaklı olduğu, sanıkların da bu şirketin ortağı ve yetkilileri olmaları nazara alındığında; itiraza konu dosya ile başka dosya sanıklarının yargılandıkları dava dosyaları arasında hukuki ve fiili irtibat olduğu nazara alınarak söz konusu dosyaların akıbetinin araştırılarak kesinleşmemiş ise birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, kesinleşmemiş ise onaylı suretinin dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmeyerek eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-) Suça konu şirket adına yapılan işlemlerin şirketin mali varlığı bakımından cüzi bir miktar oluşturduğunun savunulması karşısında; yapılan işlemler ve şirketin suç tarihindeki mali varlığının kesin olarak tespiti ile yukarıdaki (1) ve (2) nolu itiraz sebeplerinin neticesine bağlı olarak temel cezadan TCK'nın 220/7-son cümlesi gereğince üst sınırdan indirim tatbik edilip edilmeyeceğinin hüküm tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık ... lehine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca itiraz uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur." değerlendirmesinde bulunulmuştur.

II. GEREKÇE

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.01.2024 tarihinde, "açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık ... lehine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca itiraz uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur." talep sonucu ile, sanık lehine CMK'nın 308 inci uyarınca itiraz yoluna başvurulduğu görülmekle,

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, S. 383 vd.).

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu Özel Kısım s.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s.280).

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;

Sanığın Bank Asyadaki kişisel hesabının 2003 yılında, eşi ile olan ortak hesaplarının 1998 yılında açıldığı, talimat tarihleri ile örtüşmeyen şekilde hesaplarında para bulunduğu ve katılım hesapları açıldığı; sanığın aynı zamanda Viko Elektrik A.Ş. adlı şirketin mali işlerinden sorumlu genel müdür yardımcısı olduğu, şirketin diğer bankalardaki hesaplarından 27.12.2013 tarihinde Bank Asyaya EFT gönderilen toplam 3.000.000 TL'nin, 30.12.2013 tarihinde iki farklı banka hesabına EFT olarak gönderildiği, 10.01.2014 tarihinde Bank Asya'ya EFT yapılan toplam 1.000.000 TL'nin 14.01.2014 tarihinde iki farklı banka hesabına EFT olarak gönderildiği, 22.01.2014 tarihinde 6.500.000 TL'nin Bank Asya hesabına gönderildiği, bu miktar ile 22.01.2014 ve 23.01.2014 tarihlerinde katılım hesapları açıldığı ancak 31.01.2014 tarihinde başka şirket hesabına EFT olarak gönderildiği, Bank Asyada bulunan şirket hesaplarında ticari faaliyet kapsamında başka işlemlerin yapıldığı, sanığın

şirket hesaplarındaki ve şahsi hesaplarındaki işlemleri örgüt talimatı ile yapmadığını ve şirketin yönetim kurulu üyeleri olan Cahit Durmaz ve İsmail Ali Dağbaşı talimatları doğrultusunda banka promosyonlarından faydalanmak amacıyla yapıldığı savunduğu ve yapılan EFT işlemlerinin de kısa süreli olması nedeniyle savunmasının tutarlı olduğu anlaşılmakla savunmasının aksine örgüt liderinin talimatı ile örgütsel amaçla Bank Asya hesaplarını kullandığına yönelik dosyada her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı anlaşılmakla atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine yönelik hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,

2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 13.03.2023 tarihli ve 2022/29234 Esas, 2023/2206 sayılı kararının sanık ... yönünden KALDIRILMASINA,

Sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 17.12.2019 tarihli ve 2018/1757 Esas, 2019/1248 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle, BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse TAHLİYESİNE ve salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.04.2024 tarihinde karar verildi.