3. Ceza Dairesi 2024/1973 E. , 2024/4446 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/251 E., 2022/1223 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2019/209 Esas, 2020/237 sayılı kararı ile;
Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2021/251 Esas, 2022/1223 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.01.2024 tarihli ve sanık ... yönünden onama, sanıklar ..., ... ve ... yönünden bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1) Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Sanığın örgüt üyesi olmadığına, 17/25 Aralık sürecinden önce örgütle ilişkisini kestiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3.Hükme esas alınan dernek kaydının devam ettiği ve aidat verildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığına, toplantılardaki imzaların sanığa ait olmadığına, imza incelemesi taleplerinin reddedildiğine, sanığın 2013 yılından sonra aidat vermediğine,
4.Dernek üyeliğinin müspet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
5.Görüşme içerikleri mevcut olmayan HTS kayıtlarının hükme esas alınamayacağına, HTS kayıtlarının sanığın ticari faaliyetlerine ilişkin olduğuna,
6.Lehe tanık beyanlarının değerlendirilmediğine,
7.Eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna,
8.Etkin pişmanlık hükümlerinin tam indirim şeklinde uygulanması ve HAGB verilmesi gerektiğine,
9.Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
2) Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1.Eksik incelemeyle hüküm verildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2.İlk Derece Mahkemesi'nin hükmüne esas alınan tanık ... nın mahkeme huzurunda dinlenmediğine, tanık ...'nün mahkemece dinlenmediğine, beyanlarının talimatla alındığına, bu şekilde sanıkla yüzleştirilmediklerine ve tanıklara soru sorma hakkı tanınmadığına,
3.Sanığın 17/25 Aralık öncesinde yapıyla irtibatını kestiğine,
4.Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
5.İçeriği olmayan HTS kayıtlarının hükme esas alınamayacağına,
6.Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması gerektiğine, mahkemece lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin değerlendirme yapılmadığına,
7.Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
3) Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Sanığın sohbetlere katılma tarihinin 17/25 Aralık 2013 öncesi olduğuna, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğuna, mahkeme kararında sanığın örgütle irtibatını 2016 yılına kadar devam ettiği yönünde yapılan değerlendirmelerin deliller bağlamında karşılığı olmadığına,
3.Salt tanık beyanlarına dayanılarak mütevelli olarak nitelendirilmesinin soyut ve mesnetsiz olduğuna,
4.Sanığın eylemlerinin TCK'nın 30 uncu maddesindeki hata hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine,
5.Görüşme içerikleri mevcut olmayan HTS kayıtlarının hükme esas alınamayacağına, HTS kayıtlarının bir kısmının sanığın ticari faaliyetlerine ilişkin olduğuna,
6.Sanığın 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütle ilişkisini kestiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
7.Sanığın şirket ortaklığının muvazaalı ve şirket yöneticilerinin tedbir amaçlı şeklen gerçekleştirdikleri bir devir işleminden ibaret olduğuna,
8.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
4) Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair somut delil bulunmadan, tanıkların çelişkili beyanlarına itibar edilerek, maddi gerçeğe ulaşma hedeflenmeden, eksik inceleme ve hukuka aykırı değerlendirme neticesinde cezaladırılmasına karar verildiğine,
2.Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
3.Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarının görgüye dayalı olmayıp duyuma ve kişisel kanaate dayalı olduğuna, çelişkiler barındırdığına, bu nedenlerle hükme esas alınamayacağına,
4.Sanığın örgütün haberleşme programlarını kullanmadığına,
5.SGK çalışma kayıtlarının, dernek üyeliğinin müspet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
6.Sanığın HTS kayıtlarının iş ve sosyal yaşamı gereği olduğuna, örgütsel amaç içerdiğine yönelik delil bulunmadığına,
7.Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
8.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar ... ve ... yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin
1.Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün profesyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinir hale geldiği süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan, ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan sanıkların dosya kapsamına yansıyan deliller itibariyle sanık ...'in örgüte müzahir şirkete ortak olduğu, sanıkların örgütle iltisaklı derneğe üye oldukları, aynı sözde sohbet grubunda olduğunu beyan ettiği kişiler ve sohbet hocası ile HTS kayıtları bulunduğu, örgütün nihai amacını ortaya koyan operasyonel faaliyetlerinin başlamasından önceki dönemde örgütsel içeriği tespit edilemeyen dini sohbetlere katıldıkları, örgütün devlet aleyhine faaliyetlerde bulunduğunu fark ederek irtibatlarını kopardıkları, tanık anlatımlarına göre de örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonraki dönemde herhangi bir örgütsel eylem ve faaliyetinin tespit edilemediği anlaşılmakla; sanıkların eylemlerinin konum ve kişisel özellikleri nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan ve silahlı terör örgütüne üye olma kastıyla hareket ettiğini gösteren faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerini gerektirir her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan sanıklar hakkında atılı suçtan beraatleri yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2.Kabul ve uygulamaya göre de; soruşturma aşamasından itibaren örgütte kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve örgüt mensupları ile ilgili örgütsel konum ve faaliyetlerine uygun ifade veren ve anlatımlarda bulunan sanıklar hakkında, verdiği bilgiler, bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi nazara alınarak TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca tayin olunan cezadan, üçte birden dörtte üç oranına kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince ... ve hakkaniyete uygun, üst hadden indirim yapılması gerekirken fazla cezaya hükmedilmesi;
Hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık ... yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin
1.Suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından ... ve ... nün beyanlarının belirleyici delil niteliğinde olması nazara alındığında, adı geçen kişilerin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmeleri, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanınması, soruşturma aşamasındaki beyanları ile çelişki olması halinde çelişkinin giderilmesi ve sanığın eylem ve faaliyetlerinin hangi tarihe kadar devam ettiği sorulmak suretiyle etraflıca beyanlarının alınması ile soruşturma aşamasında UYAP üzerinden dosyaya geldiği anlaşılan ... . isimli şahsın Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2019 tarihli üst yazısı ile gönderilen 17.04.2019 tarihli duruşma beyanları ile Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2018 tarihli yazısı ile gönderilen beyan ve teşhislerinin, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca bir beyan yahut ifade bulunup bulunmadığı da araştırılıp, varsa bu beyan yahut ifadelerin aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmesi ve mümkünse beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla duruşmada dinlenmesi sağlandıktan sonra tüm bu delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanığın soruşturma aşamasında Halk Bankası'ndan kredi çektiğine dair beyanı da dikkate alınarak ilgili bankadan sorulup ve MASAK'tan Mali Analiz Raporu da getiririlip bu hususun araştırılması, Bank Asya nezdindeki 2014 yılı öncesi, geçmişe sari hesap kayıtları getirtilip, 2014 yılı öncesi ve sonrası hesap kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelenmesi yaptırılıp, her iki döneme ait hesap kayıtları kıyaslanarak 2014 yılındaki hesap açma işlemlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bu talimata uygun yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesi gerekirken 2014 yılı öncesi ve sonrası ayrıntılı hesap kayıtlarını içermeyen yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştır.
C. Sanık ... yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin
1.Suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından ... K. ve ... nün beyanlarının belirleyici delil niteliğinde olması nazara alındığında, adı geçen kişilerin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmeleri, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanınması, soruşturma aşamasındaki beyanları ile çelişki olması halinde çelişkinin giderilmesi ve sanığın eylem ve faaliyetlerinin hangi tarihe kadar devam ettiği sorulmak suretiyle etraflıca beyanlarının alınması ile temyiz aşamasında UYAP üzerinden dosyaya geldiği anlaşılan sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/7672 Cumhuriyet Başsavcılığı Sorusturma No'lu soruşturma dosyasının ve sanık hakkında mükerrer dava nedeniyle davanın reddine dair karar verilen Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/66 Esas, 2021/35 sayılı dava dosyasının Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmesi, ayrıca UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca bir beyan yahut ifade bulunup bulunmadığı da araştırılıp, varsa bu beyan yahut ifadelerin aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmesi ve mümkünse beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla duruşmada dinlenmesi sağlandıktan sonra tüm bu delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanığın Bank Asya nezdindeki 2014 yılı öncesi, geçmişe sari hesap kayıtları getirtilip, 2014 yılı öncesi ve sonrası hesap kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelenmesi yaptırılıp, her iki döneme ait hesap kayıtları kıyaslanarak 2014 yılındaki hesap açma işlemlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bu talimata uygun yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesi gerekirken 2014 yılı öncesi ve sonrası ayrıntılı hesap kayıtlarını içermeyen yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2021/251 Esas, 2022/1223 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Osmaniye 2. Ağır Ceza
Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!