3. Ceza Dairesi 2023/6519 E. , 2024/1878 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1036 - 2020/615
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2018 tarih ve 2017/23-2018/183 sayılı kararı
SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, mala zarar verme, kasten öldürme, silahlı terör örgütüne üye olma, askeri komutanlıkların gasb edilmesi
HÜKÜM : a) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , 58/9, 63, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına,
b) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...'a yönelik nitelikli kasten öldürme eylemleri nedeniyle TCK'nın 309/2 nci maddesi yollamasıyla TCK'nın 37/1 inci
maddesi delaletiyle TCK'nın 82/1-a-g, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına,
c) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... ve ...'in; TCK'nın 37/1 inci maddesi delaletiyle TCK'nın 82/1-a-g, 35/2, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince 79 kez 20 yıl hapis cezasına,
d) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ve ...'in; TCK'nın 37/1 inci maddesi delaletiyle TCK'nın 81/1, 35/2, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince 163 kez 15 yıl hapis cezasına,
e) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... ve ...'in; TCK'nın 37/1 inci maddesi delaletiyle TCK'nın 82/1-a-e, 35/2, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince 2 kez 20 yıl hapis cezasına,
f) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...., ... , ... ve ...'in; ..., ... , ...'e yönelik kasten öldürülme eylemleri nedeniyle TCK'nın 37/1 inci maddesi yollamasıyla TCK'nın 81/1, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına,
g) Sanıklar ... ve ...'ın; ...'ya yönelik nitelikli kasten öldürme eylemleri nedeniyle TCK'nın 37/1. maddesi delaletiyle TCK'nın 82/1-a-g, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına,
h) Sanık ...'ın; ... ve ...'e yönelik nitelikli kasten öldürme eylemi nedeniyle TCK'nın 38 inci
maddesi delaletiyle TCK'nın 82/1-a-c, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına,
ı) Sanık ...'ın; ...'a yönelik kasten öldürme eylemi nedeniyle TCK'nın 81/1, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince müebbet hapis cezasına,
i) Sanık ...'ın; ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs etmesi nedeniyle TCK'nın 81/1, 35/2, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5, 8/A. maddeleri gereğince 15 yıl hapis cezasına,
j) Sanıklar ... ve ...'in; Anayasa'yı ihlal etme, TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine,
k) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... , ... ve ...'in; ...'nın kasten öldürülmesi suçundan CMK'nın 223/2-b maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine,
l) Sanık ...'ın; ... ve ...'a yönelik kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından CMK'nun 223/2-b maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine,
m) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; Türkiye
Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, mala zarar verme, silahlı terör örgütüne üye olma, askeri komutanlıkların gasb edilmesi suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Düzeltilerek Onama, Bozma, Ret
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında 10 yılın altında hapis cezası içeren hükümler yönünden cezaların süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından, 10 yılın üzerinde hapis cezası içeren hükümler yönünden ise takdiren duruşmalı inceleme istemlerinin CMK'nın 299 uncu maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz Kapsamı:
a)Anayasa'yı ihlal suçu yönünden T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM'nin, hükûmete karşı suç yönünden T.C. Cumhurbaşkanlığının doğrudan doğruya zarar gördükleri ve bu nedenle katılma haklarının bulunduğu,
Nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ise doğrudan doğruya zarar gören şahısların katılma haklarının bulunduğu,
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan doğrudan doğruya zarar görenin bulunmadığı,
Bu belirlemeler dışında hüküm kurulan suçlardan mağdur, müşteki ve katılanların doğrudan doğruya zarar görmedikleri anlaşıldığından verilen katılma kararlarının hükümsüz olduğu belirlenmekle atılı suçların niteliği itibariyle suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakları bulunmayan ayrıca davaya katılmaya ilişkin verilen kararların da hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden,
b)Sanıklar hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, mala zarar verme, kamu malına zarar verme, askeri komutanlıkların gasb edilmesi suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlerin esastan reddine dair kararın mahiyeti itibariyle CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan,
c)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki atılı suçlardan açılan davanın işbu davadan ayrılmasına, ayrı bir esasa kaydedilmesine ve bu sanıklar yönünden yargılamanın yeni esas üzerinden yürütülmesine ilişkin hükmün niteliği itibarıyla 5271 sayılı CMK’nın 286/2 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez olduğundan, sanıklar ve müdafiiileri ile katılanlar ve vekillerinin belirtilen temyiz istemlerinin CMK'nın 296/1 ve 298 inci maddeleri gereğince REDDİNE,
Başkaca temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Öncelikle sanıklara yöneltilen anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunun unsur ve nitelikleri, savunmada ileri sürülen hukuki kurumlar ile sanıkların hukuki durumları değerlendirilecektir.
Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden
somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 37 nci maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasa'yı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasa'yı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her hâlükârda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasası'nın 137/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 24/3 üncü maddeleri). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince Kabul Edilen Somut Olay;
Darbe girişimi kapsamında Ankara ilinin kontrol altına alınması amacıyla darbe öncesi yapılan planlama toplantılarında Ankara ilinin iki ayrı bölgeye ayrıldığı, bu bölgelerden birinin Mamak 28. Mekanize Tugay, diğerinin ise Etimesgut Zırhlı Birlikler Komutanlıkları tarafından kontrol altına alınmasının kararlaştırıldığı,
...'nun 28. Mekanize Tugay Komutanlığının gerçekleştireceği eylemleri komuta etmekle görevlendirildiği, bu kapsamda görevlendirmeler yapılarak Ankara ilinin zırhlı araçlarla kontrol edilmeye çalışıldığı,
Yapılan planlama doğrultusunda;
Kurtuluş bölgesinin hakimiyetini sağlamak amacıyla zırhlı araçlarla birlikten çıkan sanıklar... ve ...'dan oluşan grubun Mamak Ak Parti İlçe Teşkilat Binası önünde toplanan halk tarafından durdurularak etkisiz hale getirildiği, sanık ...'ın halkı dağıtmak amacıyla açmış olduğu ateş sonucu bir vatandaşımızın şehit olduğu, bir vatandaşımızın da yaralandığı,
TBMM ve Genelkurmay bölgesini kontrol altına almak amacıyla zırhlı araçlarla birliklerinden çıkan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'dan oluşan grubun Gençlik caddesinde bulunan halk tarafından etkisiz hale getirildiği,
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinin kontrol altına alınması amacıyla zırhlı araçlarla birliklerinden çıkan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ... ve ...'un sanık ... komutasında bölgeye ulaştığı, Emniyet Müdürlüğünde bulunan kolluk kuvvetleri tarafından darbe girişimine direnilmesi nedeniyle çatışma yaşandığı, bu sırada bölgeye halkın da gelerek darbe girişimine katılan askeri personele tepki göstermeye başladığı, polis ekipleri tarafından direnilmesi nedeniyle işgale katılan grubun yetersiz kalacağı değerlendirilerek sanık ... tarafından bölgeye hava saldırısı yapılması talep edildiği, bu kapsamda binanın hava saldırısı ile bombalandığı, olaya katılan sanıkların eylemler nedeniyle gerçekleştirdikleri kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlamalarından sorumlu tutulduğu, zırhlı araçlar arasında sıkışarak hayatını kaybeden ... yönünden emri veren sanık ... ve zırhlı aracı kullanan ...'ın ayrıca sorumlu tutulduğu, er olan sanıklar ... ve ...'in ise çatışmaya katıldıklarına dair yakınlarına cep telefonlarından mesaj gönderdikleri tespit edilmekle, rütbeleri gözetilerek yalnızca kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlamalarından sorumlu tutuldukları,
Türkiye genelinde eylemler ve yaşanan gelişmeler doğrultusunda girişimin başarısız olacağının anlaşılması üzerine çevre birliklerden destek kuvvetler talep edildiği, bu kapsamda Çankırı ilinde konuşlu 28. Mekanize Tugay Komutan Yardımcılığı Kışlasından yardım talep edildiği, sözde atama listesi ile Çankırı sıkıyönetim komutanı olarak atanan sanık ... komutasında sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in saat 01.30 sıralarında birliklerinden çıkarak Ankara iline doğru hareket ettikleri, darbenin başarısız olduğunun anlaşılması üzerine hareket eden grubun Kalecik ilçesi civarından dönüş yaparak saat 04.00 sularında birliklerine geri döndükleri, Akıncı Üssüne operasyon yapılacağı düşüncesiyle yönetici kadro tarafından üssün korunması amacıyla 28. Mekanize Tugay Komutan Yardımcılığına gönderilen helikoptere bir kısım sanık tarafından çok miktarda mühimmat yüklendiği,
Darbe girişimi kapsamında Mamak 28. Mekanize Tugay Komutanlığında gerçekleştirilecek eylemleri ... komutasında idare etmek amacıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., .... ve ...'nın olay günü birliğe geldikleri, harekat merkezine giderek komutayı devraldıkları, girişimde yer alacak personelin birliğe çağrılmalarını sağladıkları, birliğe gelen personelin faaliyetlerini planlayarak organize ettikleri,
28. Mekanize Tugay Komutanlığının darbe girişimi kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel İşlem Daire Başkanı olan ve sözde atama listesi ile Ankara sıkıyönetim komutan yardımcısı olarak belirlenen ... tarafından komuta edileceğinin kararlaştırılması nedeniyle birliğe personel şubeden ve diğer birimlerden birçok rütbeli askerin kendi birlikleri olmamasına karşın komutanlığa çağrıldıkları, bu kapsamda çağrılan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ...'ün personelin komutanlık bünyesindeki diğer sanıklarla birlikte hareket ettikleri, haklarında hiçbir resmi görevlendirme bulunmamasına karşın, askeri teamüle aykırı olarak görevli olmadıkları ve darbe girişimi kapsamında Ankara ilinin zırhlı araçlarla işgal edilmesiyle görevlendirilen Mamak 28. Mekanize Tugay Komutanlığınca gerçekleştirilen eylemlere katıldıkları,
Mahkemece kabul edilerek sanıkların üzerilerine atılı suçlardan uygulama bölümünde belirtilen şekilde hükümler kurulduğu anlaşılmakla,
1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... ve ... hakkında ...'nın kasten öldürülmesi, sanık ... hakkında ...'un kasten öldürülmesi ve ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından beraate ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde:
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçların sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; katılan vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
2-Sanıklar ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , , , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasayı ihlal, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ....ve ...'in , ..., ..., ..., ... sicil numaralı TEM görevlisi, ..., ..., ...., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... dışındaki mağdurlara yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında mağdur vatandaşlara yönelik insan öldürme suçundan hüküm kurulurken TCK'nın 81/1 inci maddesi gereğince tayin edilen müebbet hapis cezasının, 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 5 inci maddelerinin uygulaması suretiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmeyerek belirlenen müebbet hapis cezasından TCK'nın 35/2 nci maddesi gereğince indirim yapılarak sonuç cezanın eksik hesaplanması, Tebliğname'de her ne kadar ... hakkında .... karşı nitelikli kasten öldürme suçundan düzeltilerek onama talep edilmiş ise de aleyhe temyiz bulunmaması; yine ... ve ... hakkındaki görüşlere Anayasa'yı ihlal suçundan bozma kararı verilmesi, ..., ..., .... yönelik kasten öldürülme suçundan temel ceza hatalı belirlenmiş ise de sonuç cezada hata bulunmaması gözetilerek bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanıkların üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdikleri, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik olmadığından sanıklar ve müdafiiileri ile katılanlar TC. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin sair temyiz itirazlarının CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince reddine, ancak;
a) Sanıkların eylemlerinin kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmeden, olayda uygulama yeri bulunmayan 3713 sayılı Kanun'un 8/A maddesi tatbik edilmek suretiyle fazla ceza tayini,
b) Anayasa'ya ihlal suçuna ilişkin davaya katılma hakkı bulunmayan Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Hazine ve Maliye Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar ve müdafiiileri ile katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK'nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden sanıklar hakkında atılı suçlardan 3713 sayılı Kanun'un 8/A maddesi uyarınca arttırım yapılmasına ilişkin bölümleri ile hükmün Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Hazine ve Maliye Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmolunmasına ilişkin bölümlerinin çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanıklar ... ve ... hakkında Anayasayı ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelemesinde;
Oluş, kabul ve dosya kapsamında göre, 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı 3. Mekanize Taburu 3. Bölükte er olarak görev yapan sanıkların darbe girişimi kapsamında birliklerinden çıkarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne giderek silahlı çatışmaya katıldıkları, sanıkların cep telefonları üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen raporlar ile Emniyet Müdürlüğünü savunan polislere ateş açtıklarını yakınlarına mesaj ile bildirdiklerinin tespit edildiği, mahkemece sanıkların söz konusu eylemlere katılarak darbe girişimini engellemeye çalışan polislere ateş açtığının kabul edilerek üzerilerine atılı nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmesine karşın sanıkların cebir ve şiddet içeren eylemleri ile neticenin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde fiil üzerinde diğer sanıklarla birlikte müşterek hakimiyet kurarak iş bölümü gereği kendilerine düşen fiilleri gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında TCK'nın 37 nci maddesi gereğince Anayasa'yı ihlal suçunun failleri olarak sorumlu tutulmaları gerekirken düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
4-Sanık ...yönünden yapılan incelemede;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 23.02.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5-Sanık Musa Helvacı hakkında Anayasayı ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelemesinde;
Sanığın Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı 3. Mekanize Piyade Taburu 1. Mekanize Piyade Bölüğünde Takım Komutanı olarak Üsteğmen rütbesi ile görev yaptığı, olay tarihinde mesai bitiminden sonra garnizon terk izni alarak evine döndüğü, eşiyle birlikte şahsi aracıyla saat 18.00 sıralarında memleketi Aksaray Eskil'e gitmek için yola çıktığı, saat 21.00 sıralarında vardıktan sonra birliğinden aranarak alarm verildiği gerekçesiyle çağrıldığı, saat 00.00 sıralarında Ankara'ya gelen sanığın üniformasını giyerek birliğine gittiği, burada aldığı emir doğrultusunda garajlar bölgesinde beklemede kaldığı, yine dosya kapsamında sanığın örgüt üyesi olduğuna dair tanık beyanı ve örgüt üyeleri tarafından gizliliğe riayet edilerek ardışık arandığına dair tespitler bulunduğu anlaşılmakla;
Anayasal düzene yönelik tehlike ve tehditler ortaya çıktığında, görevinin gereği olarak tehdidi ortadan kaldırmak için zamanında ve isabetli karar vermek, uygulamada oluşabilecek riskleri üstlenmek zorunluluğu karşısında, yaşanan somut olayda, darbe girişiminin başlaması ardından sanığın birliğine çağrıldığı, sanığın saat 00.00 sıralarında girişimin halk tarafından öğrenilmesi sonrası birliğine giderek kendisine verilen emirleri yerine getirmekten ibaret eylemlerinin örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğu, darbe teşebbüsünü planlama ve karar aşamasına katıldığı kanıtlanamayan sanığın eyleminin kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmaması, neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımaması, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmesi nedeniyle ika edildiğinin kanıtlanamaması nedeniyle müsnet suç yönünden TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında fail olarak sorumlu tutulamayacağı ancak, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olup, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasa'yı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığının kabulü gerekirken düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
6-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... ve ...'in mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,
..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sicil numaralı TEM görevlisi, ..., ..., ..., ... , ..., ..., 'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin incelemede:
Oluş, kabul ve dosya kapsamında göre,
a) Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne yapılan saldırıda yaralandıklarını belirten mağdurlar ..., ..., ..., ... sicil numaralı TEM görevlisi, ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ...'ın yaralanmalarına ilişkin adli raporlarının bulunup bulunmadığı araştırılıp, ilgili yerlerden celbedilmeden öldürmeye teşebbüs suçunun mağdurları oldukları kabul edilerek eksik soruşturmaya ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
b) Olay sırasında mağdurlar ... ve ...'un sadece içinde olmadıkları araçlarının ateşli silahlardan yapılan atışlar sonucunda maddi zarar gördüğü, kendilerinde herhangi bir yaralanma meydana gelmediği anlaşılmakla sanıkların adı geçen bu mağdurlara yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
c) Mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in yaralanmalarına ilişkin dosyadaki mevcut adli raporlarında yüzeysel cildi yaralanmalarından yumuşak dolu travması oluşacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilecek nitelikte yaralanmalardan bahsedilmesi, ateşli silah ve yabancı cisimlerden söz edilmediği dikkate alınarak, öncelikle adı geçen mağdurlara yönelik eylemlerin, yaralanmaların niteliğine göre kasten yaralama suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıkların kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,
d) Mağdur ...'ın "olay sırasında tankın üzerinden düşerek ayak bileğinden yaralandığını, hastaneye giderek tedavi olmadığını, daha sonra yaralananların belli haklardan faydalandıklarını duyunca müracaat ettiğini" söylediği, dosya içindeki Numune Hastanesi tarafından düzenlenen 10.11.2016 tarihli raporda, "07.11.2016 tarihinde Hastaneden aldığı engelli raporu bulunan sanığın olay günü günü sol ayağına darbe alma şikayeti bulunduğu, travmatik bulgu, ortopedik patoloji saptanmadığının" belirtilmesi,
Mağdur ...'ın "İl Emniyet Müdürlüğünde meydana gelen olayda ateşli silah ile sol ayağından yaralandığını" ifade etmesine rağmen, dosya içindeki Numune Hastanesi tarafından düzenlenen 10.03.2017 tarihli raporda, "olayda yaralandığını yeni fark ederek 09.08.2016 tarihinde Hastaneye müracaat ettiği, sol ayak bileği iç yüzde iyileşmiş 2 cm'lik skar doku tespit edildiği, hayati tehlikesinin bulunmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin" yazılı olması,
Mağdur ...'nın "tankın üzerine çıktığında askerlerin ateşi sonucu ayağından yaralandığını" belirtmesi, Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen 31.08.2016 tarihli adli raporda "16.07.2016 gecesi trafik kazası nedeniyle 112 ekipleri tarafından getirildiği, darbe girişimi olaylarında ateşli silahla yaralandığını belirttiği, sol tibia üzerinde patellanın 10 cm inferiorunda oblik şekilli, lateralden mediale uzanan lazerasyon olduğu, yumuşak doku travması niteliğinde bulunduğu" şeklinde açıklama yapılması,
Mağdur ...'ın "İl Emniyet Müdürlüğüne yapılan saldırıda çıkan arbedede sağ elinin kırıldığını" ifade etmesine rağmen, dosya içindeki evraklardan 16.07.2016 tarihinde saat 15.55'te etkili eylem sebebiyle Numune Hastanesine müracaat ettiğinin yazılı olduğu ve yaygın lezyondan söz edildiği, Numune Hastanesi tarafından düzenlenen 27.02.2017 tarihli adli raporda sağ el 5. metekarp kırık olduğunun" belirtilmesi;
Karşısında; adı geçen mağdurların davaya konu eylemler sırasında olay yerinde olup olmadıkları, yaralanmalarının davaya konu olay sebebiyle meydana gelip gelmediği şüpheye yol açmayacak şekilde belirlenmeden ve mevcut yaralanmalarının ne şekilde atılı suçu oluşturduğu gerekçeleriyle gösterilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak sanıkların bu eylemler sebebiyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
e) Mağdur ... hakkında Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 13.01.2017 tarih ve 2017/753 sayılı yazısı ile herhangi bir yaralanmasının bulunmadığı belirlenmesine karşın öldürmeye teşebbüs suçunun mağduru olduğu kabul edilerek eksik yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanıklar ve müdafileri ile katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, tutuklu sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedenleri, atılı suçların niteliği, kanunda öngörülen ceza miktarları ve mevcut delil durumları gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!