WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2023/6515 E.  ,  2023/4096 K.
"İçtihat Metni"

¸

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İ T İ R A Z
H Ü K Ü M L Ü
İtirazname No : KD-2023/39134

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Onama
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2020/961 Esas, 2021/910 sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.04.2023 tarihli ve KD-2023/39134 sayılı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle incelendi, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
10.04.2023 tarihli dilekçenin incelenmesinde özetle;
"İtirazımıza konu sanık ...’in de aralarında bulunduğu bir kısım sanıklar hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan temyiz incelemesi neticesinde yukarıda belirtilen Yüksek Daire kararı ile sanığın da aralarında bulunduğu bir kısım sanıklar hakkında hükümlerin onanmasına, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... gibi bir kısım sanıklar hakkında ise bozma kararları verilmiş olup;
Cumhuriyet Başsavcılığımız ile Yüksek Daire arasındaki uyuşmazlık sanık ... hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin olup diğer sanıklara yönelik verilen onama-bozma kararlarına yönelik değildir.
İddianame-İlk derece mahkemesi-Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay ilamı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
A-İDDİANAME
Kolluk tutanakları, otel kayıtları ... İl Dernekler Müdürlüğü cevabi yazısı, Mardin Ticaret ve Sanayi Odası cevabi yazısı, Bank ... kayıtları, Seyit Özdemir ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... beyanları, sanık ifadesi ve tüm dosya kapsamından, alınan tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün Mardin ilindeki yönetici kadrosu olan sözde Mardin il mütevelli heyeti içerisinde yer aldığı, örgüte himmet verdiği ve ilimizdeki diğer örgüt mensuplarını da örgüte himmet vermeye teşvik ettiği, hatta bizzat örgüt adına himmet talebinde bulunduğu, ilimizde örgüte Aziz Çelik Erkek Öğrenci Yurdu'nu yaptırarak hibe ettiği ve yine örgüte ait Büşra Daylan Kız Öğrenci Yurduna ait arazinin alınmasını sağladığı, değişik FETÖ/PDY terör örgütü soruşturmalarında haklarında işlem yapılan şüphelilerle birlikte örgüt tarafından Fas ülkesine düzenlenen geziye katıldığı ve gezi kapsamında örgütün sözde Fas ülke imamı ile birlikte örgüte ait bu ülkede bulunan okulları ziyaret ettikleri, ilimiz sözde mütevelli heyetinde yer alan şahısların ve örgütün sözde Mardin il imamlarının bulunduğu FETÖ/PDY terör örgütü ele başı Fetullah Gülen'in ve örgütün propagandasının yapıldığı, 17/25 Aralık operasyonlarını övücü örgüt sohbetlerine katıldığı, örgüte ait şirkette ortaklık ve yönetim kurulu başkan yardımcılığı yaptığı, örgütün finansman kaynağı olan Bank ...'da kredi kartını aktif olarak kullandığı, örgütle iltisaklı derneklerde yöneticilik veya üye kayıtlarının bulunduğu, haklarında FETÖ/PDY terör örgütüne ilişkin soruşturmalarda işlem yapılan şahıslarla örgüte ait otelde aynı tarihlerde birlikte kaldığı, ikametinde yapılan aramada da FETÖ/PDY terör örgütü iltisaklı yayınların ele geçirilmesi, alınan ifadesinde de kısmi ikrarlarda bulunduğu, bu suretle FETÖ/PDY terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmakla eylemine uyan TCK'nın m.314/2, 3713 sayılı TMK'nın m.3 delaletiyle 5/1, TCK'nın m. 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı,
B-İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE GEREKÇESİ:
“Sanık ... hakkında FETÖ silahlı terör örgütü yöneticisi olduğu iddiasıyla TCK'nın 314/1 inci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
Ancak sanık ...'in soruşturma aşamasında müdafii huzurunda vermiş olduğu beyanında sanık ...'in FETÖ silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde yardım toplanan ve cep telefonlarının içeriye alınmadığı toplantılara katıldığına dair beyanı, sanık ...'nun kovuşturma aşamasında da tekrar ettiği soruşturma aşamasındaki beyanlarında sanık ...'in diğer sanıklar ..., Osman Öner, ... ve ... ile sık sık ziyarete gelip kendisini sohbet adı altındaki toplantılara çağırdıkları, parasal yardım istedikleri, bu yapılanma ile bağlantılı Büşra Dalyan Kız Yurdu'nun yapılacağı arsanın satın alınmasında da sanık ...'in önayak olduğuna dair beyanı, sanık hakkında düzenlenen MASAK raporunda da bu şekilde bir tespit yapılmış olması, yine MASAK raporu dikkate alındığında bu arsanın satın alınması işlemlerini yürüten ... ile sanık ...'in aynı dönem içerisinde Safiye Eğitim Kurumları A.Ş.'de ortak ve yönetim kurulu üyesi olmaları, sanığın FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisakı nedeniyle kapatılan ve bu örgütün amaçlarını ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için kullanılan Safiye Eğitim Kurumları A.Ş.'de 2012-2015 yılları arasında yani bu yapının gerçek amaç ve faaliyetlerinin toplumun tüm kesimleri tarafından bilinmeye başlanmasından sonra da ortak ve yönetim kurulu üyesi olarak yer alması, sanığın 2012-2015 yılları arasında da bu terör örgütü ile iltisakı nedeniyle kapatılmasına karar verilen MARİAD isimli dernekte yönetim kurulu üyesi olması, sanık ...'ın kovuşturma aşamasında da tekrar ettiği soruşturma aşamasındaki beyanlarında sanığın bu yapı içerisinde yer aldığı, daha önce il imamı Osman Öner ile Ana Fem Dershanesinin üst katında buluştuklarında sanığın da orada bulunduğu, Osman Öner'in kendilerine yönelik olarak üst abilerin, öğrencilerin Hukuk okumaları, Hakim-Savcı sınavlarına girmeleri konusunda talimat verdiğine dair beyanları dolayısıyla sanığın bu yapının gerçek amaç ve faaliyetlerinin toplumun diğer kesimlerinden önce öğrenmiş olmasına rağmen bu yapıyla bağının devam etmiş olması, yine ...'ın beyanlarına göre il imamı olan sanık ... ile olan görüşmelerinde sanık ...'in kendileri için yurt yaptırdığını söylediği, ...'in de daire satarak bu yurdu bitireceğini söylediğine dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Her ne kadar sanık ... hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan TCK'nın 314/1 inci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de; Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/7734 esas, 2017/5200 karar ve 10.10.2017 tarihli kararı ışığında, sanığın dosya kapsamında bulunan ve sabit görülen eylem ve faaliyetleri dikkate alındığında, FETÖ silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde faaliyet yürüten sanığın örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunma, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol alma, bu faaliyetleri denetleme konumunda olmadığı, bu yönde bir delil elde edilemediği anlaşılmakla yukarıda açıklanan şekilde FETÖ silahlı terör örgütü ile arasında organik bağ bulunan ve bu terör örgütü hiyerarşisi içerisinde süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemlerde bulunan sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2 nci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık soruşturma aşamasında bir kısım şahıslar hakkında teşhis ve beyanlarda bulunmuş ise de sanığın örgüt içerisindeki konumu ve vermiş olduğu bilgilerin niteliği dikkate alındığında TCK'nın 221 inci maddesi uyarınca hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığa verilen hapis cezasının geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir” şeklinde olduğu,
C-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
“A)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden;
5237 sayılı TCK'nın 58/9 uncu maddesinde, örgüt mensubu hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına yönelik müstakil düzenleme bulunması karşısında, sanıklar hakkında hükmolunan cezalarda tekerrür hükümleri uygulamasında "sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK'nın 58/9 uncu maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" şeklinde karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu madde atıf maddesi olarak kabul olunup "TCK'nın 58/9 uncu fıkrası uyarınca sanığa verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra TCK'nın 58/7 nci fıkrası uyarınca sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" şeklinde karar verilmesi yasaya aykırı ve Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ile sanıkların istinaf itirazları bu yönüyle yerinde ise de,
Belirtilen bu husus 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a ve 303 üncü maddelerine göre yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeden düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan;
Hükmün sanık ... yönünden (A) bendinin 7 nci maddesi, sanık ... yönünden (B) bendinin 7 nci maddesi, sanık ... yönünden (C) bendinin 7 nci maddesi, sanıklar ... ve ... yönünden (Ç) bendin 7 nci maddesi, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden (D) bendinin 8 inci maddesi, sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden (E) bendinin 7 nci maddesi, sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden (F) bendinin 7 nci maddesi, sanıklar ..., ... ve ... yönünden (G) bendinin 6 ncı maddesi, sanık ... yönünden (Ğ) bendinin 8 inci maddesi ve sanık ... yönünden (H) bendinin 8 inci maddesinde belirtilen "TCK'nın 58/7 nci fıkrası uyarınca" ibarelerinin ayrı ayrı ve tümden hükümden çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLMESİNE,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve taktirine, gösterilen gerekçe ve uygulamaya oluşa ve dosya içeriğine göre; mahkemenin kararında düzeltilen hususlar dışında tüm sanıklar yönünden usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Kararda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ..., istinaf itirazları istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE” karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında mahkumiyete esas alınan esaslı delillerin ise;
1-Sanık ...'in diğer sanıklar ..., Osman Öner, ... ve ... ile birlikte mütevelli heyeti içerisinde yer aldığı,
2- Bu yapılanma ile bağlantılı Büşra Dalyan Kız Yurdu'nun yapılacağı arsanın satın alınmasında da sanık ...'in önayak olduğuna dair beyanı, sanık hakkında düzenlenen MASAK raporunda da bu şekilde bir tespit yapılmış olması, yine MASAK raporu dikkate alındığında bu arsanın satın alınması işlemlerini yürüten ... ile sanık ...'in aynı dönem içerisinde Safiye Eğitim Kurumları A.Ş.'de ortak ve yönetim kurulu üyesi olmaları,
3- Sanığın FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisakı nedeniyle kapatılan ve bu örgütün amaçlarını ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için kullanılan Safiye Eğitim Kurumları A.Ş.'de 2012-2015 yılları arasında yani bu yapının gerçek amaç ve faaliyetlerinin toplumun tüm kesimleri tarafından bilinmeye başlanmasından sonra da ortak ve yönetim kurulu üyesi olarak yer alması,
4-Sanığın 2012-2015 yılları arasında da bu terör örgütü ile iltisakı nedeniyle kapatılmasına karar verilen MARİAD isimli dernekte yönetim kurulu üyesi olması,
5-Sanık ...'ın kovuşturma aşamasında da tekrar ettiği soruşturma aşamasındaki beyanlarında sanığın bu yapı içerisinde yer aldığı, daha önce il imamı Osman Öner ile Ana Fem Dershanesinin üst katında buluştuklarında sanığın da orada bulunduğu, Osman Öner'in kendilerine yönelik olarak üst abilerin, öğrencilerin Hukuk okumaları, Hakim-Savcı sınavlarına girmeleri konusunda talimat verdiğine dair beyanları dolayısıyla sanığın bu yapının gerçek amaç ve faaliyetlerinin toplumun diğer kesimlerinden önce öğrenmiş olmasına rağmen bu yapıyla bağının devam etmiş olması, yine ...'ın beyanlarına göre il imamı olan sanık ... ile olan görüşmelerinde sanık ...'in kendileri için yurt yaptırdığını söylediği, ...'in de daire satarak bu yurdu bitireceğini söylediğine dair beyanlarıdır.
Sanık ... savunmasında:
"Ben iş adamıyım. Aynı zamanda daha önce siyasetle uğraştım. Benim bu yapıya tanışmam 2007 yılında Osman Tutucu ve İbrahim Kalaycı sayesinde oldu. Bu sırada ben aynı zamanda belediye başkan yardımcısıydım. İlerleyen süreçte birkaç kez Ana Fem Dershanesinin en üst katında yapılan sohbet toplantılarına katıldım. Bu toplantılarda tamamen dini içerikli konulan konuşuluyordu. Bu sohbet toplantılarına sanıklardan ..., ..., ..., ... ve Mehmet Selim Emen de katılıyordu. Aleyhimde beyanda bulunan kişilerin beyanlarında bahsi geçen diğer kişileri tanımıyorum. Bize sohbet veren kişi olarak ... olduğu hususunu da kabul etmiyorum. Yine bu sohbet toplantılarında bizden yardım talep edildiği, burs ve kurban bağışında bulunduğum hususunu da kabul etmiyorum. Ben sadece bazı fakir öğrencilere yardımda bulundum ve ramazan aylarında yardım kolisi dağıttım. Bu sohbet toplantılarına Ak Parti İl Başkanlığında göreve başladığım 13 Mayıs 2012 tarihine kadar devam ettim. Bu yapıya yurt yapılması için arsa verdiğim hususunu da kabul etmiyorum. Beyanlarda bahsi geçen arsa ...'e aittir. Bana ait değildir. Tapu kayıtlarından incelenebilir. Sadece bana ait bir binayı yurt binası olarak bu yapıya kiraya vermiştim. Bu kiralama işleminde muhatabım ... ve Temur Demirkıran'dı. Ancak 17-25 Aralık sürecinden sonra Temur Demirkıran'a bu yurt binasını tahliye etmelerini söylemiştim. 2014 yılı Ocak ayında da bu yurt binasını tahliye ettiler. ... bu yapı içerisinde il abisi konumundaydı. Ondan önce şirket müdürü olduğunu beyan eden Osman Öner ve Osman Tutucu da yine bu yapının il abisi konumundaydılar. Benim Safiye Eğitim A.Ş'deki ortaklığım ve yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevim benim bilgim dışında olmuştur. Osman Öner, çocuğumun da bu şirkete bağlı Atak Kolejinde okuyor olması nedeniyle benim Okul Aile Birliğine girmemi istedi. Ben de kabul ettim. Yaklaşık 1 ay sonra Dilaver Çelik isimli şahıs beni telefonla aradı ve ben notere çağırdı. Notere gittiğimde aslında Safiye Eğitim A.Ş'ye ortak edildiğimi anladım. Siyaseten ileride taban bulma açısından faydalı olabileceğini düşündüğüm için noterdeki belgeleri imzaladım ve bu şirkete ortak oldum. Ancak ortaklık için herhangi bir para ödemedim. Daha sonra bu şirketten ayrılmak istediğimde ise bunun için herhangi bir muhatap bulamadım. En son 2014 yılının sonunda Genel Kurul yapılınca ortaklığıma son verildi. Bu genel kurul toplantısına ben katılmadım. Bununla ilgili olarak da notere giderek ilgili evrakları imzaladım. Ortaklığım sona ererken de herhangi bir para almadım. Bu süreç içerisinde iddia edildiği gibi ...'a bu yapıya yardım amacıyla elden 10.000 TL para verdiğim hususunu da kabul etmiyorum. Hatta sanıklardan ... ile 2015 yılında bu yapıya kurban bağışı yapmamı isteyince tartışma yaşamıştım. İddia edildiği gibi ben Türkçe Olimpiyatlarına katılmadım. MARİAD üyeliğim de benim talebim dışında Mikail Kabak isimli şahıs tarafından yapılmıştır. Bu derneğin faaliyetleri kapsamında 1 kez Fas gezisine katıldım. Burada turistik amaçlı geziler yapıldı. Bir de bir Türk okuluna gezi süzenlendi. 2013 yılında da bu dernekteki üyeliğimden istifa ettim. Kimse Yok Mu derneğine üye olduğumu da bilmiyordum. Bu dernek faaliyetleri kapsamında herhangi bir faaliyette bulunmadım. İddianamede belirtilen Roza Otel'e ben ailem ile birlikte gittim. Adı geçen şahıslarla birlikte gitmedim. Zaten bu şahıslardan ...'i şahsen tanıyorum. ...'ı da tanıyordum. Diğer şahısları tanımıyorum. Benim Bank Asyada kredi kartı hesabım vardır. Herhangi bir şekilde örgütün talimatıyla hesap açtırıp para yatırmadım. Benim bu terör örgütü ile herhangi bir ilgim bulunmamaktadır. Hatta 2013 yılı Ağustos ya da Eylül ayında görev yaptığım partideki kişilerin davet edildiği Ana Fem Dershanesinin en üst katındaki toplantıda dershanelerin kapatılması ile ilgili konu konuşulduğunda bu hususta dershanelerin kapatılmamasını söyleyen şahıslarla tartışma da yaşamıştık. Bu tartışmadan sonra Oktay Ballı, kardeşimin yanına giderek benim partideki görevimden istifa etmemi de söylemişti. Bu yapı tamamen algı operasyonu yapıyordu. ...'ın, ...'in ... Evrensel'in okul ve yurt yaptıracağını söyleyerek insanlardan para topluyorlardı. Dolayısıyla tüm bu hususlar ile yaşadığım sağlık sorunları, ailevi açıdan yaşadığım mağduriyetler dikkate alınarak tahliyeme ve beraatime karar verilmesini talep ediyorum. Sanık ... vekilleri Av....'ın talebi üzerine sanıktan sorulduğunda: Dershanelerin kapatılması ile ilgili yapılan toplantı sırasında ben tartıştıktan sonra oradan ayrıldım. Ancak diğer partililerden duyduğum kadarıyla toplantıya katılanlardan ... da "Ben devletimin yanındayım" şeklinde sözler söylemiş. Bildiğim kadarıyla Mardin'deki diğer iş adamları gibi sanık ... da 17-25 Aralık sürecinden sonra bu yapıyla kavgalı olarak ayrılmıştır. Ancak iddianamede adı geçen şahıslardan ..., Mehmet Selim Emen ve ...'nun bu yapıyla ilişkisinin devam ettiğini biliyorum. Sanık ... vekili Av....'ın talebi üzerine sanıktan sorulduğunda: 2014 yılı yerel seçimlerinde sanık ...'nun kardeşi Artuklu belediye başkanlığına ... partiden aday adayı olunca benden destek olmamı istedi. Bu desteği göremeyince de farklı bir partiden aday oldu. Bu nedenle aramızda soğukluk oldu. Sanıklar ..., ..., ..., ... vekili Av.İsmail Avcı'nın talebi üzerine sanıktan sorulduğunda: Sohbet toplantılarında sanık ...'i görmemiştim" şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır.
İTİRAZ SEBEPLERİ:
Sanık kolluk aşaması dahil olmak üzere diğer sanıklardan farklı olarak kovuşturma aşaması dahil etkin pişmanlık kapsamında samimi beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda sanık 2012 yılına kadar sohbet toplantılarına katıldığını, bu tarihten sonra katılmadığını, Safiye Eğitim A.Ş'deki ortaklığı ve yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevinin bilgisi dışında olduğunu, bu tarihe kadar sohbetlere katılan kişiler, sohbet verenler ve örgüt imamı dahil bir kısım kişiler ve faaliyetler kapsamında samimi bilgiler verdiği, “MARİAD üyeliğinin de yine talebi dışında Mikail Kabak isimli şahıs tarafından yapıldığını, dernekten ayrılmak istediğini beyan ettiği” ve dosya kapsamından MARİAD isimli dernekten 2013 yılı içerisinde istifa ettiği, hisse devrini ise 2013 yılından sonra yapmak istediği ancak muhataplarının bundan kaçındığını ancak 2015 yılı başında yaptığını beyan ettiği dosya kapsamından hisse devrini 22/01/2015 tarihinde yaptığı, yurt inşaatı yaptığına ilişkin somut bir delil bulunmadığı gibi “sanığın kendisine ait bir binayı yurt binası olarak bu yapıya kiraya verdiğini, bu kiralama işleminde muhatabının ... ve Temur Demirkıran olduğunu, ancak 17-25 Aralık sürecinden sonra Temur Demirkıran'a bu yurt binasını tahliye etmelerini söylediğini, 2014 yılı Ocak ayında da bu yurt binasını tahliye ettiklerini” beyan ettiği, “yurt yapılması için arsa verdiği hususunu da kabul etmediği, beyanlarda bahsi geçen arsanın ...'e ait olduğunu, kendisine ait olmadığını, tapu kayıtlarından incelenebileceğini” beyan etmesi ve savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı, yine dosyaya sunulan belgelerden sanığın kastı ve konumunun tespiti bakımından nazara alınması gereken Mardin ilinde yerel habercilik yapan MardinLife Gazetesinin internet sitesinde 22.10.2013 tarihinde yayınlanan röportajında örgütün amaçlarının aksine açıklamalarda bulunduğu, 15 Temmuz 2016 tarihindeki yapılan darbe girişi sırasında ve sonrasında sosyal medyadan darbe karşıtı açıklamalarda bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda; kendisiyle aynı konumda bulunan hatta hakkında beyanda bulunan aynı dosya sanığı ...’nun savunmasında: “…….aynı araçta ben ..., ... ve ... ile gitmekte iken ... ile ... bize hitaben bizden toplamda 60 bin TL istiyorlar, bunu burs parası olarak cemaat istiyor dediler. Bende benim gelirim ile sizin geliriniz aynı değil, benle Medeni 10 Bin TL verelim, sizde 20 şer bin TL vererek bu parayı tamamlayın dedim, daha sonra ben bu parayı elden ...'a verdiğimi hatırlıyorum, Daha sonra ... ile görüştüğümde onun da 10 bin TL yi ...'a verdiğini bana söyledi.” şeklindeki beyanı da esas alındığında,
Yine hakkında TCK’nın 30 uncu maddesi kapsamında bozma kararı verilen sanık ...’ın yönetim kurulu başkanı sanığın ise başkan yardımcısı olması da nazara alındığında itiraz dışı sanık ... hakkındaki deliller ve örgütsel konumunun sanıktan daha yoğun olduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda itiraz dışı sanık ... hakkındaki bozma kararının da incelenmesinde zaruret ve fayda bulunmaktadır.
Yüksek Dairenin sanık ... yönünden vermiş olduğu bozma kararında:
D-Sanık ... yönünden:
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, ”Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Somut olayda, FETÖ silahlı terör örgütünün Mardin ilinde faaliyetlerini yürüttüğü Saadet Eğitim A.Ş.’ye il imamı Osman Öner'in isteği ile herhangi bir bedel ödemeden önce ortak sonra yönetim kurulu başkanı olan, örgüt ile iltisaklı MARİAD isimli derneğe üyeliği bulunan, örgütsel toplantılara katılarak himmet adı altında örgüte finansal destek sağlayan, örgüte ait olan finans kurumu Bank Asyada aktif olarak işlem yapan, ayrıca bir okul yapmayı taahhüt eden sanığın, örgütün nihai amaçlarını açıkça ortaya koyan dış aleme yansıyan olay ve olguların yaşandığı 2013 yılından itibaren herhangi bir örgütsel faaliyeti tespit edilemediği, bilakis örgüte taahhüt ettiği okulu yaptırmadığı, toplantılara katılmadığı, dersanelerin kapatılması hususunda örgütle ters düşerek diğer örgüt mensupları ile tartıştığı, BankAsya’daki kredi hesabını kapattığı, 10.03.2014 tarihinde MARİAD üyeliğinden çıkıp, 30.12.2014 tarihinde de Saadet Eğitim A.Ş. hisselerini devrettiğinin ve ceza soruşturması başlatıldıktan sonra da örgütün yapılanması hakkında samimi ve detaylı bilgi verdiği kabul edilerek hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulandığının anlaşılması karşısında; Dikey şekilde 7 katlı piramit biçimde gerçekleşen ve hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanan FETÖ/PDY'nin Birinci Katında (Örgütle iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur.) yer alan sanık hakkında TCK’nın 30 uncu maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Kanuna aykırı, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA” karar verilmiştir.
Tüm bunların ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1-Yukarıda arz ve izah edilen sebepler ile hakkındaki iddia, deliller ve kabullerin sanığın kendisinden daha yoğun olduğu anlaşılan itiraz dışı sanık ... hakkındaki Dairenizin yukarıdaki bozma kararı ve gerekçesi de nazara alındığında; “sanık hakkında TCK’nın 30 uncu maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışmasız bırakılması” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi yerine onama kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
2-Kabule göre ise;
Dosya kapsamından ByLock kullanıcısı olmadığı ve özel bir konumda olmadığı anlaşılan sanığın yukarıda arz ve izah olunduğu üzere kolluk, savcılık, kovuşturma aşamalarında istikrarlı bir biçimde ve oluşa uygun şekilde bilgiler vermesi karşısında; sanığa ve müdafiine duruşmada etkin pişmanlık hükümleri hatırlatılmak suretiyle verdiği bilgilerin titizlikle araştırılmasından sonra hakkında TCK'nın 221/4 üncü maddesinin tatbik edilip edilmeyeceğinin karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde anılan hususun tatbikine yer olmadığına karar verilmesi..."nin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
II. GEREKÇE
İtirazın kapsamına göre 5237 sayılı TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata kurumu ile 221 inci maddesinde yer alan etkin pişmanlık müessesesinin açıklanması ve sanığın hukuki durumunun bu kurumlar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
1)Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Somut olayda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Mardin yapılanmasında örgütün amaç ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için kurulan ve iltisakı nedeniyle kapatılan Safiye Eğitim Kurumları AŞ'de ve MARİAD isimli dernekte 2012-2015 yılları arasında ortak/üye ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmak ve örgütsel içeriği kanıtlanamayan toplantılara katılmakta iken örgütün nihai amacını anladığı tarihten itibaren örgütten ayrılmaya çalışan hükümlü/sanığın, dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
2)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin tatbiki için, "suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi" gerektiğinden, hakkında ceza soruşturması bulunan şüphelinin yakalanmadan önce yetkili merciilere gönüllü olarak teslim olsa/kendiliğinden gelse bile bu aşamada örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermemesi halinde anılan normun uygulanma imkanı bulunmayacağı ve fakat şartları oluşmuş ise cezada indirim öngören şahsi sebep olarak düzenlenen ikinci cümlenin tatbik edilebileceği gözetilmelidir.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemlerini, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K, 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 1/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespitiyle ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında yakalandıktan sonra safahatta Ana Fem Dersanesinin en üst katında yapılan toplantılara katıldığını beyan ederek katılan diğer kişiler hakkında bilgiler veren hükümlü/sanığın örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri, örgüt yapılanması ve mensupları ile ilgili verdiği ve kovuşturma sonuna kadar özü itibariyle dönmediği bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunulan aşama gözetilerek, hakkında belirlenen cezadan 5237 sayılı TCK'nın 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi gereğince makul bir oranda indirim yapılması gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Gerekçenin bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereği Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2020/961 Esas, 2021/910 sayılı ilamının, hükümlü/sanık ... yönünden KALDIRILMASINA, diğer yönleri itibariyle aynen muhafazasına,
3.Ayrıntıları gerekçe bölümünde açıklandığı üzere;
a) FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Mardin yapılanmasında örgütün amaç ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için kurulan ve iltisakı nedeniyle kapatılan Safiye Eğitim Kurumları AŞ'de ve MARİAD isimli dernekte 2012-2015 yılları arasında ortak/üye ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmak ve örgütsel içeriği kanıtlanamayan toplantılara katılmakta iken örgütün nihai amacını anladığı tarihten itibaren örgütten ayrılmaya çalışan hükümlü/sanığın, dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
b) Kabul ve uygulamaya göre de;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında yakalandıktan sonra safahatta Ana Fem Dersanesinin en üst katında yapılan toplantılara katıldığını beyan ederek katılan diğer kişiler hakkında bilgiler veren hükümlü/sanığın örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri, örgüt yapılanması ve mensupları ile ilgili verdiği ve kovuşturma sonuna kadar özü itibariyle dönmediği bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunulan aşama nazara alınarak, hakkında belirlenen cezadan 5237 sayılı TCK'nın 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi gereğince makul bir oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 21.10.2019 tarihli ve 2019/818 Esas, 2019/1435 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
4. Sanık hakkında belirlenen ceza miktarına, bozma sebebine ve gözaltı, tutukluluk ve infazda geçirilen süreye nazaran mağduriyete sebep olunmaması bakımından infazın durdurulması ile sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değil ise derhal salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılıklarına müzekkere yazılmasına.

5. Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca

Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.06.2023 tarihinde karar verildi.

... ... ... ... ...