3. Ceza Dairesi 2023/3362 E. , 2024/2287 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/166 E., 2021/986 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma Sanık ... bakımından - 03.05.2018
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi onama, kısmi bozma
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2020 tarihli ve 2018/292 Esas, 2020/362 sayılı kararıyla;
Sanıklar ... ve ... bakımından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca sanık ...'in 7 yıl 6 ay hapis cezası ile, sanık ... Karamanın ise 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna,
Sanık ... bakımından ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna, karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2021/166 Esas ve 2021/986 sayılı kararıyla sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.01.2023 tarihli ve sanıklar ... ve ... bakımından temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması, sanık ... bakımından ise hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafinin temyiz istemi özet olarak;
1. Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın irdelenmediğine,
2. İçtihatlara ve hukuka aykırı karar verildiğine,
3. Kolluk tarafından yapılan farazi değerlendirmelerin hükme esas alındığına,
4. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşması için sempati boyutunu aşan özel kastın bulunması gerektiğine,
5. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğine,
6. Bank ... hesap hareketlerinin rutin olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine, hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi niteliğinde olduğuna, sanığın talimatla hareket etmediğine,
7. Tanık İ. nin duruşmada sanığı tanımadığını beyan ettiğine, tanık olarak beyanları hükme esas alınan sanık ...’ın ise soruşturma aşamasındaki beyanlarının baskı ile alındığına,
8. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemdeki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
9. İlgili dönemde kanunlar çerçevesinde faaliyet gösteren SGK çalışma kayıtlarının, müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
10. Gerekçenin dosya kapsamı ile uyuşmadığına ve kendi içinde karışıklık arz ettiğine,
11. Sanığın örgüt içindeki konumunun somut şekilde tespit edilmediğine,
12. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özet olarak;
13. Yargılama boyunca diğer sanıkların anlatımları dışında başkaca bir delilin dosyaya girmediğine, mevcut delillerin de suçun sübutunu sağlayacak niteliğinin bulunmadığına,
14. Sanığın ticari faaliyetleri kapsamında hareket ettiğine, kızının okulunun Bank ... ile çalışması nedeniyle bu bankada hesap açtığına,
15. Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına,
16. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşması için sempati boyutunu aşan özel kastın bulunması gerektiğine,
17. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemdeki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
18. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özet olarak;
19. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşması için sempati boyutunu aşan özel kastın bulunması gerektiğine,
20. Her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,
21. Sanığın yalnızca tek bir şahsın ifadesi sebebi ile mahkum edildiğine, söz konusu tanığın anlatımının net olmadığına ve sanığı net şekilde teşhis edemediğine,
22. Tanığın teşhisinin SEGBİS yoluyla değil yüz yüze yaptırılması gerektiğine,
23. İlgili dönemde kanunlar çerçevesinde faaliyet gösteren SGK çalışma kayıtlarının, müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, sanığın çalıştığı kurumlarda yalnızca mesleki faaliyet yürüttüğüne, protestoya da mesleki saiklerle katıldığına,
24. Soruşturma aşamasında sanığın ifadelerinin yasak usullerle alındığına,
25. Sanığın eylemleri sabit kabul edilse dahi ikinci katmanda olabileceğine,
26. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanıklar hakkında mahkûmiyet kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi hata dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, dosya kapsamına göre sanığın örgüt içerisindeki konumu itibariyle örgütün nihai amacını bilebilecek durumda olduğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Oluş ve dosya kapsamı itibarıyla, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ve sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olup olmadığının tayin edilmesi bakımından, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca beyan yahut delilin mevcut olup olmadığının saptanması, elde edilecek tüm delillerin ve hükümden sonra dosyaya UYAP sistemi üzerinden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 11.02.2022 tarihli yazısının ekinde- gelen Hıfzullah K. isimli şahsın beyan ve teşhisinin, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır.
Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla
kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... Özel Kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Dosya kapsamındaki deliller itibarıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde kesin ve inandırıcı delil mevcut olmayan sanığın, örgüt ile iltisakının boyutunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde tayin edilmesi bakımından, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca beyan yahut delilin mevcut olup olmadığının saptanması ve elde edilecek delillerin 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafine okunup diyeceklerinin sorulması, özellikle sanık savunması ile diğer dosya sanıkları ...'in ve ...'nun beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dosyadaki mevcut delil durumu itibarıyla örgüte para vermek suretiyle maddi destek sağlaması şeklindeki eyleminin, bu haliyle kül halinde silahlı terör örgütüne yardım etme yahut 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a Muhalefet suçlarını oluşturup oluşturmadığı da karar yerinde tartışılıp, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) başlığında açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2021/166 Esas, 2021/986 sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) ve (C) başlıklarında açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2021/166 Esas, 2021/986 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!