3. Ceza Dairesi 2023/21211 E. , 2024/4826 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme
HÜKÜM : 1-Sanıkların TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 39/2-c delaletiyle 39/1, 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine
2-Müştekiler ... vekili ile ... ve ... vekilinin temyiz istemlerinin reddine dair 02.06.2023 tarihli ek kararlar
Türkiye Büyük Millet Meclisi vekili, müşteki Milli Savunma
Bakanlığı vekili, müştekiler ... ve ... vekili
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle;
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
I- Müştekiler ... ile ... ve ...’in sanıklara yüklenen suçun niteliği itibariyle doğrudan zarar görmedikleri, bu nedenle de davaya katılma hakkı ile bu kapsamda hükmü temyiz yetkileri bulunmadığından, temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298/1 inci maddesi uyarınca reddi ile ek kararların ONANMASINA,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, 5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 37 nci maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde (faillerle birlikte) fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
5237 sayılı TCK’nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her hâlükârda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 24/3 üncü maddeleri). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
İlk Derece Mahkemesince Kabul Edilen Somut Olay;
Sanıkların, olay tarihi itibariyle Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı Öğrenci ve Kurslar Taburu Subay Kurs Bölüğünde kursiyer teğmen olarak görev yaptıkları,
15 Temmuz 2016 tarihinde mesai bitiminde sanıkların da aralarında bulunduğu kursiyer teğmenlere şahsi (beylik) tabancaların dağıtıldığı, olay akşamı 70 nci dönem kursiyer teğmenlerin Whatsapp grubundan bölük komutanları bozma öncesi sanıklardan ... tarafından önce mesaiye çağrıldıkları, ardından emrin iptal edildiği, HTS kayıtlarına göre saat 21:33'te bozma öncesi sanık ...'in sanık ...'ı arayarak sanığın savunmasına göre "bölük komutanının herkesi bölüğe çağırdığını" söylediği, yine HTS kayıtlarına göre saat 21:44 bozma öncesi sanık ... ... 'in sanık ...'yi arayarak sanığın savunmasına göre "alarm verildi, silahını da al tümene gel" dediği, bunun üzerine sanıkların subay bölük binasının önüne geldikleri
Bozma öncesi sanık ... 'un HTS kayıtlarına göre saat 22:50'de diğer bozma öncesi sanık ... 'ı arayarak, beş tane kursiyer teğmenin tabancalarıyla beraber tabur binasının arkasına gitmesini emrettiği, bunun üzerine henüz üzerlerini değiştirmemiş olan sanıkların kamuflajlarını giydikleri, sonrasında sanıkların diğer 3 kursiyer teğmen sanık ile birlikte tabur binasına doğru gittikleri, beş kursiyer teğmen sanığın üzerlerinde gündüz dağıtılan şahsi (beylik) tabancalarının olduğu ancak G - 3 silahlarının bulunmadığı, bozma öncesi sanık ...'ün de kullandığı araçla kurslar tabur bölgesine gittiği ve burada beklemekte olan 5 kursiyer teğmen sanıkları araca alarak cephanelik bölgesine hareket ettiği, daha sonra bozma öncesi sanık ... 'ün yanında sanıklar olduğu halde müfreze binasına çıktıkları, burada sanıkların da kabul ettiği üzere televizyonda haberlere baktıkları, burada darbeye ilişkin olarak Başbakan tarafından yapılan açıklamaları gördükleri,
Bozma öncesi sanık ... ün müfreze binasından çıkarak geldiği açık kasa land ile içecek bir şeyler almak ve botunu değiştirmek üzere kendi bölüğü olan Uzman Erbaş Kurs bölüğüne saat 23:43'de hareket ettiği, tekrar araca binerek saat 00:03'de cephanelik bölgesindeki boş mühimmat depoları önüne aracı park ettiği, bozma öncesi sanık ...'ün müfreze binasına sanıkların yanına gittiği, bu sırada saat 00:05'de TRT ekranlarında darbe bildirisinin okunduğu, sanıkların da bunu gördükleri hatta ...'ın 70 nci dönem whasapp grubuna bildirinin okunması sırasında saat 00:06'da " Resul Çoban: TRT açın isterseniz yönetime el konuldu ( 16.07.2016 saat 00:06 ) " şeklinde mesaj yazdığı,
Bozma öncesi sanık ... 'ün HTS kayıtlarına göre saat 00:05'de ve 00:11'de diğer bozma öncesi ... ile görüştüğü, ...'in, Kara Havacılık Helikopteri 2-3 sorti yapacak, mühimmat ikmali yapacaklar, landla atış alanına mühimmat götürün şeklinde 'e emir verdiği, telefon görüşmesi sırasında müşteki ...'un, bozma öncesi sanık ...'e deponun anahtarının olmadığını belirttiği, ... tarafından durumun bozma öncesi sanık ... 'ya iletildiği, bunun üzerine ...'nun kapıların kırılması emrini verdiği, müşteki Hüseyin'in sonra tutanak düzenlenebileceğini söyleyerek tanık er ...'dan, müfreze binasının hemen biraz aşağısında bulunan Kara Havacılık Komutanlığı'nın iglo (toprağa gömülü) tipi mühimmat depo kapısını, kırmasını istediği, tanık er ... yangın müdahale bölümünde bulunan baltayı alarak mühimmat deposuna gittiği, arkasından ..., ... ve ...'un da depo önüne gittikleri, müşteki Hüseyin'in, tanık ...'a kapıyı kırmasını söylediği, er ....'un da elindeki balta ile iglonun kapısını kırdığı, depoda füze ve saldırı helikopteri top mermisinin bulunması nedeniyle sanık ...'yi bu bölgede bıraktıkları, bir müddet sonra sanık ...'ın da sanık ...'nin yanına geldiği, bozma öncesi sanık ...'ün cephanelik müfreze bölgesine döndüğü, açık kasa land aracın anahtarını müşteki Hüseyin'e mühimmat yüklemesi için verdiği, müşteki ...'un kullandığı açık kasa land aracın Kara Havacılık Mühimmat deposu önünde stop ettiği ve arızalandığı, ...'un sanık ...'a müfreze binası diğer tarafında bulunan bozma öncesi sanık ... 'e durumu iletmesini istediği, sanık ...'ın müfreze binasının diğer tarafında bulunan 208-209-210 ve 211 nolu depoların bulunduğu yerde ...'e baktığı; ancak bulamadığı, tekrar Kara Havacılık iglo mühimmat deposunun önüne dönerken ...'i land marka araç içinde uzaklaşırken gördüğü, sanık ...'ın tekrar iglo bölgesine sanık ...'nin yanına geldiği,
Tümen ikiyüz metre atış alanına iniş yapan ilk helikoptere ... tarafından 211 nolu mühimmat deposundan 3.000 adet MG-3 mermisi götürüldüğü, cephanelik kamera saatine göre, saat 01:08'de ikinci helikopterin atış alanına iniş yapmak için alçaldığı, bozma öncesi sanık ... 'nun saat 01:08'de, ... ve saat 01:11'de ... tarafından arandıktan sonra, saat 01:14'de bozma öncesi sanık ... 'ü aradığı ve istenilen saldırı helikopteri top mermilerinin atış alanına gönderilmesini istediği, bozma öncesi sanık ...'ün geldiği açık kasa landın arıza yaptığını öğrenmesi üzerine, bölükten yeni bir araç istediği ve tanık Süleymen Kefal tarafından kullanılan araca birkaç kursiyer teğmen alan ...'ün Kara Havacılığın kapısı kırılan iglo tipi mühimmat deposuna gittikleri, sanık ...'nin bu depoda olduğu, bozma öncesi sanık ... ve yanındakiler ile sanık ...'nin saldırı helikopterlerinin kullandığı 20 mm top mermilerinden araca yükledikleri ve helikoptere götürüldüğü, helikopterin kalkış yaparak Kara Havacılık Okul Komutanlığına gittiği, sanık ...'ın da yükleme sırasında igloda bulunduğu ve top mermilerinin araca yüklenmesine yardımcı olduğu,
Bozma öncesi sanık ... ve yanındakilerin araçla tekrar cephaneliğe döndükleri, ...'ün araçtan inerek kursiyer teğmenlere tekrar bir sefer daha atış alanına mühimmat götürmelerini emrettiği, ...'ün helikopterin bir kez daha geleceğinden haberdar olduğu, tanık ...'in kullandığı land araca tekrar kursiyer teğmenler tarafından mühimmat yüklendiği; ancak yükleme yapan ve mühimmatları atış alanına götüren sanık kursiyer teğmenlerin isimlerinin tespit edilemediği, mühimmat deposunda sanık ...'nin bulunduğu, saldırı helikopterlerinin kullandığı 20 mm top mermilerinin ikinci kez araca yüklenerek atış alanına götürüldüğü ve buraya iniş yapan helikopter tarafından bu mühimmatların alınarak Kara Havacılık Okul Komutanlığına götürüldüğü şeklinde gerçekleşen olayda;
II- Sanıkların Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan mahkumiyetlerine yönelik sanıklar ve müdafileri ile katılan ... vekili ve katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ve müdafiileri ile katılan ... vekili ve katılan ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!