3. Ceza Dairesi 2023/18655 E. , 2024/3742 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/360 E., 2023/118 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKÎ SÜREÇ
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/34633 Esas, 2022/6901 Karar sayılı bozma kararı üzerine; İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2023 tarihli ve 2022/360 Esas, 2023/118 sayılı Kararı ile sanık hakkında;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle
Bozma öncesi ile aynı gerekçeli kararın yazıldığına, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, müvekkilinin çocuk yaşta Suriye ülkesine gittiğine, örgüte katılım yaşının 14 olduğuna, 18 yaşından sonra tespit edilen herhangi bir eyleminin bulunmadığına, buna rağmen yaş küçüklüğünden kaynaklı indirim yapılmamasının hukuka aykırı olduğuna, müvekkilinin ailesiyle iletişime geçip Avrupa'ya gitmek istediğine, müvekkilinin ev, üst aramasında herhangi örgütsel bir şifre, doküman veya sair malzeme bulunmadığına, örgütsel bir faaliyeti veya eyleminin de tespit edilemediğine, bu nedenle bu suç açısından beraat kararı verilmeli veya lehe hükümler uygulanmalıyken, aynı hapis cezasının verilmesi nedeniyle yerel mahkeme kararı bozulması gerektiğine, Yargıtay bozma ilamında belirtilen lehe hükümlerin uygulanmadığına, hatalı kararda ısrar edildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
"...Bu haliyle sanık ...'in soruşturma aşamasındaki beyanları, HTS kayıtları, dosyada mevcut uzmanlık raporları, tanık beyanları ve dosyadaki diğer deliller bir arada değerlendirildiğinde, sanığın 2014 yılında PKK/YPG silahlı terör örgütüne katılım sağladığı, örgüt içerisinde içinde çeşitli eğitimler gördüğü, kod adı kullandığı sözde özel kuvvetler içerisinde yer aldığı, aldığı eğitim sonucunda illegal yollardan sahte kimlikle kendisine verilen ses getirici eylem talimatlarını yerine getirmek üzere İstanbul'a geldiği, İstanbul'a geldikten sonra hedefini gerçekleştirebilmek için örgüt tarafından saklanan ve uzmanlık raporunda bahsi geçen patlayıcı malzeme ve 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliğine haiz fişekleri bulundukları yerden almaya çalıştığı, sanık ... ve dava dışı ...'ın aynı eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek ...'ın patlayıcı maddelerin yerini değiştirdiği, sanık ... ile ...'ın takip edildiklerini anlayınca eylemlerini gerçekleştiremedikleri ve daha sonra yakalandıkları, bu şekilde sanığın PKK/YPG silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemleriyle örgütün talimatlarını yerine getirdiği anlaşılmakla, sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar sanık hazırlık aşamasında alınan savunmasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirterek örgüt içerisindeki faaliyetleriyle ilgili bir kısım bilgiler vermiş ise de kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında önceki beyanlarını kabul etmediğini belirterek soruşturma aşamasındaki ifadesinden döndüğü, yerleşik Yargıtay kararlarına göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için pişmanlığın yargılama boyunca devam etmesinin gerektiği, somut olayda ise sanık kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında önceki beyanlarını kabul etmediğini beyan ederek soruşturma aşamasındaki ifadesinden döndüğü, bu haliyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 2021/405 Esas 2022/141 Karar sayılı ilamı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2022/34633 Esas 2022/6901 Karar sayılı ilamı ile "Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, TCK'nın 61/3 üncü maddesine aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması" gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma üzerine mahkememizce yapılan yargılamada 14.03.2023 tarihli duruşmada bozma ilamına uyulmasına karar verilerek 11.04.2023 tarihli oturumda önceki hüküm gibi sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede temel cezanın belirlenmesi bakımından alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının isabetli olduğu, ancak bozmaya konu mahkememizin 2021/405 Esas 2022/141 Karar sayılı ilamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin yeteri kadar açıklanmadığı, bozma ilamında belirtildiği şekilde suçun unsurlarının alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiği düşünülmektedir. Dolayısıyla bozma ilamı, teşdit gerekçesinin belirtilmemesi yönünden isabetli görüldüğünden bozmaya uyulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce bozma sonrası verilecek yeni hükümde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği düşünüldüğünden bozma sonrası yapılacak yargılamada alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin yeniden yazılacak olması da gözetildiğinde verilecek hükmün direnme kararı mahiyetinde olmayıp yeni bir hüküm olacağı ortadadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar kazanmış uygulamasına göre
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nedenlerle temel cezanın belirlenmesine ilişkin olarak yeni gerekçelerle hüküm kurulacağından verilecek hükmün bozma ilamı doğrultusunda yeni bir hüküm olacağı anlaşılmaktadır.
Temel cezanın belirlenmesi gerekçesi; Dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler ile sanığın etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde alınan savunmasına göre sanığın 2014 yılında örgüte katılım sağladığı, örgüt içerisinde ağır silah kullanımı ve bomba eğitimleri aldığı, Şengal bölgesinde tim komutanı ve Gare alanında sözde özel kuvvetler bölümünde görev aldığı, aldığı eğitimlerden sonra örgüt tarafından suikast eğitimcisi olarak görevlendirildiği, 8 örgüt mensubuna bu kapsamda eğitimler verdiği, metropollerde eylem yapmak üzere örgüt tarafından özel olarak eğitilip hazırlandığı ve talimatlar doğrultusunda eylem yapmak üzere geldiği İstanbul ilinde 2020 yılı içerisinde patlayıcı maddelerle birlikte yakalandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK'nın 61 inci Maddesinde "(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler" hükmü bulunmaktadır.
Bu bilgilere göre sanığın 2014 yılından 2020 yılına kadar örgüt içerisinde kaldığı süre, örgüt içerisinde suikast eğitimi verecek seviyeye geldiğine dair mevcut örgütsel konumu, sanığın ülkemizin metropol olarak adlandırılan büyük şehirlerinde Hakim, Savcı, Vali, Bakan gibi önemli görevlerdeki kamu görevlilerine yönelik saldırı gerçekleştirmek amacıyla görevlendirilmiş olması ve İstanbul ilinde patlayıcı maddelerle birlikte eylem yapamadan yakalandığı gözetildiğinde sanığın örgütteki konumu, örgütte kaldığı süre, meydana gelen tehlikenin ağırılığına göre temel cezanın belirlenmesinde bir miktar altı sınırdan uzaklaşılmasına karar verilmiştir.
Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken açıklanan gerekçelerle asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle ceza tertibinin uygun olacağı kanaatiyle ceza tayin edilmiş, sanığın atılı suçu 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun birinci maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlediği, aynı kanunun 4/1-b maddesi uyarınca bu suçun da terör suçu sayılması gerektiği anlaşıldığından, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi gereğince, sanık hakkında hükmolunan ceza yarı oranında artırılmış, sanığın yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezası 1/6 oranında indirilmiş, açıklanan tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir...."
Tespitlerine yer verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
"Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1 inci maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, TCK'nın 61/3 üncü maddesine aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması" şeklindeki gerekçeyi içeren 25.10.2022 tarihli bozma ilamına uyulmasına rağmen bozmanın gereğine riayet edilmeyerek, bozma ilamını sonuçsuz bırakacak şekilde, yine alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Sanık Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli ve 2022/360 Esas, 2023/118 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarı, bozma nedenleri, kaçma şüphesi ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında, sanık müdafinin tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!