WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2023/16995 E.  ,  2024/4435 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1582 E., 2023/128 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ:İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2022 tarih ve 2020/376 - 2022/360 sayılı kararı
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma ... için 12.11.2020, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... için 13.11.2020, sanık ... için 19.11.2020, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... için 21.11.2020, sanık ... (...) için 22.11.2020, sanık ... için 04.12.2020, sanık ... hakkındaki kararın niteliği itibariyle CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suç tarihi yazılmamıştır.
HÜKÜMLER :1-Sanıklar ... ( ...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63/1 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
2-Sanık ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 inci maddeleri ile TCK'nın 221/4-2 nci cümle, 221/5, 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63/1 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
3-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin ilk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları, gerekçe içeriğine ile temyiz talebinin kapsamına göre yapılan incelemede;
I. Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talepleri ile ilgili olarak;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanık ... ile sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
II. Sanık ... müdafiinin vekalet ücretine ilişkin temyiz talebi ile ilgili olarak;
1136 Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4 üncü maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." şeklindeki düzenleme gözetilerek, beraat eden ve kendisini ayrı vekiller ile temsil ettiren sanıklar lehine ayrı ayrı maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK'nın 303/1-h maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 30 uncu fıkrasının vekalet ücretine ilişkin paragrafında 17.400 TL ibaresinden önce gelmek üzere "ayrı ayrı" ibaresinin eklenmesi ile anılan yasanın 306 ncı maddesi kapsamında temyiz etmeyen diğer sanıklara da sirayet ettirilmek suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ( ...) ..., ... ve ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talepleri ilgili olarak;
1.Sanıklar ..., ..., ..., ... ... ve ... yönünden;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanıklar ..., ..., ... ile sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE. Ancak;
Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanıkların örgütteki konumları, kaldıkları süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanları göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayin edilmesi,
2.Sanık ... yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunan şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3.Sanıklar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ( ...) ..., ... ve ... Yönünden;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgütün amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunan ve usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmalara göre, olay tarihi itibariyle öğrenci olan ve ekonomik sorunları nedeniyle anılan örgütün öğrenci evi olarak tahsis ettiği evlerde kalmak dışında herhangi bir örgütsel faaliyetleri tespit edilemeyen sanıkların, anılan örgütün henüz sempatizanları düzeyinde kaldıkları kabul edilerek ispat edilemeyen müsnet suçtan beraatleri yerine, olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde ve yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedeni, müsnet suçların niteliği ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın, bozma nedenine ve sanık ... hakkında ayrıca Silivri Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen hasta sevk formundaki sağlık durumu ile ilgili belirtilen hususlara göre TAHLİYELERİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadıkları takdirde DERHAL SALIVERİLMELERİ için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.