3. Ceza Dairesi 2023/10273 E. , 2023/4961 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Onama kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün bozulması
İTİRAZA KONU KARAR: Onama
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 14.09.2018 tarihli ve 2018/876 Esas, 2018/2603 sayılı Kararına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,12.05.2023 tarihli, KD-2023/18470 sayılı lehe itirazı üzerine dava dosyası aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, incelendi gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2023 tarihli ve KD-2023/18470 sayılı itirazı, özet olarak;
"...Mahkemesince kabulde esas alınan sanık faaliyetlerin, örgütle organik bağ kurup örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında eylemlerin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağına ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 Esas 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16 Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin 'suç işlemek amacı' olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, ... Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. 'Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; 'örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.' şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler
yardım kapsamında görülebilir(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 09.02.2022 tarih, 2021/6566 Esas 2022/403 Karar sayılı benzer bir ilamında da belirtildiği üzere; Herhangi bir örgütsel kod adı kullanmayan ve örgütsel iletişim ağına dahil olmayan anılan ilde esnaflık yapan sanık ...'un, örgüte müzahir bankada örgüt liderinin talimatı üzerine destek mahiyetinde para yatırması, Hürsiyad isimli derneğe üye olması, 2014 yılında düzenlenen otel toplantılarına katılmaktan ibaret eylemleri ile mahkemenin kabulde esas aldığı diğer eylemlerin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında, silahlı terör örgütüne yardım suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmiş olması karşısında, hükmün onanmasına ilişkin Yüksek Dairenizin kararı hukuka aykırı görülmekle sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. İtirazımızın kabulü ile,
2. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin(Kapatılan) 14.09.2018 ... ve 2018/876 Esas - 2018/2603 sayılı onama kararının kaldırılması,
3. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2017 tarih ve 2017/117 Esas 2017/221 Karar sayılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması,
4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3 üncü maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi..."
Talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
1.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2009 tarihli ve 212-67, 11.04.2006 tarihli ve 55-115, 22.2.1988 tarihli ve 18 sayılı ve 22.10.2013 tarihli 2012/1298 Esas ve 2013/418 sayılı Kararlarında da izah edildiği üzere, gerek yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gerekse özel dairelerin, itiraza gelinen sanık ve suç ile ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gösterilen itiraz nedenleriyle bağlı olmadan inceleme yapabilecekleri yönünde gelişen müstekar uygulama doğrultusunda vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
2. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
3. BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli Kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilmesi mümkündür.
4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün (FETÖ/PDY) ... ili yapılanması içerisinde mütevelli heyetlerinde yer alan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Hür Sanayici ve İşadamları Derneği'nin üyesi iken 2013 ila 2015 yılları arasında denetim kurulu asil ve yönetim kurulu yedek üyesi olarak görev alıp, zaman zarfında bağış ile aidat ödemelerinde de bulunan, 2015 yılına kadar örgütle irtibatını koparmayan, örgüt yönetiminin talimatı doğrultusunda Bank Asyada katılım hesabı açıp para yatıran ve hüküm ve inceleme tarihinden sonra gelen belgelere göre 483848 ID numarası üzerinden ByLock kullancısı olduğu belirlenen sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
5. Ancak;
a) Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayini,
b) 5237 sayılı Kanun'un 62/2 nci maddesinde takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiş olup; dosya kapsamına göre geçmişte sabıkası bulunmayan ve duruşma tutanaklarında hakkında olumsuz bir gözlem yer almayan, suçlama ile ilgili ikrarda bulunan sanık hakkında dosya kapsamı ile uyuşmayan ve yasal olmayan gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının farklı gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekir.
III. KARAR;
1. Belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ farklı gerekçe ile KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.09.2018 tarihli ve 2018/876 Esas, 2018/2603 Karar sayılı onama ilamının, diğer yönleri aynı kalmak kaydıyla sanık ... yönünden KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, verilen cezanın süresi itibariyle yasal şartları taşımadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün (FETÖ/PDY) ... ili yapılanması içerisinde mütevelli heyetlerinde yer alan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Hür Sanayici ve İşadamları Derneğinin üyesi iken 2013 ila 2015 yılları arasında denetim kurulu asil ve yönetim kurulu yedek üyesi olarak görev alıp, zaman zarfında bağış ile aidat ödemelerinde de bulunan, 2015 yılına kadar örgütle irtibatını koparmayan, örgüt yönetiminin talimatı doğrultusunda Bank Asyada katılım hesabı açıp para yatıran ve hüküm ve inceleme tarihinden sonra gelen belgelere göre 483848 ID numarası üzerinden ByLock kullancısı olduğu belirlenen sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak;
a) Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayini,
b)5237 sayılı Kanun'un 62/2 nci maddesinde takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiş olup; dosya kapsamına göre geçmişte sabıkası bulunmayan ve duruşma tutanaklarında hakkında olumsuz bir gözlem yer almayan, suçlama ile ilgili ikrarda bulunan sanık hakkında dosya kapsamı ile uyuşmayan ve yasal olmayan gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 10.10.2017 tarihli ve 2017/2503 Esas, 2017/2248 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği oy birliğiyle BOZULMASINA,
4. Bozma nedenlerine ve tutuklulukta/infazda geçirilen sürelere göre 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 ve müteakip maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki hükümlerin İNFAZININ DURDURULMASINA, bozma sebebi ve infaz kurumunda geçen süre gözetilerek, başka suçtan hükümlü ve tutuklu değil ise, 5271 sayılı Kanun'un 109/3-a maddesi uyarınca "yurt dışına çıkamamak" adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE, salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, sanık yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi, ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.07.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!