3. Ceza Dairesi 2022/30500 E. , 2023/2998 K.
"İçtihat Metni" TUTUKLU
DURUŞMA VE TAHLİYE TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve...sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2022/426 Esas, 2022/502 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, hükmün 13 üncü fıkrasında, bulunmadığı gerekçesiyle sanıktan tahsiline hükmedilmeyen yargılama giderlerinin tetkikinde, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2022 tarih ve 2021/3669 soruşturma sayılı 1.210,00 TL sarf kararı ile 5 elektronik, 1 normal tebligat gideri olan 75,00 TL'nin dikkate alınmadığı tespit edilmiş ise de, bu hukuka aykırılığın, davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin, CMK'nın 280/1.b ve 303/1.h maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak Dairemizce düzeltilmesi imkan dahilinde bulunduğundan, hükmün 13 üncü fıkrasının tamamen çıkartılarak, hükmün 13 üncü fıkrasına kaim olacak şekilde ''CMK'nın 324 üncü ve devamı maddeleri gereğince, yargılama sırasında sarf edilen 75,00 TL tebligat gideri, 1.210,00 TL sarf giderinden ibaret toplam 1.285,00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsil edilerek hazineye irad kaydına,'' ibaresinin yazılması suretiyle, CMK'nın 280/1.b ve 303/1.h maddeleri mucibince hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.ByLock'un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,
4.ByLock kullanmadığına,
5.Sanığın huzurda dinlenmediğine, SEGBİS vasıtasıyla bağlantı kurularak savunma hakkının kısıtlandığına,
6.Bank ... kullanımının rutin olduğuna,
7. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosya arasında bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına ve 12.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın kullanıcı profil bilgilerinde 101832 id no, kullanıcı adının "esra1616" olduğu, şifresinin "123456e." olduğunun, 101832 nolu ID içeriklerinde sanığın eşi olduğu anlaşılan A. Demir ile irtibatının olduğu, bilirkişi raporunda sanığın kullanımında olan 0506... numaralı GSM hattına ait HTS GPRS kayıtları ile ByLock CGNAT kayıtlarının karşılaştırıldığı ve söz konusu verilerin tarih/saat olarak birebir uyumlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve ByLock hesabının kendi kişisel kullanımında olduğunun, sanığın ByLock programını kullanarak örgüt hiyerarşisinde yer almak suretiyle faaliyetler gösterdiğinin sabit görüldüğü, bu itibarla zaman içerisinde gösterdiği ısrar, süreklilik ve çeşitlilik ile Fethullahçı Terör Örgütü-FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapısı içerisine giren, bu sayede ByLock isimli kriptolu haberleşme programını kullanan sanığın bizzat terör örgütü üyesi olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği sabit görülmüştür. Sanık tarafından 5237 sayılı TCK'nın 221/4 maddesi kapsamında gösterilen herhangi bir etkin pişmanlık olmadığı anlaşılmış bu nedenle sanığın cezasından 5237 sayılı TCK'nın 221/4 maddesi gereğince indirim yapılmamış ve sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca temel ceza itibariyle alt sınırdan cezalandırılmasına yönelik hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih, 9-148/169 sayılı ve Ş. Ç. başvurusu üzerine verilen AYM’nin 06.02.2020 tarih, 2017/22672 sayılı kararları ile Dairenin 26.05.2016 tarih, 2016/1697, 2016/3295 sayılı kararında açıklandığı üzere;
Türk Ceza Muhakemesi Hukuku'nun benimsediği sisteme göre, kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz(5271 sayılı Kanun madde 193/1). Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır.
Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna
çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir.
Bununla birlikte video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacını taşımaktadır (Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzat duruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklunun veya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinlenen insanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıca kendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin ve dinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın garanti edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§ 72-74).
Duruşmada hazır bulunma hakkı, özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır.
Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan sanığın müdafii tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, yargılamanın bütün aşamalarında sanığın SEGBİS sistemi ile savunmasının alınmasının yüz yüzelik ilkesini ihlal ettiğini belirttiği görülmekle, hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK’nın 147 nci maddesiyle değişik CMK’nın 196/4 üncü maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin olaya özgü ilgili ve yeterli gerekçeleri somut olgulara dayandırılarak gösterilmeden, hüküm celsesinde mahkeme
salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunması alınıp son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanun'un 196/4 üncü maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2022/426 Esas, 2022/502 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ve bozma gerekçesi dikkate alınarak TAHLİYESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosyanın Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!