3. Ceza Dairesi 2022/23555 E. , 2024/6122 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1688 E., 2020/885 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, temyiz başvurusunun reddine dair ek karar
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, T.C. Maliye Bakanlığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, İade
09.07.2020 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 28.09.2022 tarihli ve 2019/1688 Esas, 2020/885 sayılı Kararının, katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Hazine ve Maliye Bakanlığının istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca verilen sıfat yokluğundan ret kararının, 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve temyizinin mümkün olmadığı;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.05.2019 tarih ve 2019/121 Esas ve 2019/236
sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 ıncı maddesinin birinci cümlesi delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 6352 sayılı yasanın 85. maddesi ile değişik TCK’nun 220/7 maddesinin ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca makumiyetine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, 09.07.2020 tarih ve 2019/1688 Esas 2020/885 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün esastan reddine, Maliye Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, 01.09.2020 tarih ve 2019/1688 Esas 2020/885 Karar sayılı ek kararıyla da 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz başvurusunun reddine dair karar vermiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.03.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Hakkında, usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine,
2. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3. Hesap hareketlerinin rutin bankacılık hareketleri olduğuna,
4. Sanık savunmalarının göz ardı edildiğine,
5. Verilen kararın gerekçesiz olduğuna,
6. Eksik araştırma yapıldığına, fazla cezaya hükmolunduğuna,
7. Delillerin yasal olmadığına,
8. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın davaya katılma ve istinaf hakları bulunmadığı anlaşıldığından, Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin istinaf talebinin CMK'nın 279/1-b maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz istemi yönünden
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Hazine ve Maliye Bakanlığının istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca "doğrudan doğruya zarar görmedikleri ve kamu davasına katılmalarına yasal olanak bulunmadığı gibi, mahkemece hukuki değerden yoksun katılma kararı verilmiş olması da, bu suçlar yönünden hükme karşı anılan kurumlara istinaf kanun yoluna başvuru hakkı vermeyeceği" gerekçesiyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verilmiş bulunduğundan temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yönünden
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün profesyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinir hale geldiği süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Bank Asyadaki hesap kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, sanığın 2015 yılı Şubat ayında BDDK tarafından el konulmasından, bankanın 2015 yılı Mayıs ayında TMSF'ye devrinden sonra da bankada kaldığı ve devam ettiği, sanığın savunmasının tutarlı olduğu bu kapsamda sanığın para yatırma ve çekme işlemlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu, sanığın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda, örgüte yardım kastıyla hareket ettiği tespit edilemediğinden örgüte yardım suçunu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilemediğinden, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykrı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz istemi yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere ilişkin istinaf başvurusunun sıfat yokluğundan reddine dair karara yönelik temyiz isteminin, bahse konu kararın 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın mahalline oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, 09.07.2020 tarih ve 2019/1688 Esas 2020/885 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!