3. Ceza Dairesi 2022/22673 E. , 2024/9157 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 18.10.2019 tarihli ve 2019/3282 Esas, 2019/6412 sayılı bozma kararı üzerine;
1.Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/112 Esas, 2020/159 sayılı kararı ile sanık hakkında, terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2020/1353 Esas, 2021/176 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.03.2022 tarihli, onama görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle;
1.Facebook paylaşımlarının kendisi tarafından yapılmadığına,
2.Yapılan paylaşımların suç teşkil etmediğine,
3.Yapılan paylaşımların suç teşkil ettiği kabul edilse dahi 6352 sayılı Kanun'un geçici birinci maddesi gereğince kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi gerektiğine,
4.Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.
III. ... VE ...
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Terör örgütü propagandası yapma suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”.
Tarihi seyir içinde Kanun’un 12.04.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.02.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanun ile ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur.
Madde gerekçesinde her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir.
Aynı madde de, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanun ile yeniden değişiklik yapılarak propagandanın “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir.
Madde gerekçesinde örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.
18.07.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanun ile anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma” suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir.
Madde de 11.04.2013 tarih, 6459 sayılı Kanun ile suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır.
Bilahare 27.03.2015 tarih, 6638 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye üçüncü fıkra eklenmiştir.
Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır.
TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir.
3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için; “propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi, yapılan propagandanın; terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın sosyal medya hesabı üzerinden yapmış olduğu hangi paylaşımların 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen terör örgütü propagandası yapma suçunun “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden” unsurlarını oluşturduğu açıkça gösterilip tartışılmadan, terör örgütü propagandası yapma suçuna esas alınan veya alınmayan paylaşımların neler olduğu, denetime olanak verecek biçimde tarihleri gösterilip ne şekilde mahkûmiyete esas alındığı karar yerinde belirtilmeden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, Anayasa'nın 141 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi maddelerine aykırılık oluşturacak biçimde gerekçesiz hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2020/1353, Esas, 2021/176 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!