WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2021/6940 E.  ,  2024/4896 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/199 E., 2021/174 K.
SUÇ : Devletin Birligini ve Ülke Bütünlüğü Bozma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkan sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2020 tarih ve 2020/170 Esas ve 2020/341 sayılı kararı ile sanık hakkında Devletin Birligini ve Ülke Bütünlüğü Bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 302 inci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 04.02.2021 tarihli ve 2021/199 Esas, 2021/174 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.04.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri özetle;
*Tanıkların, kovuşturma aşamasında avukat ve mahkeme huzurunda ve yeminli beyanlarında, önceki beyanlarından tamamen vazgeçtiklerine, Zaten dört tanığın da çeşitli örgüt suçlarından(örgüt üyeliği, örgüt propagandası vs.) dolayı yargılandıkları için sanık konumunda olduklarından soruşturma aşamasında alınacak beyanlarının ve yaptırılacak teşhislerin avukat huzurunda gerçekleştirilmesi gerekirken tanıkların beyanları savcı huzurunda ve avukatsız olarak alındığına, tanıklardan fotoğraflı teşhis yaptırılmış olanlara fotoğraflı teşhisi sadece savcı huzurunda ve teşhis kurallarına riayet edilmeden gerçekleştirildiğine ve teşhis işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna ve hükme esas alınamayacaklarına,
*Tanık beyanlarının çelişkili olduklarına,
*Sanığın Yüksekova ilçesinde sokağa çıkma yasağından önce Yüksekovayı terk edip Van iline gittiğine, buna ilişkin 06.04.2016, 23.04.2016, 06.06.2016 tarihli kolluk yazılarının olduğuna,
*Mahkemenin sanığın sokağa çıkma yasağı zamanlarında Yüksekova'da olduğunu ispatlayamadığından, barikat, hendek ve çukurların sokağa çıkma yasağından önce yapıldığı hususuna dayanarak mahkumiyete hükmettiğine,
*Sanığın rutin yol kontrolü ve GBT uygulamasından geçmeyip Yüksekova Hastanesinin arkasını dolanmak suretiyle şehre kaçak olarak giriş yapmasına dair polis tutanağı dayanak olarak kullanılmışsa da sırf bu hususun Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma gibi çok ağır suçla itham edilmesine kaynak oluşturmasının kabul edilemeyeceğine,
*HTS raporları şeklindeki iletişim tespit tutanaklarından elde edilen bilgiler hukuki niteliği itibariyle “belirti” olarak nitelenebileceğine, bunları destekleyecek başkaca delil olmadığına,
*Mahkemenin hükmettiği cezaya ilişkin hukuki bir değerlendirme yapmadığına,
*Adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine,
*Bölge Adliye Mahkemesi daha öncesinde SEGBİS ile savunma alınması nedeniyle hak ihlalinden ilk derece hükmünü bozduğu halde, yapılan yeni yargılamada da SEGBİS ile savunma alınması suretiyle hak ihlali yapıldığına,
* Her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil olmaksızın mahkumiyet hükmü kurulduğuna,
*Eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna,
*Suçun unsurlarının oluşmadığına,
*Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin Devletin Birligini ve Ülke Bütünlüğü Bozma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih, 9-148/169 sayılı ve Şehrivan Çoban başvurusu üzerine verilen Anayasa'nın 6.2.2020 tarih, 2017/22672 sayılı kararları ile Dairenin 26.5.2016 tarih, 2016/1697, 2016/3295 sayılı kararında açıklandığı üzere;
Türk Ceza Muhakemesi Hukukunun benimsediği sisteme göre, kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz.(5271 sayılı Kanun madde 193/1) Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır.
Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma ..., sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir.
Bununla birlikte video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacını taşımaktadır (Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzat duruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklunun veya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinlenen insanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıca kendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin ve dinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın garanti edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§ 72-74).
Duruşmada hazır bulunma ..., özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma ... ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır.
Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı K.H.K’nın 147 nci maddesiyle değişik CMK’nın 196/4 üncü maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin olaya özgü ilgili ve yeterli gerekçeleri somut olgulara dayandırılarak gösterilmeden, Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan sanığın, hüküm celsesinde mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunması alınıp son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanunun 196/4. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırıdır..

V. KARAR
Sair yönleri incelenmeyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 04.02.2021 tarihli ve 2021/199 Esas, 2021/174 sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2024 tarihinde karar verildi.