WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2021/2432 E.  ,  2023/4507 K.
"İçtihat Metni" TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ :Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi,
HÜKÜM :İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Ret - Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde

temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 Tarihli ve 2017/220 Esas, 2019/562 Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında

1.Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

2.Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 302 inci maddesinin ikinci fıkrasının yollamasıyla 82 nci maddesinin birinci fıkrasının g bendi, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

3.6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 625 ... (12.500,00 TL) adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

4.Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 6 ... (120,00 TL) adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

B. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 11.12.2019 Tarihli 2019/285 Esas, 2019/175 Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık Müdafiinin Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemi

Müvekkilinin ailesi ile birlikte 2015 yılı ve öncesinde Diyarbakır İli Sur İlçesinde ikamet ettiğine, Eylül 2015 tarihi ile birlikte başlanan sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar nedeni ile müvekkil ve ailesinin kısa süre sonra evlerini taşıyarak Diyarbakır Bağlar İlçesine taşındıklarına, müvekkilinin bundan sonra da Türkiye'nin batı illerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığına, Ocak 2015 tarihi itibari ile müvekkil ve bir çok şahıs hakkında kolluk raporu doğrultusunda fiziki ve teknik takip dinlemeleri mevcut olmasına rağmen müvekkil hakkında herhangi suç şüphesi barındırabilecek içerikler bulunmadığına, görüşmelerin tamamının özel, aile ve arkadaş görüşmeleri ile çıraklık yaptığı bakkalda çalışmakta iken yaptığı görüşme ve kayıtlar olduğuna, 2015 yılı Eylül ayı ve sonrasında gözaltına alınıp tutuklandığı 2017 Ocak ayına kadar, mevsimlik işçi olarak bir kısmı sigortalı olmak üzere ailesiyle birlikte çalıştığına, bu süre zarfında herhangi bir örgüte ilişkin suça karıştığına dair tek bir evrak bulunmadığına, propaganda suçu nedeni ile mevsimlik işçi olarak çalışıkları Kocaeli'de hakkında soruşturma başlatıldığına, 2017 yılı Ocak ayında, 2015 yılından kaldığı iddiası ile Diyarbakır Sur İlçesinde koli bandı üzerinde tek parmak izinin bulunması nedeni ile gözaltına alınıp tutuklandığına, müvekkilin tutuklu olarak yargılanıp cezalandırılmasına dayanak olarak gösterilen nedenin mahkeme huzurunda tartışılmayan ve nerede/nasıl bulunduğu tespit edilemeyen koli bandının üzerindeki parmak izinden ibaret olduğuna, dosya kapsamında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun örgüt üyesi kriterlerine ilişkin delil bulunmadığına, müvekkilinin tüm duruşmalarda istikrarlı şekilde atılı suçlamaları kabul etmediğine, müvekkilin suçlamasına dayanak olarak gösterilip kovuşturma aşamasında tartışılan tüm delillerin müvekkilin suçsuz olduğunu kanıtladığına, soruşturma aşamasında müvekkil aleyhine emniyette beyanda bulunan tüm tanıkların kovuşturma aşamasında mahkemenin huzurunda ilk beyanlarını kabul etmediğine, baskı ile ifade vermeye zorladıklarını ifade ettiklerine, müvekkilinin TCK'nın 302 nci maddeden cezalandırmasına dayanak olarak hiçbir somut delilin dosyada mevcut olmadığına, TCK'nın 302 nci maddede düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu amaç suç olup, cebir ve şiddetin suçun unsuru olduğuna, bu suçu gerçekleştirmek gayesiyle örgüt mensupları tarafından araç suçların da işlenebileceğine, bu suçların amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli (vahim nitelikte eylem) kabul edilebilmesi için; hareketin özel veya genel ceza yasalarında suç olarak tanımlanması, failin örgüt mensubu veya örgüte mensup olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi olması, suçun kanuni tanımında cebir ya da şiddet unsuruna yer verilmiş olması ve amaç suçu gerçekleştirmeye matuf olmasının zorunlu olduğuna, müvekkil açısından atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, iddia makamının esas hakkında mütalasında "silahlarla saldırı gerçekleştiği, mağdurların kim oldukları anlatılmadığından tespit edilemedi'' ibaresinin cezalandırmanın koşullarının bulunmadığını gösterdiğine, söz konusu mütalada müvekkilin TCK'nın 302 nci maddeden cezalandırılmasına yönelik olay tarihi, müşteki vb. hiçbir maddi olay belirtilmediğine, örgütsel hiyerarşi başta olmak üzere birlikte gözaltına alınan veyahut dinlenen şahıslarla tek bir irtibatı bulunmamasına rağmen müvekkilin cezalandırıldığına, 2 yıl boyunca her türlü teknik/fiziki takip işlemi yapan kolluk birimince de müvekkilin yasadışı bir örgüt ile bağlantısı bulunamadığına, Sur İlçesinde nerede ve nasıl bulunduğu mahkeme huzurunda delillerle tartışılmayan ve yıkık binada ele geçirildiği belirtilen silahın kemerindeki sarılı koli bandında müvekkilin tek parmak izi tespit edilerek cezalandırıldığına, müvekkilin çalıştığı işyerinde satılan eşyalardan birisinin de koli bandı olduğuna, dosya kapsamında

söz konusu parmak izinin silahtan değil koli bandının üzerinden çıktığına, müvekkilin çatışmalar süreci öncesinde ikamet ettikleri Sur İlçesinden ailesi ile birlikte, mevsimlik işçi olarak Türkiye'nin batı illerine çalışmaya gittiğine, müvekkilin herhangi örgütle hiçbir bağı bulunmadığına, üzerine atılı suçla ilgili olarak kuvvetli şüphe oluşmadığına, verilen mahkumiyet kararının gerek iç hukuk gerekse uluslararası hukuk normlarına aykırı olması gerekçesiyle kaldırılması gerektiğine ve sair hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

"1) Sanığa İsnat Edilen Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak Suçu Yönüyle Yapılan Değerlendirme:

Tanıklar M. S. A., B. A., E. Ö., H. T., A. Y. A., R. İ., H. B., gizli tanık Cesur-2015, gizli tanık Nazar-2015, gizli tanık Esenyurt-2015, gizli tanık Ilgaz-2015, gizli tanık Gölbaşı-2015, gizli tanık Dolunay-2014'ün farklı tarihli ve birbirlerinden habersiz bu beyanlarında ve teşhislerinde sanığa iftira atmaları için bir neden bulunmadığı gibi beyanlarının sanığın eylem yerleri ve zamanları, sanığın kod adı, sanığın kişisel, ailevi ve özel hayatına ilişkin bilgiler bazında birbirlerini doğruladığının anlaşılması, Diyarbakır Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Kimlik Tespit Büro Amirliğinin 01.12.2015 tarih ve 2015/4704 sayılı uzmanlık raporuna göre 12.10.2015 tarihinde Sur ilçesi Aşağı Sapancı Sokak üzerinde bulunan metruk binadan ele geçirilen Özgür Halk ibaresi bulunan yasaklı dergi üzerinden elde edilen 25,26,38 ve 39 numaralı 4 adet parmak izinin sanığa ait olduğunun tespit edilmesi, yine aynı birimin 22.10.2015 tarih ve 2015/3998 sayılı uzmanlık raporuna göre 11.10.2015 tarihinde Sur ilçesi Hasırlı Mah. İç Kurşunlu Sokak üzerinde bulunan metruk bina yanındaki yıkık barikatların yanından elde edilen 1 adet ip askılı uçları şeffat bant sarılı 1986 AA 24385 seri nolu uzun namlulu kaleşnikof silahın askı kayışı üzerindeki şeffaf bantların yapışkan yüzeyi üzerinde elde edilen 1 adet parmak izinin sanığa ait olduğunun tespit edilmesi ve söz konusu dergi ile silahın, tanıkların ve gizli tanıkların sanığın eylemlerde bulunduğunu belirttikleri yerlerde ele geçirilmesi, tape kayıtlarından sanığın YDGH Sur içerisinde faaliyet yürütmekten 08.05.2015 tarihinde yapılan operasyonla göz altına alınan Siyar Sancar isimli şahsa Türkçesi ''Uyanık olun Köpekler Mardinkapıya gelmiş'' şeklinde Kürtçe mesaj attığının ve kendisine kod adının telaffuz edildiği mesaj geldiğinin tespit edilmesi, 18.02.2017 ve 14.04.2017 tarihli döküman inceleme ve tespit tutanaklarından Diyarbakır ili Lice ilçesi Dibek-Çağdaş-Yolçatı mahalleleri dağlık ve kırsal alanında 24-25 Kasım 2016 tarihlerinde icra edilen Bayrak-30 özel birlik operasyonu kapsamında ele geçirilen dökümanların incelenmesinde, T. A., F. G., Nezahat-Abdulkadir, 01.01.1995, Derik 2015 Sur bilgisinin yazılı olduğunun, yine 21.08.2016 tarihinde yapılan operasyon neticesinde ele geçirilen 07 B.... plakalı araç içerisinde bulunan A. F. (K), N. G. ve yanından bulunan örgüt mensuplarına ait dijital dökümanların incelenmesinde T. A., F. G., N./A., 01.01.1995, Derik, 2015 Sur yazılı olduğunun tespit edilmesi ve ilgili dökümanlardaki bilgilerle sanığın adının soyadının, doğum tarihinin, anne-baba adının, nüfusa kayıtlı olduğu yerin

ve yukarıda adı geçen tanıklar ve gizli tanıklar tarafından belirtilen sanığın kod adı ile örgüt adına eylemleri gerçekleştirdiği yer ve yılın uyuşması, arama-el koyma-yakalama ve olay tutanakları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın PKK/KCK örgüt hiyerarşisine dahil olup, bölücü örgütle örgütsel amaç ve eylem birliği içinde hareket ettiği, bu nedenle PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve 2015 yılı içerisinde Sur ilçesinde yaşanan olaylarda güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdiği, güvenlik güçlerine yönelik el yapımı bombalı saldırılar gerçekleştirdiği, hendekler kazdığı, kaleşnikof silahlı olarak örgüt adına nöbetler tuttuğunun sabit olduğu ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/2764 Esas, 2018/5440 Karar sayılı '' ...sanığın meydana gelen vahim eylemlerde Cizre’de döşenen patlayıcıların, kazılan hendeklerin ve kurulan barikatların yer, konumu ve sanığın eylemdeki durumu ile kolluk kuvvetleri ile silahlı çatışmanın yaşandığı yerde sanığın silahlı olarak nöbet tutmak ve yer yer güvenlik kuvvetleri ile çatışmaya girmek şeklindeki eylemlerinin vehamet arz etmesi karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 302 nci maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin'' şeklindeki ve yine aynı dairenin 2017/2222 Esas, 2018/219 Karar sayılı ''sanığın PKK/KCK terör örgütü ile terör örgütünün Cizre ilçesindeki faaliyet gösteren yapılanmaları içerisinde örgüt üyesi olarak faaliyetlerde bulunduğu, Yafes Mahallesinin içerisinde silahlı olarak nöbet tuttuğu, kaleşnikof ve bixi marka silah taşıdığı, kimlik kontrolü yaptığı, silahlı olarak çatışmalara girdiği, el yapımı patlayıcı olarak bilinen patlayıcıları hazırladığı, çocuklara ve örgüt mensubu olan kişilere silah, bomba (EYP) ve mayın eğitimi verdiği, teşhis tanıklarından çocuk M. Ş. İ.yi ilçe merkezine döşenen mayını patlatmak için TCK 37/2 maddesi kapsamında dolaylı fail olarak kullandığının tespit edilmesi karşısında; silahlı terör örgütünün amaçlarına ulaşmak için gerçekleştirilen faaliyetler kapsamında Cizre ilçe merkezinde oluşturulan ve bir kısmının içine el yapımı patlayıcılar yerleştirilen hendek ve barikatlarda görev alan, buralarda güvenlik güçlerinin geçişini engellemek amacıyla silahlı nöbet tutan, kolluğa ve kolluğa ait araçlara düzenlenen silahlı saldırı eylemlerinde yer alan sanığın eylemlerinin bir bütün halinde, Devletin bağımsızlığını ve egemenliğini zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik vehamet arz eden fiil olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek" şeklindeki ve aynı doğrultudaki istikrarlı içtihatları karşısında sanığın eylemlerinin vehamet arz ettiği ve TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla,

2) Sanığa İsnat Edilen Nitelikli Kamu Görevlisini Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu Yönüyle Yapılan Değerlendirme:

PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olan sanığın 2015 yılı içerisinde Sur ilçesinde yaşanan olaylarda TCK'nın 302 nci maddesinde vehamet arzedecek şekilde güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdiği ve güvenlik güçlerine yönelik el yapımı bombalı saldırı gerçekleştirdiğinin sabit olduğu, ancak sanığın eyleminde ölüm ya da yaralama vuku bulduğuna yönelik bir tespitin olmadığı ve hedef olarak seçilen mağdurların da bilinemediği, bu yüzden Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/2929 Esas, 2019/3473 Karar sayılı ''...sanığın, 20.09.2015 tarihinde ... köyü sınırları içinde bulunan Süleyman tepe bölgesinde güvenlik güçleriyle girdiği silahlı çatışmada güvenlik görevlilerinden ölen veya yaralanan olmadığının anlaşılması karşısında, hedef olarak seçilen mağdurların görülemediği ve/veya bilinemediği, ölüm veya yaralanmaların da vuku bulmadığı olaylarda vahim eylem yerine kaim olmak üzere "en az bir kişiyi öldürmeye teşebbüs etme" suçundan hüküm kurulması kuralına ilişkin müstekar uygulama nazara alınmadan yazılı

şekilde üç kez mahkumiyetine karar verilmesi, ' şeklindeki ilamı karşısında sanığın eyleminin kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs (1 kere) suçunu oluşturduğu anlaşılmakla,

3) Sanığa İsnat Edilen 6136 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçu Yönüyle Yapılan Değerlendirme:

PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olan sanığın 2015 yılı içerisinde Sur ilçesinde yaşanan olaylar sırasında kaleşnikof silahlı olarak örgüt adına nöbet tuttuğunun sabit olduğu, 11.10.2015 tarihinde Sur ilçesi Hasırlı Mah. İç Kurşunlu Sokak üzerinde bulunan metruk bina yanındaki yıkık barikatların yanından 1 adet ip askılı uçları şeffat bant sarılı 1986 AA 24385 seri nolu uzun namlulu kaleşnikof silahın ele geçirildiği ve Diyarbakır Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Kimlik Tespit Büro Amirliğinin 22.10.2015 tarih ve 2015/3998 sayılı uzmanlık raporuna göre söz konusu silahın askı kayışı üzerindeki şeffaf bantların yapışkan yüzeyi üzerinde elde edilen 1 adet parmak izinin sanığa ait olduğunun tespit edildiği ve Diyarbakır Kriminal polis laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 16-20.10.2015 tarih ve DYR-BLS-15-06154 sayılı uzmanlık raporuna göre söz konusu 1986 AA 24385 numaralı uzun namlulu kaleşnikof silahın; 7.62 x39 mm çap ve tipinde fişek atan Polonya yapısı Kalashnikov marka ,seyyar dipçikli ayarlı gezli mandal marifeti ile tek tek ve seri olarak atış yapabilen bir tüfek olduğunun, 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliğine haiz ateşli silahlardan olduğunun ve ayrıca 6136 sayılı Kanun'un 12/4 maddesinde belirtilen vahim nitelikte silahlardan olduğunun tespit edildiği, her ne kadar sanık aşamalarda suçu inkara yönelik savunmalarda bulunmuş ise de, sanığın parmak izinin tespit edildiği söz konusu kaleşnikof silahın ele geçirildiği yer (sanığın eylemlerde bulunduğu Sur ilçesinde bulunan Hasırlı Mah. İç Kurşunlu Sokak üzerinde bulunan metruk bina yanındaki yıkık barikatların yanından ele geçirilmesi) ve ele geçirildiği zaman (sanığın Sur ilçesindeki silahlı saldırı ve nöbetlerinin 2015 yılı içerisinde meydana gelmesi ve silahın da 11.10.2015 tarihinde ele geçirilmesi) gözetildiğinde sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve bahsi geçen silahın sanığın silahlı nöbet eylemlerinde kullandığı ve bulundurduğu silah olduğu ve eyleminin yasak ve vahim nitelikte silah bulundurma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla,

4) Sanığa İsnat Edilen Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurma Suçu Yönüyle Yapılan Değerlendirme:

PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olan sanığın 2015 yılı içerisinde Sur ilçesinde yaşanan olaylar sırasında el yapımı bombalar yaptığı, bu bombaları üzerinde bulundurduğu ve güvenlik güçlerine karşı bu bombalarla saldırı düzenlediği, her ne kadar sanık aşamalarda suçu inkara yönelik savunmalarda bulunmuş ise de 1 numaralı başlıkta tartışılan tanık ve gizli tanık beyanları ile sanığın parmak izinin çıktığı, eylemlerde kullandığı anlaşılan kaleşnikof silahın bulunduğu yerden el bombalarının da ele geçirilmesi karşısında sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, böylece sanığın izinsiz olarak patlayıcı madde bulundurduğunun sabit olduğu ve eyleminin yetkili makamlardan izinsiz olarak tehlikeli maddeleri bulundurma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla,"

Tespitlerine yer verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A.Sanık Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B.Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun

terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı bilinen bir gerçektir.

Sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, bu kapsamda dosya kapsamında yer alan tanıklar R. İ., H. T. ve A. Y. A.nın soruşturma aşamasında alınan beyanları ile gizli tanık Cesur-2015'in aşama beyanları ve gizli tanıklar Nazar-2015, Esenyurt-2015, Ilgaz-2015, Dolunay-2014'ün soruşturma aşamasında alınan beyanlarında, sanığın ilgili Sur ilçesinde hendek kazdığını, Kaleşnikof marka silahla nöbet tuttuğunu, polisler ile çatışmaya girdiğini ifade ettikleri, 11.10.2015 tarihinde Sur ilçesi Hasırlı Mah. İç Kurşunlu Sokak üzerinde bulunan metruk bina yanındaki yıkık barikatların yanından elde edilen 1 adet ip askılı uçları şeffat bant sarılı 1986 AA 24385 seri nolu uzun namlulu kaleşnikof silahın askı kayışı üzerindeki şeffaf bantların yapışkan yüzeyi üzerinde elde edilen 1 adet parmak izinin sanığa ait olduğuna dair 22.10.2015 tarihli uzmanlık raporu, yine hendek olayları sırasında sanığın adına kayıtlı GSM hattına ilişkin iletişiminin dinlendiği ve kayıt altına alındığı, söz konusu kayıtlarda sanığın hendek olaylarına katıldığını gösteren örgütsel nitelikli görüşmelerinin tespit edildiği görülmekle, sanığın sübutu kabul olunan, silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda güvenlik güçlerinin ve halkın giriş çıkışını engellemek amacıyla hendek ve barikat kazma ve bu hendek barikatlarda silahlı nöbet tutma ve kolluk kuvvetleriyle silahlı çatışmaya girme şeklinde tezahür eden eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Yine tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere sanığın güvenlik güçleriyle çatışmaya girdiği ancak somut olarak mağdur sayısının belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez olmak üzere vahim nitelikteki kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir.

Her ne kadar tanıklar R. İ., H. T. ve A. Y. A. kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında hazırlık beyanlarından dönmüşlerse de, tanık R. İ.nin savcı huzurunda teşhiste bulunduğu, tanıklar H. T. ve A. Y. A.nın kollukta müdafisiz olarak yaptığı teşhis beyanlarını, savcılık ve sulh ceza beyanlarında doğruladıkları görülmekle CMK'nın 148/4 maddesi gereğince soruşturma aşamasında alınan beyanların hukuka uygun olduğu, yine 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8 maddesine göre gizli tanık beyanının tek başına hükme esas teşkil edemeyeceği ilkesi de gözetilerek, mezkur dosyada gizli tanıkların beyanlarını destekleyen tanıklar R. İ., H. T. ve A. Y. A.nın beyanları, iletişimin dinlenmesi kayıtları, uzmanlık raporları olması nedeniyle gizli tanık beyanları da sanık aleyhine değerlendirilmiş, bu beyanların hükme esas alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.

5271 sayılı CMK'nın 148/4 maddesi gereğince "müdafi bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hakim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınmayacağına" ilişkin emredici hüküm gözetilerek; kollukta şüpheli sıfatıyla müdafisiz olarak sanık aleyhine verdikleri beyanları hükme esas alınan H. B., E. Ö., B. A., M. S. A.nın daha sonra beyanlarından döndükleri, bu beyanlarını savcılık ya da sulh ceza aşamasında da doğrulamadıkları görülmekle, söz konusu beyanların hükme esas alınamayacağı açık ise de diğer delillere göre atılı suçların kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;

Yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile buna bağlı hak yoksunlukları ve tekerrür kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C.Sanık Hakkında 6136 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
14.10.2015 tarihli olay tutanağına göre 11.10.2015 tarihinde Sur ilçesi Hasırlı Mah. Kurşunlu Camii İç Kurşunlu Sokakta bulunan metruk bina içerisinde 5 adet kaleşnikof marka silah ele geçirildiği, 20.10.2015 tarihli rapora göre, söz konusu silahlardan "1986 AA24385" numaralı, 7.62x39 mm çap ve tipinde fişek atan, Polonya yapısı, Kalashnikov marka, seyyar dipçikli, ayarlı gezli, mandal marifetiyle tek tek ve seri olarak atış yapabilen tüfeğin 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliğini haiz olduğu, ayrıca söz konusu Kanun'un 12/4 maddesinde belirtilen vahim silahlardan olduğu tespitlerine yer verildiği, 22.10.2015 tarihli rapora göre de, 1 adet ip askılı uçları şeffat bant sarılı 1986 AA 24385 seri nolu uzun namlulu silahın askı kayışı üzerindeki şeffaf bantların yapışkan yüzeyi üzerinden elde edilen 1 adet parmak izinin sanığın sağ el işaret parmak izi ile aynı olduğu tespitlerine yer verildiği görülmekle,

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile buna bağlı hak yoksunlukları ve tekerrür kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

A. Sanık Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma, Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2019/285 Esas, 2019/175 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.

... ... ... ... ...