WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2021/2132 E.  ,  2024/5895 K.
"İçtihat Metni"

¸

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.08.2018 tarih ve 2017/106 - 2018/287 sayılı kararı
4- ... 5- ...
SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma (sanık ... yönünden),
Silahlı terör örgütüne yardım etme (sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden)
SUÇ TARİHLERİ : 26.07.2016 (sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında),
02.08.2016 (sanık ... hakkında),
HÜKÜMLER : 1- Sanık ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 221/4, 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyetine dair hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,
2- Sanık ... hakkında; İlk Derece Mahkemesi hükmünün CMK'nın 280/2 nci maddesi uyarınca kaldırılarak, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat,
3- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; TCK'nın 220/7 maddesi yollamasıyla TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi,
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri

I- Sanık ... müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.11.2019 tarihli ve 2019/766 Esas, 2019/1131 sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 sayılı Kararında açıklandığı üzere; sanık müdafiinin tefhim edilen karara karşı aynı gün 13.11.2019 tarihli temyiz sebebi içermeyen süre tutum talepli dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, kararda CMK'nın 295 inci maddesinin birincisi fıkrasına ilişkin şerhin yazılı olduğu ve gerekçeli kararın 03.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edildiği halde 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kanunî süreler içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II- Sanık ... müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunduğu, ancak sanık müdafinin 04.10.2023 tarihli dilekçe ile temyiz talebinden feragat ettiğini bildirerek dosyanın kesinleştirilmesini talep ettiği anlaşılmakla; sanık müdafinin dilekçesinin temyizden vazgeçme iradesini taşıdığı kabul edildiğinden, 5271 sayılı CMK’nın 266/1. maddesi uyarınca vazgeçme nedeniyle dosyanın inceleme yapılmaksızın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
III- Sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek;
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutat hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilmeyeceği, örgüt talimatı doğrultusunda, örgüte yarar sağlamak amacıyla hesap açma işlemlerinin yapıldığının ortaya konulması gerekliliği ve silahlı terör örgütüne yardım suçunu işleyen kişilerin örgüt mensubu gibi cezalandırılacağı hususu da gözetilerek yapılan incelemede;
Sanık ...'nın örgütle iltisaklı Aktif Sen isimli sendikaya üye olması ve ikamet aramasında örgüt liderine ait videoların ele geçirilmesi; sanık ...'in örgütle iltisaklı Aktif Sen isimli sendikaya üye olması ve 19.02.2014 tarihinde örgütle iltisaklı Bank Asya hesabında 6,33 gr altın alımı yapmış olması; sanık ...'ın örgütle iltisaklı Aktif Sen isimli sendikaya üye olması, 20.02.2014 tarihinde örgütle iltisaklı Bank Asya bireysel emeklilik hesabına bağlı olarak hesap açtırması ve M.K isimli tanığın kollukta şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde 2008-2010 yılları dönemine ilişkin olarak sanığın öğrencilik döneminde örgütün öğrenci evlerinde kaldığına ve ev abiliği yaptığına ilişkin anlatımı nazara alınarak, sanıkların örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu işlediği kabul edilmiş ise de;
Sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin savunmalarının aksini gösterir şekilde, örgüte üye olmak veya örgüte yardım kastıyla hareket ettiklerine ilişkin mahkumiyetlerine yeter nitelikte olmadığı, sanıkların örgüt ele başının talimatıyla örgüte yardım kastıyla hareket ettiklerine ve dolayısıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden arınmış, kesin, somut ve tam inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği atılı suçtan beraatleri yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekil karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.