WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Temmuz 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2021/17369 E.  ,  2023/2642 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale geldiği, anılan Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. .... Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2018 tarihli ve 2017/575 Esas, 2018/21 sayılı Kararı ile sanık hakkında örgüt üyesi olmamakla ve bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/3 ve 220/7 nci maddeleri delaletiyle 314/2, 220/7 nci maddesinin son cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesi delaletiyle 5/1., 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 53/1-2-3 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.10.2018 tarihli ve 2018/1558 Esas, 2018/2218 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollaması ile 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.10.2021 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
2.Sanığın sempatizan olduğunu dahi gösteren her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına,
3.Sanığın eylemlerinin örgüte yardım niteliğinde olmayıp hayatın olağan akışı çerçevesinde yapılmış eylemler olduğuna,
4.Sanığın KHK ile kapatılan dernek üyeliğinin hayatın olağan akışı çerçevesinde olduğuna,
5.Derneğin düşünce ve faaliyetlerini bilmediğine, faaliyetlerine katılmadığına ve derneğe maddi yardımda bulunmadığına,
6.Sanığın gitmiş olduğu sohbetlerin dini amaçlı sohbetler olduğuna ve terör örgütü propagandası yapılmadığına,
7.Gerekçeli kararda belirtilen ikinci el eşya satılması ve maddi yardım yaptığı hususlarının doğru olmadığına,
8.Sanığın her hafta başka dernek ya da cemaatin yapmış olduğu gözleme satışlarına dernek ya da cemaat ayırt etmeksizin hayır amaçlı gittiğine,
9.Sanığa atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,
10.TCK 30 kapsamında söz konusu terör örgütünün faaliyet ve ideolojisini bilebilecek durumda olmaması dikkate alınmaksızın mahkumiyetine karar verilmesinin yasa ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğuna ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince "... İl Dernekler Müdürlüğünün 08.06.2017 tarihli cevabi yazısına sanığın Şefkat Dünyası Derneği üyesi olduğu, yine sanığın sonradan kabul etmediği ancak emniyette avukatı eşliğinde alınan beyanında, Cemaat ile bağlantılı olarak Sütçüler Mahallesinde dini sohbet adı altında kadınların toplantısına katıldığını, Ulucak, Yenmiş, Sütçüler, Akalan, Çambel ablası olarak sorumlu olan B.K. ile tanıştığını, sohbetin kendi evinde ve diğer kadınların evlerinde sırayla gerçekleştiğini, K.A.'nın FETÖ'nün kitaplarını sattığını kendisinin de bu hususta yardımda bulunduğunu, mahalledeki caminin önünde 15 günde bir gözleme yaparak sattıklarını, geliri örgüt ablası B.K.'ye teslim ettiklerini, yine sohbet toplantısına katılan kadınların giymedikleri giysileri de satarak bu kişiye gelirini teslim ettiklerini, yine sohbet toplantılarından sonra örgüt ablası B.K.'nin talebi üzerine gönlünden ne koparsa verdiğini bu miktarın 5-10 TL olduğunu beyan ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Ancak sanığın FETÖ/PDY üyesi olup olmadığı, bu terör örgütünün hiyerarşisine dahil olup olmadığı hususunda ortaya bir şüphenin çıktığı, mevcut delillerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı, zira silahlı terör örgütüne üye olma suçu, failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıyla tamamlanır. Amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “kuşkudan sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı göz önünde tutulması gereken herhangi bir meselede baş gösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Bu itibarla mahkememizde yapılan yargılamada ortaya çıkan kuşku nedeniyle sanığın FETÖ/PDY örgütünün hiyerarşisine dahil olmadığı ancak delillerin bütün olarak değerlendirilmesinde sanığın üzerine atılı FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olmamakla ve bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğinin sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir." şeklindeki gerekçeyle sanığın örgüt üyesi olmamakla ve bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince "Sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan açılan davada yapılan yargılama sonrasında üye olmamakla birlikte bilerek isteyerek örgüte yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; El konulan dijital materyaller üzerinde inceleme yapılması için müzekkere yazıldığı halde, Siber Suçlar ile Mücadele Şube Müdürlüğünün incelemesi tamamlanmadan, ara karardan vazgeçilerek örgüt üyeliğinden bir alt kademe olan üye olmamakla birlikte bilerek isteyerek örgüte yardım etme suçundan hüküm kurulduğu görülmüş olup, aleyhe istinaf talebi bulunmadığından bu hususta eleştiri yapılmakla yetinilmiştir.
İlk derece Mahkemesi tarafından ceza hesaplanmasında hataya düşüldüğü görülmekle, CMK'nın 280/1-a maddesi yollaması ile CMK'nın 303/1-f maddesi gereğince hesap hatasının istinaf aşamasında dairemizce düzeltilmesi yoluna gidilmiştir.
Sanığın alınan savunmasında 15 Temmuz darbe girişimi üzerine örgütün gerçek yüzünü gördüğünü beyan ederek samimi beyanda bulunduğu ve son yardım içeren eylemin tarihi kesin olarak tespit edilemediğinden, yardım eylemlerinin darbe teşebbüsü öncesinde olduğu anlaşıldığından, suç tarihinin en geç 15.07.2016 olarak kabul edilmesi gerekir iken, ilk derece mahkemesince suç tarihini sanığın yakalandığı tarih olan 20.08.2016 olarak hatalı kabul edildiği görülmüş ise de, bu hususun mahallinde düzeltilebilecek maddi bir hata olduğu değerlendirilmiştir.
Belirtilen hususlar dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafi Av. T.S.'nin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla,
CMK.nın 280/1-a maddesi yollaması ile CMK'nın 303 üncü maddesi gereğince hükümde ''Sanığın cezası 3713 sayılı TMK'nın 3 üncü maddesi delaletiyle 5/1 inci maddesi gereğince yarı oranında arttırılarak 2 Yıl 6 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 62/1 inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına " bölümün hükümden çıkartılarak, yerine "Sanığın cezası 3713 sayılı TMK'nın 3 üncü maddesi delaletiyle 5/1 inci maddesi gereğince yarı oranında arttırılarak 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK 62/1 inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" bölümünün eklenmek suretiyle hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık ...'in soruşturma aşamasındaki beyanlarına, dosya kapsamında bulunan ancak hükme esas alınmayan A.Ç.'nin beyanlarına ve temyiz aşamasında UYAP üzerinden gönderilen Export İnceleme Raporuna göre silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil örgüt üyesi olduğunun kabul edilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 5237 sayılı Kanun'un 314/3 üncü ve 220/7 nci maddelerinde yapılan atfın niteliği ve aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.10.2018 tarihli ve 2018/1558 Esas, 2018/2218 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.05.2023 tarihinde karar verildi.