WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ

A- A A+

3. Ceza Dairesi         2021/11149 E.  ,  2023/3088 K.
"İçtihat Metni"

Bölge Adliye Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin sanıklar ... ve ... hakkında kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanun'a eklenen 5 inci maddenin 1/f bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği belirlenerek yapılan incelemede;

Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299 uncu maddesi gereğince REDDİ,

Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Sanıklar ..., ... ve ... yönünden;

Sanıklar ..., ... hakkında hakkında suç tarihinin, yakalanarak gözaltına alındığı tarih olan "10.01.2017" şeklinde yazılması gerekirken, ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığında "15.07.2016", Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında "2016"olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında temel cezanın teşdiden belirlenmesine dair kararın hukuka aykırı olduğunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesinin, 5271 sayılı CMK'nın 280/1, 2 inci madde ve fıkraları gereğince usulüne uygun duruşma açıp sonucuna göre aynı Kanun maddesinin 2 nci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek sanık hakkında duruşma açmaksızın dosya üzerinden temel cezanın belirlenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;

a-Etkin pişmanlıktan yararlanan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221/5 inci maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

b-İlk Derece Mahkemesince örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanıklar hakkında hüküm kurulurken 3713 sayılı Kanun'un 5/1 madde ve fıkrası uyarınca artırım yapılması gerekirken 5 inci maddesi gereğince artırım yapılarak hüküm kurulması,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5271 sayılı Kanun'un 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararında sanıklar hakkındaki hüküm kısmının üçüncü fıkrasında yer alan "TMK'nun 5 maddesi" ibaresinin çıkarılarak yerine "TMK'nın 5/1 inci fıkrası" yazılması, yine hükümlerin sanıklar ile ilgili kısmının son fıkrasına her sanık açısından ayrı ayrı olmak üzere "sanık

hakkında TCK’nın 221/5 inci maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunmasına", ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2-Sanık ... yönünden;

a-İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında alt hadden ceza tayin edilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu belirtilmesine rağmen, hükmün gerekçesinde "sanık hakkında yukarıda anlatıldığı üzere bylock kullanıcısı olması ve ByLock bağlantı sayısı karşısında sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve çeşitliliği dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur." denilerek hükmün esasını oluşturan kısa karar ile gerekçe arasında çelişki oluşturulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,

b-Sanık tarafından 10 kez ByLock uygulamasına bağlandığı belirlenen 0 507 ... .. .. numaralı telefon numarasının, ByLock sunucusuna yönlendirildiği tespit edilen 11.480 kişi arasında olması sebebiyle ByLock listesinden çıkartıldığının Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü'nün 28.12.2017 tarihli yazısı ile bildirilmiş olması gözetildiğinde, sanığın ByLock kullanıcısı olduğunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca bildirilen ve kamuoyunca Morbeyin olarak adlandırılan, bazı uygulamalarca ByLock'a yönlendirildiği saptanan 11.480 kişilik liste içerisinde yer alıp almadığı araştırılmak suretiyle ve her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı teknik verilerle ispatlanması yerine, yetersiz HIS (CGNAT) kayıtlarına istinaden yazılı şekilde karar verilmesi,

c-İstinaf aşamasında dosya içerisine sanık hakkında bilgi bulunan Emniyet mahrem yapılanmasına dair veri inceleme raporunun gelmiş olmasına göre de, bu raporla ilgili dayanak delilin elde edilişine dair gizli tanık Garson'un daha önce mahkeme huzurunda alınan ifade tutanağı ve 5237 sayılı CMK'nın 134 üncü maddesine göre alınan mahkeme kararının soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan araştırılıp getirtilip değerlendirilmesi ile rapor içerisindeki bilgilerin araştırılması, örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra sanığın örgüt ile irtibatının devam edip etmediğinin tespit edilmesi ve temyiz aşamasında dosyaya girdiği anlaşılan dijital inceleme raporunun 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,

d-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden dolayı suç tarihinin sanığın yakalanarak gözaltına alındığı tarih olan "10.01.2017" yerine İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında "15.07.2016", Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında "2016" olarak belirtilmesi ve sanık hakkında temel ceza tayin edildikten sonra 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi uyarınca artırım yapılması gerekirken artırım maddesinin aynı Kanun'un 5 inci maddesi olarak gösterilmesi,

Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA,

28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2 nci maddesi uyarınca dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

... ... ... ... ...