WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

2. Hukuk Dairesi         2024/5049 E.  ,  2024/5816 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/1124 E., 2024/144 K.
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının esastan ret kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; davalının evlilik birliğinin kendisine yüklemiş olduğu sorumlulukları yerine getirmediğini, müvekkili ve ailesinin maddî ihtiyaçlarını karşılamakta her zaman problem çıkardığını, eşine ve çocuklarına ekonomik şiddet uyguladığını, bu durumun taraflar arasında sürekli tartışmaların meydana gelmesine neden olduğunu, davalının ekonomik anlamda parayı çok seven, cimri bir kişiliğe sahip olduğunu, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamayı sürekli reddettiği, müvekkilinin çalıştığı 2005-2011 yılları arasında maaş kartına el koyduğunu, maaşın müvekkile ait hesaba yatmasından sonra bu parayı sürekli davalının aldığını, parayı nereye harcadığını, ne yaptığına ilişkin eşine herhangi bir bilgi vermediğini, müvekkilinin ailesi evine geldiğinde de evden ayrılarak, onlar gidene kadar eve gelmediğini, aynı ortamda bulunmamaya çalıştığını, Sevgililer günü veya evlilik yıl dönümlerinde de davalının duygusal anlamda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, çocuklar hastalandığında çocuklarının tedavisi ile ilgili herhangi bir gayret sarf etmeyerek, çocuklarını hastaneye götürmediğini, bununla birlikte çocukların okul vb. tüm ihtiyaçlarıyla müvekkilinin ilgilendiğini, davalının evi otel gibi kullandığını, davacı eşi ve çocukları bir yere misafirliğe gittiklerine mutlu olduğunu, müvekkiline fiziksel şiddet uyguladığını, müvekkilinin kolluk kuvvetlerini arayarak kendisini kurtarabildiğini, tarafların bu tarihten itibaren ayrı yaşadıklarını iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin müvekkiline verilmesini, çocuklar için aylık ayrı ayrı 750,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesine, kadın lehine 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına 100.000,00 TL maddî 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini düğünde davacıya takılan 3 çift 22 ayar 20'şer gram bilezik, 2 mt 3 numara zincir, 1 adet dört sıralı nişan bileziği, 1 çift küpe, 2 adet yüzüğün, aynen teslimini, bu mümkün olmadığı takdirde de bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı erkeğin dava dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı kadının dava dilekçesindeki iddialarının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, davacı kadının kendisini sürekli aşağılayıp, hakaret ettiğini, yemek hazırladığında yemeği önüne attığını, davacının ayağıyla kafasına vurup emir verdiğini, bununla da kalmayıp, hakaret ve küfürler ettiğini, davacı kadının çocuklarını kendisine karşı doldurduğunu, çocuklarına psikolojik şiddet uygulayarak baskı altına aldığını, çocuklarının kendi aleyhine beyanlarda bulunabileceğini, ancak yine de çocuklarının velâyetini talep ettiğini, ayrıca mevcut ekonomik durumunun kötü olduğu ve çalışmadığı için çocukları için hükmedilecek nafakayı ödeyecek durumda olmadığını, evlendikten sonra ziynetlere hiç dokunmadığını, bu ziynetlerin davacının insiyatifinde olduğunu, dönem dönem ziynetlerin akıbetini sorduğunda da kendisini terslediğini, davacının ziynetlerini ne yaptığı, nereye harcadığı ile ilgili bir fikrinin bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde değindiği hususlarının soyut iddialar olduğunu, boşanmak istemediğini, davanın reddini talep ettiği, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, çocukların velâyetinin tarafına verilmesini, aksi halde maddî durumunun kötü olması nedeniyle nafakaya hükmedilememesine, davacının tazminat talepleri ile tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddini, ziynet eşyası talebinin reddi ile yargılama giderleri vekâlet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2021/244 Esas, 2021/1458 Karar sayılı kararıyla; davacı kadın, evliliklerinin katlanamaz bir duruma geldiğini, davalı kocanın kendisi ve çocuklarıyla ilgilenmediğini, maddî manevî desteğinin olmadığını, ekonomik şiddet uyguladığını,darp edilip fiziksel şiddet gördüğünü beyan edip boşanmak istediğini belirtmiş ise de; davacı kadının tanıklarının beyanlarında; bilgiye ve görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, son olaya ilişkinde herhangi bilgilerinin bulunmadığı; davalı tanıklarının beyanlarında da duyuma dayalı olarak davalının kendilerine söylediği kadarıyla bilgi sahibi oldukları, taraflar arasındaki anlaşmazlığa şahit olmadıklarını beyan ettikleri; dolayısıyla dinlenen gerek davacı tanık beyanları gerekse davalı tanık beyanları ile tarafların boşanmayı gerektirecek geçerli sebeplerin olduğuna dair ispata elverişli bir bilgi ve görgülerinin olmadıkları, davacının iddialarını ispatlamaya elverişli başkaca da bir delil ortaya koyamadığı gerekçesiyle; boşanma davanın reddine, ziynet alacağı davasının tefrikine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili davanın kabul edilmesi gerektiği yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2022 tarihli ve 2022/514 Esas, 2022/2983 Karar sayılı kararıyla; kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili davanın kabul edilmesi gerektiği yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 14.09.2023 tarihli 2023/1123 Esas 2023/4001 Karar sayılı kararı ile; davacı kadın vekilinin 26.02.2021 tarihli dava dilekçesinde; taraflar ayrılmadan önce 20.02.2021 günü müşterek konutun etrafında bulunan ağaçların budanmasından dolayı aralarında tartışma çıktığını ve davalı erkeğin davacı kadını darp edip, fiziksel anlamda şiddet uyguladığını beyan ettiği, soruşturma dosyasına delil olarak dayandığı, buna rağmen davacı kadının dayandığı soruşturma evrakının getirtilmediği, delillerinin toplanmadığı, davacının gösterdiği delillerin usulünce toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davacıya savunmasını ispat hakkı tanınmadan yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle davacı kadın yararına bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; soruşturma dosyası içeriği incelendiğinde; 20.02.2021 tarihinde davalının davacıya yönelik darp eyleminde bulunduğu iddiasıyla soruşturma başlatıldığı, davalının kolluk tarafından 20.02.2021 tarihinde alınan ifadesinde davalıya yönelik darp eyleminde bulunduğu iddiasını kabul etmediğinin görüldüğü, davacı hakkında Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 20.02.2021 tarihinde "Vücudun herhangi bir yerinde lezyona rastlanılmadı" şeklinde adli rapor tanzim edildiği, raporun sonuç kısmında ise geçici rapor olduğunun belirtildiği, 25.02.2021 tarihinde Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği tarafından davacı hakkında kati rapor tanzim edildiği, rapor içeriği incelendiğinde davacının öyküsü ve şikayeti kısmında davacının sağ kulağına ve çenesine darp olduğunun belirtildiği, soruşturma işlemlerinin tamamlanmasına müteakip Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı hakkında Basit Yaralama suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve kararın 11.11.2021 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği görülmüş ise de Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ceza mahkemesi kararı niteliği taşımadığı, her ne kadar soruşturma aşamasında alınan Adli Tıp raporunun sonuç kısmında davacıdaki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu belirtilmiş ise de davacı hakkında düzenlenen adli rapor içeriğinin somut bulgu ve tespitler içermediği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin 2018/3296 Esas, 2019/296 Karar, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin 2019/1482 Esas, 2019/1641 Karar ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi'nin 2021/551 Esas, 2022/53 Karar sayılı ilamları incelendiğinde düzenlenen adli rapor içeriğinin somut bulgu ve tespitler içermediği durumlarda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinin belirtildiği, nitekim somut olayda davalı hakkında kamu davası dahi açılmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının davalının davacıya yönelik darp eyleminde bulunduğu iddiasını sübuta erdirecek bir karar olmadığı, davacının iddialarını ispatlamaya elverişli başkaca bir delil de ortaya koyamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı kadın vekili; davalı erkeğin davacı kadına şiddet uyguladığını, tam kusurlu olduğunu, boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davanın reddi kararının doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı uyarınca işlem ve araştırma yapılmış olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı kadın vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.