2. Ceza Dairesi 2024/4087 E. , 2024/5110 K.
"İçtihat Metni"İ T İ R A Z
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/103 E., 2018/474 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Ret
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22.11.2023 tarihli ve 2021/19178 Esas, 2023/7462 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.03.2024 tarihli ve 2 - 2018/50197 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtildiği üzere, süre aranmaksızın yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanık hakkında hırsızlık suçundan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 28.03.2018 tarihli ve 2018/103 Esas, 2018/474 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.11.2023 tarihli ve 2021/19178 Esas, 2023/7462 Karar sayılı kararıyla temyiz isteminin gerekçe içermemesi nedeniyle reddine karar verildiği, ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri gereğince karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, merci, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunun belirtilmesi ve aynı Kanun'un 294/1. maddesinde yer alan; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.'' hükmü ile "Temyiz gerekçesi" başlığını taşıyan 295/1. maddesindeki; "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.'' şeklindeki düzenlemeler karşısında; sanığın yokluğunda verilen ve tebliğ olunan hükümde aynı Kanun'un 295/1. maddesi gereğince temyiz nedenlerini bildirmez ise temyiz isteminin reddedileceği hususunun bildirilmediği; akabinde hırsızlık suçunun kesin olacağı kararda yazılmak suretiyle sanığın yanıltıldığı ve sanığın 05.04.2018 tarihli dilekçesinde de uzlaşma hükümlerinden yararlanmak istediğini ve şikâyetçinin zararını gidermek istediğini belirtmesi nedeniyle temyiz nedeninin var olduğu anlaşıldığından hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE
İtiraz konusu ile ilgili yapılan incelemede; sanığın 05.04.2018 tarihli dilekçesinde uzlaşma hükümlerinden yararlanmak istediğini ve şikâyetçinin zararını gidermek istediğini belirtmesi nedeniyle temyiz nedeninin var olduğu ve kararın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması ve savunmasının zorunlu müdafii eşliğinde alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın temyiz talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemizin, 22.11.2023 tarihli ve 2021/19178 Esas, 2023/7462 Karar sayılı temyiz isteminin reddi ilâmının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması ve savunmasının zorunlu müdafii eşliğinde alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!