WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ

A- A A+

2. Ceza Dairesi         2023/490 E.  ,  2023/4180 K.
"İçtihat Metni"

...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/7 E., 2015/6 K.
...
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret

Sanığın yokluğunda verilen 20.01.2015 tarihli kararın tebliği için adı geçenin bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması gerekirken, sanığın duruşmada bildirdiği bilinen son adresine tebliğe çıkarıldığı, iade gelmesi üzerine MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğe çıkarılarak muhtara teslim edildiği yapılan tebliğ işleminin geçersiz olması nedeniyle, sanığın eski hale getirme ve temyiz talebinin kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2014 tarihli ve 2014/131 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında şikâyetçinin aracının sağ arka kelebek camının kırarak hırsızlık suçuna teşebbüs ve mala zarar verme suçlarını işlediği iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 35/1, 151/1, 53/1. maddelerinden cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2015 tarihli ve 2014/7 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143/1, 35/2, 53, 58, 151/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca sırasıyla 1 yıl 2 ay hapis ve 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 2022/158769 sayılı tebliğname ile, sanığa yapılan karar tebliği işleminin usûle uygun olması nedeniyle, sanığın eski hale getirme talebinin yerinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlandığına, Tebligat Kanunu'nun gözetilmediğine, temyiz hakkını kullanamadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde cadde üzerinde park halinde bulunan şikâyetçiye ait aracın camının kırılarak hırsızlık yapılmaya kalkışıldığı yönünde polise yapılan ihbar üzerine polis memurlarının olay yerine geldikleri, ihbarı yapan ve taksi şoförü olduğunu belirten kişinin aracın camını kıran kişinin eşgalini ve giysilerini tarif ettiği, polis memurlarınca çevrede yapılan araştırmada park içerisinde eşgale uyan sanığın yakalandığı, şikâyetçiye ait araç üzerinde yapılan incelemede, sağ arka kelebek camının kırıldığı, arka koltuk üzerinde bir çubuğun bulunduğu ayrıca sağ ön kapı camında da ayakkabı izinin olduğunun tespit edildiği, kapı camındaki ayakkabı izinin sanıktan elde edilen ayakkabılar ile karşılaştırıldığı ve düzenlenen uzmanlık raporunda camdaki ayakkabı izinin sanığın sağ ayakkabısına ait taban izi olduğunun anlaşıldığı, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, sanığın gece vakti sayılan saat 21.45 sıralarında şikayetçinin park halinde bulunan aracında bulunan çantayı almak isterken etraftan fark edildiğini anlaması üzerine eylemini tamamlayamayarak oradan uzaklaştığı, sanığın hırsızlık suçuna teşebbüs ve mala zarar verme suçunu işlediği Mahkemece sabit kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2-Sanık suçu inkâr etmiştir.

3-Ekspertiz raporu dosya arasına alınmıştır.
IV. GEREKÇE
1- Tebliğname Yönünden
Sanığın yokluğunda verilen 20.01.2015 tarihli kararın tebliği için adı geçenin bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması gerekirken, sanığın duruşmada bildirdiği bilinen son adresine tebliğe çıkarıldığı, iade gelmesi üzerine MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğe çıkarılarak muhtara teslim edildiği yapılan tebliğ işleminin geçersiz olması nedeniyle; Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
2-Sanığın Temyizi Yönünden
A. Sanık Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Suç tarihi itibariyle sanığın şikâyetçinin aracının camını kırmak şeklinde gerçekleşen eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca hesaplanan 8 yıllık asli zamanaşımının, karar tarihinden inceleme tarihine kadar dolduğu anlaşılmıştır.

B. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, dava dosyasından ve UYAP'tan yapılan kontrolde sanığın karar tarihinde cezaevinde olmadığı belirlendiğinden 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesi uyarınca savunma hakkının kısıtlanmadığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak ;
Sanığın tekerrüre esas alınan Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2013 tarihinde kesinleşen 2013/25 Esas ve 2013/752 Karar sayılı ilamında üç ayrı suçtan hükümlülük kararı bulunması karşısında; 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gözetilerek, en ağır cezaya ilişkin hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerekirken, ilamın tamamının tekerrüre esas alınması ile yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin 2-A bölümünde açıklanan nedenle sanığın İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2015 tarihli ve 2014/7 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
B. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçenin 2-B bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2015 tarihli ve 2014/7 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili olan hüküm fıkrasının çıkartılarak, yerine “Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2013 tarihinde kesinleşen 2013/25 Esas ve 2013/752 Karar sayılı ilamında hırsızlık suçundan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası tekerrüre esas alınarak sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...