2. Ceza Dairesi 2023/29695 E. , 2024/8275 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2023 tarihli ve KYB-2023/117219 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1- Dosya kapsamına göre, sanığın diğer sanık ... ile birlikte hareket ederek Keşan İlçesinde bulunan farklı camilerden 25 çift kullanılmış ayakkabıyı sahiplerinin rızası dışında bulundukları yerden almak şeklinde gerçekleşen eylemleri nedeniyle sanıkların bina içerisinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyetlerine ilişkin Silivri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2020 tarihli kararının, diğer sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23/02/2021 tarihli ve 2020/1410 esas, 2021/776 karar sayılı ilamında yer alan "...Sanığın, soruşturma ve kovuşturma aşamasında ısrarla atılı suçu işlemediğini savunduğu, katılanın; görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığı, olayı gören herhangi bir tanığın olmadığı, araçta bulunan ayakkabıların suç konusu olduğuna dair hiçbir maddi tespitin bulunmadığı, sanığın savunmasının aksine her türlü şüpheden arındırılmış kesin, yeterli ve inandırıcı başkaca hiçbir delil bulunmadığı halde dosya kapsamı ile bağdaşmayan ve yasal olmayan gerekçeler ile varsayımlara dayanarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,... Yüklenen hırsızlık suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın atılı hırsızlık suçundan 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,..." şeklindeki açıklamalar ile her türlü şüpheden uzak mahkumiyete yeter delil elde edilemediği gerekçesiyle anılan mahkumiyet kararı diğer sanık yönünden bozularak lehine beraat kararı verildiği nazara alındığında;
Suça konu sahipleri tespit edilemeyen 25 çift kullanılmış ayakkabıyı rızaya gerek duyulmaksızın herkesin girebileceği yerden sahiplerinin rızası dışında almak suretiyle gerçekleştirildiği kabul edilen iştirak halinde hırsızlık eylemi nedeniyle, sanıkların baştan itibaren inkara yönelik savunmalarının suçtan ve yaptırımdan kurtulmaya yönelik olduğu ve suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olduğu şeklindeki mahkemenin kabulüne göre, sanık ...'nun beraat eden diğer sanık ile aynı hukuki durumda bulunduğu ve aynı delillere dayanılarak her iki sanığın mahkumiyetine karar verildiği, diğer yandan sanık ...'nun 05/12/2018 tarihinde alınan ifadesinde; diğer sanık ...'in arkadaşı olduğu, kendisinden Edirne'ye arabayla ehliyeti olmadığından onu götürmesini istediği, Edirne'ye gittiklerinde ...'in gece arabadan inip bir yere gittiği, elinde poşetlerle geri geldiği, içlerinde ne olduğunu sormadığını, daha sonra polisler aracı durdurduklarında içlerinde ayakkabı olduğunu gördüğünü beyan etmesi karşısında, adı geçen sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle, hakkında beraat karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanık ...’nun yakalama sureti ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Diğer sanık ... hakkında Silivri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2017/1118 Esas, 2020/348 Karar sayılı kararıyla hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2020/1410 Esas, 2021/776 Karar sayılı ilamıyla suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi nedeniyle, sanık ... hakkında da hırsızlık suçundan beraat kararı verilmesinin gerekmesi nedeniyle kanun yararına bozma yasa yoluna gelindiği anlaşılmış ise de; 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/3. maddesinde "Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar." düzenlemesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.02.2021 tarihli kararının hükmü istinaf etmeyen sanığa da sirayet edecek olması, sirayet hükmünün uygulanması için istinaf etmeyen sanığın talepte bulunmasına gerek olmaması ve kanundan kaynaklanan bir durum olması nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin bu sanık yönünden sirayet sebebiyle bozmada belirtilen ve kanun yararına bozma yasa yoluna gelen sebebi sanık hakkında uygulayabilecek olması, kanun yararına bozma yasa yolunun uygulanabilmesi için hukuka aykırılığın giderilebilmesinde başka bir hukuki yolun olmaması gerektiğinden ve belirtilen bozma sebebinin kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından (1) numaralı kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
2.5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanık ...’nun yakalama sureti ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan (1) numaralı KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (2) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Silivri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2017/1118 Esas, 2020/348 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!