2. Ceza Dairesi 2023/24711 E. , 2024/6641 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61425 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 27/06/2022 tarihli ve 2022/3875 esas, 2022/13372 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2005 tarihli ek kararının temyiz kanun yoluna tabi olduğu cihetle, anılan ek karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/08/2005 tarihli ve 2005/753 müt. sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, 03/09/1999 tarihinde suça sürüklenen çocuğun yanında kimliği tespit edilemeyen meçhul bir şüpheli ve evrakı tefrik edilen sanık ... ile birlikte müştekiye ait marketin korkuluk demirlerini kurbağacık diye tabir edilen anahtar yardımı ile kırarak içeriye girmek suretiyle, bahse konu iş yerinden bozuk para ve muhtelif eşya çalma eylemine ilişkin somut olayda,
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18/11/2005 tarihli ve 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/10/2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilâmlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Kabule göre de;
A- Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2005 tarihli ek kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun suça sürüklenen çocuğun lehine olduğundan bahisle nitelikli hırsızlık suçundan 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Kanun'un 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin hırsızlık suçu yanında 5237 sayılı Kanun'un 116/2 ve 119/1-c maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını ihlal etme ve aynı Kanun'un 151. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
B- Dosya kapsamına göre, suçun işlendiği 03/09/1999 tarihinde 15-18 yaş grubu aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında uyarlama yargılaması yapılırken, 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılmış ise de, suç tarihinden sonra 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesinin ilk halinde 15-18 yaş grubu için 1/2 oranında indirim öngörüldüğü, daha sonra 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile bu indirim oranının 1/3 olarak değiştirildiği, bu itibarla 01/06/2005- 08/07/2005 tarihleri arasında yürürlükte bulunan 1/2 indirim oranının hükümlü lehine olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5252 sayılı Kanun’un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. 5237 sayılı Kanun'un 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Kanun'un 493. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle, hükümlü ...'ın katılanın evinden gerçekleştirdiği eylemin, 5237 sayılı Kanun'daki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanun’un 116/2 ve 119/1-c maddesine uyan iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, eyleme uyan ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri (493/1 ve 55/3 maddeler) ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin (142/1-b, 116/2, 119/1-c ve 151/1. maddeler) olaylara ayrı ayrı uygulanması, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu hükümlü hakkında yalnızca hırsızlık suçları yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Kayden 29.05.1982 doğumlu olup suçun işlendiği 03.09.1999 tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan hükümlü hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3. maddesinin 29.06.2005 tarihli ve 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki haline göre yaş küçüklüğünden dolayı 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken, hırsızlık suçunda 1/3 oranında indirim yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2005 tarihli ve 2001/1415 Esas, 2002/339 Karar sayılı temyiz edilmeksizin kesinleşen ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!