WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ

A- A A+

2. Ceza Dairesi         2023/21044 E.  ,  2024/3247 K.
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/667 E., 2021/1544 K.
SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58340 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2009 tarihli ve 2009/1904 sayılı iddianamesi ile sanığın katılanlara yönelik nitelikli hırsızlık suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d. maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davasının açılmış olduğu, yapılan yargılama sırasında Mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınmak suretiyle suç eşyasını satın alma veya kabul etme suçundan dolayı mahkûmiyetine karar verildiği,
Suç tarihi olan 14/10/2008 tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d. maddesinde düzenlenen haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle hırsızlık suçunun 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını, aynı Kanun'un 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun ise, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasını gerektirdiği, dolayısıyla dava zamanaşımı bakımından anılan Kanun'un 66/1-e. maddesi kapsamında 8 yıllık asli zamanaşımı süresine tâbi oldukları anlaşılmakla,
Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan suç için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının aynı Kanun’un 66/1-e. maddesi gereğince 8 yıl olacağı, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurundaki savunmasının alındığı 07/03/2012 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 23/11/2021 tarihine kadar geçen süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 10/09/2012 tarihi ile denetim süresi içerisindeki suçun işlendiği 24/05/2014 tarihi arasında geçen durma süresi mahsup edildiğinde, geriye kalan 9 yıl 2 günlük süre boyunca zamanaşımı süresi işlemek suretiyle 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde,7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata,7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin bir ve sekizinci fıkraları ile 7201 sayılı Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, katılanın yokluğunda verilen 29.05.2012 tarihli hükmün MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince “MERNİS adresi” ibaresi ile yapılan tebligatın usûlsüz olduğu anlaşılmıştır.
3. Henüz kesinleşmediği belirlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle denetim süresinin başlamadığı, denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle inceleme konusu karar verilmiş ise de; bu kararın da yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozmaya konu yapılamayacak olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.