WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Temmuz 2026

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ

A- A A+

2. Ceza Dairesi         2023/18429 E.  ,  2024/2347 K.
"İçtihat Metni"K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/81 E., 2010/511 K.- 2020/584 D. İş
ŞİKÂYETÇİ : ...
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Mahkûmiyet- itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/41973 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamında göre, olay tarihinde, İzmir İli Buca İlçesinde bulunan Şirinyer Semt Pazarında alışveriş yapan müştekinin cep telefonunun, 18.03.2009 tarihinde saat 16:30 sıralarında üzerinde taşıdığı çantasının içinden çalındığı, yapılan araştırmada TİB kaydına göre suça konu cep telefonunun aynı gün saat 18:53’te sanık ... tarafından kendisi adına kayıtlı hat takılarak kullanıldığının tespit edildiği, sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinde, suça konu cep telefonunu kullanmadığını belirttiği, kovuşturma aşamasında ise söz konusu telefonu İzmir ili Konak İlçesine bağlı Çankaya Mahallesinde ismini bilmediği bir şahıstan satın aldığını, on gün kadar kullandığını, daha sonra da başka bir şahısla takas yaptığını, ancak bu alım satımlar esnasında herhangi bir belge alıp vermediğini savunduğu anlaşılmakla, suça konu cep telefonunun 18/03/2009 tarihinde saat 16:30 sıralarında çalınmasından çok kısa bir süre sonra ilk kez saat 18:53’te ve sonrasında da sanık tarafından kullanılması ve telefonun çalınmasından bu kadar kısa bir süre sonra sanığa satılmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunması karşısında, sanığın suça konu telefonu kimlik ve adres bilgisi veremediği birinden satın aldığına dair suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan soyut nitelikteki savunmasına itibar edilemeyeceğinden eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın soyut nitelikteki savunmasına itibar edilmek suretiyle suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
Kabule göre de,
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, "Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır." şeklindeki,
Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, "Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez." şeklindeki,
Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, "Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez." şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın mernis adresinin bulunması halinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin bulunmaması halinde ise önceden usulü ile tebliğ yapılmış adresi var ise o adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre, böyle bir adres de mevcut değil ise ilanen tebliğ yapılarak tebligat işlemlerinin sonuçlandırılması gerektiği,
Dosya kapsamına göre, İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2020 tarihli ek kararına konu 02/03/2020 tarihli uzlaşma raporunda müştekinin "Alaçatı Mahallesi 16032 Sokak No:33 Çeşme/İzmir" ve "Barış Mahallesi 357 Sokak No:70 D:1 Buca/İzmir" adreslerine tebligat yapılmasına rağmen müştekiye ulaşılamadığından bahisle uzlaşma sağlanamadığı belirtilmiş ise de, anılan suçun 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alınmasından önce müştekinin 02/05/2017 havale tarihli dilekçesi ile uzlaşmak istediğini, adresinin "Barış Mahallesi 349 Sokak No:83/7 Şirinyer /İzmir" olduğunu belirttiği, uzlaştırmacı tarafından tebligat yapılan adreslerin müştekinin iletişim adresi olarak belirttiği yerden farklı olduğu, kaldı ki müşteki aynı dilekçesi ile iletişim numaralarını da belirttiği, müştekinin belirttiği adrese tebliğ yapması gerektiği cihetle, müştekiye usulüne uygun uzlaşma teklifi yapılmadığı gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre, olay tarihinde, İzmir İli Buca İlçesinde bulunan Şirinyer Semt Pazarında alışveriş yapan şikayetçinin cep telefonunun, 18.03.2009 tarihinde saat 16.30 sıralarında üzerinde taşıdığı çantasının içinden çalındığı, yapılan araştırmada TİB kaydına göre suça konu cep telefonunun aynı gün saat 18.53’te hükümlü ... tarafından kendisi adına kayıtlı hat takılarak kullanıldığının tespit edildiği, hükümlünün soruşturma aşamasındaki ifadesinde, suça konu cep telefonunu kullanmadığını belirttiği, kovuşturma aşamasında ise söz konusu telefonu İzmir ili Konak İlçesine bağlı Çankaya Mahallesinde ismini bilmediği bir şahıstan satın aldığını, on gün kadar kullandığını, daha sonra da başka bir şahısla takas yaptığını, ancak bu alım satımlar esnasında herhangi bir belge alıp vermediğini savunduğu anlaşılmakla, suça konu cep telefonunun 18.03.2009 tarihinde saat 16.30 sıralarında çalınmasından çok kısa bir süre sonra ilk kez saat 18.53’te ve sonrasında da hükümlü tarafından kullanılması ve telefonun çalınmasından bu kadar kısa bir süre sonra hükümlüye satılmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunması karşısında, hükümlünün suça konu telefonu kimlik ve adres bilgisi veremediği birinden satın aldığına dair suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan soyut nitelikteki savunmasına itibar edilemeyeceğinden eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hükümlünün soyut nitelikteki savunmasına itibar edilmek suretiyle suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükümlünün mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2010 tarihli ve 2010/81 Esas, 2010/511 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/3. maddesi gereği aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, hükümlünün eyleminin hırsızlık olduğu yönündeki kanun yararına bozma talebinin kabulü ile uzlaştırma işleminin usûlsüz olduğu yönündeki kanun yararına bozma istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.