2. Ceza Dairesi 2023/17472 E. , 2023/3622 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/606 E., 2021/201 K.
SUÇ : Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.06.2019 tarihli ve 2019/37084 Esas sayılı iddianamesiyle suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçinin kaybettiği cep telefonunu haber vermeksizin kullandığı iddiasıyla kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 160 ve 31/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2019/606 Esas, 2021/201 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 160, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 30.03.2023 tarihli ve 2021/18180 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40758 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40758 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun suç konusu kaybedilmiş vaziyetteki telefonu bularak iade etmeksizin veya yetkili mercileri bilgilendirmeksizin kullandığı olayın 22.08.2015 tarihinde gerçekleştiği, suç tarihinin 22.08.2015 olduğu, kayden 29.10.2000 doğumlu olup, suç tarihi olan 22.08.2015 tarihinde 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 31/2. maddesi yerine aynı Kanun'un 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılmak suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesinde,
2- Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, fiilin işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk ...’in işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılması gerekli olduğu hâlde, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
3- Şikâyetçi ile suça sürüklenen çocuk ...’in suç tarihinde aynı yerde bulunmaları, suça konu cep telefonunun çalındığının ertesi günü suça sürüklenen çocuk tarafından kullanılmaya başlanması ve hayatın olağan akışına uygun olmayan savunmaları itibarıyla; suça konu cep telefonunun restoranda masanın üzerinden çalındığının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
4- Suç tarihi itibarıyla 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun’un 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- Suça konu cep telefonunun soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun annesi tarafından ekranı ve yan tarafı kırık bir halde şikâyetçiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; soruşturma aşamasında yapılan kısmî iadeye şikâyetçinin rızası olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 168/1-4 maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir..” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Dosya kapsamına göre, suç tarihinin 22.08.2015 olduğu, kayden 29.10.2000 doğumlu olup, suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 31/2. maddesi yerine aynı Kanun'un 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılmak suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
2. Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, fiilin işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu halde, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3. Şikayetçi ile suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde aynı yerde bulunmaları, suça konu cep telefonunun çalındığının ertesi günü suça sürüklenen çocuk tarafından kullanılmaya başlanması ve hayatın olağan akışına uygun olmayan savunmaları itibarıyla; suça konu cep telefonunun restoranda masanın üzerinden çalındığının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
4. Suç tarihi itibarıyla 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun’un 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
5. Suça konu cep telefonunun soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun annesi tarafından ekranı ve yan tarafı kırık bir halde şikâyetçiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; soruşturma aşamasında yapılan kısmî iadeye şikâyetçinin rızası olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 168/1-4 maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2019/606 Esas, 2021/201 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!