2. Ceza Dairesi 2023/17071 E. , 2024/4221 K.
"İçtihat Metni"H Ü K Ü M L Ü
U Y A R L A M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2001/1168 E., 2002/820 K.
ŞİKÂYETÇİ : ...
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
I. Hükümlünün 25.10.2002 Tarihli Karara İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Yoklukta verilip, 16.12.2002 tarihinde usulüne uygun şekilde bizzat tebliğ edilen kararı 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun 310. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süreden sonra 14.04.2023 tarihinde temyiz eden hükümlünün temyiz isteminin ve yerinde görülmeyen eski hale getirme isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II. Hükümlünün 26.07.2005 Tarihli Uyarlama Ek Kararına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Hükümlünün yokluğunda verilen 26.07.2005 tarihli ek kararın, tebligat tarihinde cezaevinde bulunan hükümlüye tebliğ edilirken, tebliğ edilen karar içeriğinin okunup, anlatılma suretiyle bizzat tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, cezaevi evrak memuru imzasına 02.08.2005 tarihinde yapılan tebliğ işleminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35/3. maddesinde öngörülen usule uygun olmayıp geçersiz olduğu anlaşıldığından hükümlünün öğrenme üzerine sunduğu 14.04.2023 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1. 5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27.12.2005 tarih ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki yasa ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp uyarlama yargılaması yapılarak karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde yazılı şekilde karar verilmesi,
2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2 ve 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanun’un 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491 vd. maddelerinde yer alan suçların öğelerinin farklı olduğu nazara alınıp; somut olayda, hükümlünün 21.08.2001 tarihinde saat 06.00 sıralarında gündüz vakti şikâyetçinin oturduğu binanın 3. katındaki daire balkonuna şahsi çeviklikle tırmanarak açık bırakılan pencereden içeri girdiği, evden 2 adet cep telefonu, 4 adet altın nazarlık ve 50.000.000 TL (eski para) çalması şeklindeki eyleminin, 765 sayılı Kanun'un 493/1, 81. maddelerinde yazılı suç ile 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Kanun’un 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu da oluşturduğu; suç tarihi itibarıyla konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun uzlaşma kapsamında olduğu da gözetilerek, bu suç yönünden 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılıp, sonucuna göre de 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, hatalı nitelendirme ile hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b. maddesi kapsamında olduğunun kabul edilmesi, olayda uygulanma koşulları bulunmayan aynı Kanun'nun 145. maddesi uyarınca indirim yapılması ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun karşılaştırma sırasında dikkate alınmaması suretiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!