2. Ceza Dairesi 2023/1230 E. , 2024/8385 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 tarih 2007/6-13 Esas ve 2007/54 Karar sayılı içtihatında da açıklandığı üzere; 5271 sayılı Kanun'un 2. maddesinde müdafii "şüpheli ve sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı" şeklinde tanımlanmıştır. Yine aynı Kanun'un 149. maddesinin 1. fıkrasında "Şüpheli ve sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafisinin yardımından faydalanabilir" şeklindeki düzenlemede, "soruşturma ve kovuşturma" diyerek hukuki yardımın muhakemenin tüm evresini kapsadığı belirtilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesinde "avukatlık sözleşmesi" deyimiyle bunun avukat ile iş sahibi arasında vekalet sözleşmesinden ayrı, kendisine özgü bir "sözleşme" olarak kabul edilmiştir. Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesine göre; "Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Bir şekle bağlı olarak yapılması şart olmayan bu sözleşme, müvekkilin vereceği sözlü bir talimatla kurulabileceği gibi, vekilin müvekkilinin lehine işe girmesi ve müvekkilinin buna izin vermesi ya da ses çıkarmaması şeklinde de ihdas edilebilir. Bu açıklamalar ışığında, bozma öncesi duruşmalara sanık ile birlikte katılan, duruşmaları takip eden ve hükümleri temyiz eden Av. ...'ın sanık ... ile arasında vekalet ilişkisinin bulunduğu gözetilerek, sanıkların bozma sonrası müdafii ile dinlenmeleri sebebiyle savunma haklarının kısıtlanmadığı, Av ...'ın temyizinin süresinde olduğu ve vekalet ilişkisini gösterir vekaletnamesine dair dosyadaki eksikliğin mahallinde giderilmesi mümkün görülmüştür.
Bozma öncesi 20.11.2014 tarihli celsede sanıklar ... ve ... müdafii olduğunu, sanıkların aileleri tarafından tutulduğunu bildiren ve sanıklar ile birlikte duruşmaya katılan Av. ...'ın bozma sonrası yargılama sırasında görevi sona ermediği halde adı geçen avukatın davadan haberdar edilmediği ve bozma sonrası Av. ...'ın ... tarafından sanık ... için, Av. ...'in ise sanık ... için zorunlu müdafii olarak görevlendirildiği, 22.11.2022 tarihli hüküm sanık ... ile zorunlu müdafii Av. ...'ın yüzüne karşı usulünce verilmiş ise de; sanığın ihtiyari olarak seçtiği ve görevi sona ermemiş olan Av. ...'ın dava ve duruşmadan haberdar edilmemesinin sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği, bu nedenle sanığın bizzat seçtiği Av. ...'ın 13.12.2022 tarihli dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ve yetkisi bulunmayan Av. ... tarafından verilen temyiz dilekçesi üzerine verilen temyiz isteminin reddine dair ek kararın yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
A) Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
B) Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık ...'in bozma öncesi 17.12.2019 tarihli kararda, adlî sicil kaydına göre Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2013 tarihli ve 2012/914 Esas ve 2013/380 Karar sayılı ilâmına ilişkin 5 ay hapis cezası tekerrüre esas alınmış ise de; bozma sonrası İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2014 kesinleşme tarihli ve 2013/388 Esas, 2014/130 Karar sayılı ilâmı tekerrüre esas alınırken şartla tahliyeye eklenecek süre yönünden 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanğın kazanılmış hakkının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesi uyarınca hüküm fıkrasına aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek sürenin Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2013 tarihli ve 2012/914 Esas ve 2013/380 Karar sayılı ilâmına ilişkin 5 ay hapis cezası esas alınarak belirlenmesine karar verilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!