WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

12. Hukuk Dairesi         2024/513 E.  ,  2024/1831 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Şikayetçi hissedar ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Şikayetçi hissedar ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Şikayetçilerin Sulh Hukuk Mahkemesine başvurularında, sair fesih nedenleri ile birlikte satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, ihaleden haberdar olmadıklarını ileri sürerek tapunun 28 Ada 1 Parselinde kayıtlı taşınmaza ilişkin 22.06.2022 tarihli ihalenin feshini istedikleri; İlk Derece Mahkemesince, ihale bedelinin malın muhammen değerinin üzerinde olması nedeniyle zarar unsuru gerçekleşmediğinden şikayetçilerin ihalenin feshi isteminde hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, şikayetçi hissedarlar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, satış ilanı tebligatlarının şikayetçilere usulüne uygun tebliğ edildiği, ihalenin feshi isteminin yasal süresinde olmadığı gerekçesi ile ihalenin feshi isteminin süre aşımından reddine İİK'nın 365/son maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildiği, kararın şikayetçiler tarafından temyiz edildiği Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararıyla; anılan kararın İİK’nın 363/1 ve 365/1-son maddesi gereğince kesin olarak verilmiş olduğundan bahisle şikayetçilerin temyiz isteminin reddine karar verildiği, bu kez 16.11.2023 tarihli ek karara karşı şikayetçiler tarafından temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, ihalenin feshi şikayetinin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup esasa ilişkin yapılan incelemede aşağıda açıklanan gerekçelerle şikayetçi hissedar ...’a gönderilen satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu iddiası ESAS NO : 2024/513

doğrultusunda kolluk araştırması yaptırılmak suretiyle bila tebliğ dönen tebligat tarihi olan 07.04.2022 tarihinde fiilen o adreste oturup oturmadığı, adresten taşınıp taşınmadığı hususu tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın İİK'nın 365. maddesi gözetildiğinde temyizinin kabil olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 16.11.2023 tarih ve 2023/2395 Esas-2023/2457 Karar sayılı ek karara yönelik temyiz talebinin, kararın konu itibari ile kesin olduğundan bahisle reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına oy birliği ile karar verildikten sonra Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 5.10.2023 tarih ve 2023/2395 Esas-2023/2457 Karar sayılı asıl kararının temyizen incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinin h bendinde, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olarak yer almış olup, yine aynı yasanın “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115. maddesinde; mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği, mahkemece dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verileceği düzenlemesi mevcuttur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2022 tarih ve 2021/345 E.-2022/1820 K. sayılı kararında da işaret edildiği gibi; ihalenin feshi istemleri, şikayet niteliğinde olup şikâyet hakkının kullanılabilmesi için şikâyet ehliyetinin yanında diğer bir koşul şikâyeti ileri sürmek isteyen kişinin şikâyette hukuki yararının bulunmasıdır. İİK’nın 134. maddesinin 11. fıkrasında ihalenin feshi isteminde bulunanın fesihte hukuki yararı bulunması gerektiği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu madde uyarınca ihalenin feshini isteyebilecek kişilerin, somut bir olayda ihalenin feshini isteyebilmesi için ihalenin feshedilmesinde hukuki yararının (menfaatinin) bulunması şarttır. Bir başka ifadeyle ihalenin feshini isteyen kişinin, somut bir ihalenin feshi sebebine dayanması ve bu yolsuzluk nedeniyle menfaatinin ihlâl edilmiş olması gerekir. Kanun hukuki yarar şartını, “İhalenin feshini şikâyet yolu ile talep eden ilgili, vâki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur” şeklinde düzenlemiş olup, bu hükmün kanuna koyulma nedeni, ihalelerin lüzumsuz şikâyet ve itirazlarla sürüncemede bırakılarak takiplerin sonucunun belirsiz kalması ve meçhul işlemlerden çekinerek cebri satışlara iştirak etmeme duygusunun yerleşmemesi, sonuç olarak talebi artırıcı kimliği ile borçluyu korumaya ve taşınmazın gerçek değeri ile satılmasını sağlamaya yöneliktir.
İhalenin feshini isteyen kişinin talebinin icra mahkemesince dinlenebilmesi için şikayetçinin, gerçekleştiğini iddia ettiği fesih sebebinin kendi menfaatlerini ihlal ettiğini ispat etmesi zorunludur. Zarar unsurunun gerçekleşmemesi halinde şikayetçinin ihalenin feshini istemesinde hukuki yararı bulunmayıp, icra mahkemesince yapılacak ilk inceleme sonucunda, ihalenin feshini isteyen kişinin ihalenin feshedilmesinde hukuki yararı bulunmadığı kanısına varılırsa ihalenin feshi talebi esasa girilmeden usulden reddedilmelidir. Bu sayede cebri artırmalara katılım artacak ve buna bağlı olarak da malın gerçek değerinde ihale edilmesi sağlanacaktır. (ARSLAN Ramazan; (1984), İcra – İflas Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara).
Bahse konu zararın varlığının tespiti yönünden ise, Dairemizce; satılan malın muhammen bedel veya üstünde bir bedelle satılmış olması hâlinde, ihalenin feshini istemekte kural olarak hukuki yararın bulunmadığına; kıymete yönelik itirazların varlığı, fesat iddiası ya da kamu düzeninden sayılan takip hukukuna dair ilkeler gibi bazı istisnai hallerde ise malın muhammen değerin üzerinde satılması durumunda dahi şikayetçinin fesih isteminde hukuki yararının bulunduğuna dair görüş istikrarlı şekilde uygulana gelmiştir.
Covid 19 salgını sonrası dünyada ve ülkemizde meydana gelen ekonomik durgunluk, üretim süreçlerindeki yavaşlama sonunda fiyatlarda meydana gelen ani, orantısız yükselişle birlikte paranın alım gücündeki değişiklikler ile taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar, 7343 sayılı Kanun ile mahcuz ya da merhun malların cebri satışında başlıca yöntem olan açık artırmanın elektronik ortama taşınması ile beraber muhammen değerin üzerinde sonuçlanan satışların artmış olması da dikkate alınarak, Dairemizce görüş değişikliğine gidilmek suretiyle, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği görüşü benimsenmiştir. Asıl olan malın gerçek değerinden ihale edilmesi olup, malın salt muhammen değerin üzerinde satılmış olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamaz. Bu cümleden olmak üzere, kanun koyucu aksini murat etmiş olsaydı, muhammen değerin üzerindeki satışlarda ihalelerin feshedilemeyeceğini düzenlemiş olurdu.
Dairemizin yukarıda yazılı görüş değişikliği nedeniyle, şikayetçilerin ileri sürdüğü ve aşamalarda tekrar ettiği fesih iddialarının esası incelenmelidir. Her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemesince satış ilanının şikayetçilere usulsüz tebliğ edildiği iddiası incelenmiş ve tebliğ işlemlerinin usulüne uygun yapıldığına kanaat getirilmiş ise de; satış ilanının şikayetçi hissedar ...’ın mernis adresine tebliğe çıkartıldığı ve tebligatın muhatabın adresten taşındığı şerhi ile iade edilerek aynı adres olan mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, şikayet dilekçesinde; daha önce aynı adresine bilirkişi raporunun tebliğ edildiğini, tebliğ yapılan adresten taşınmadığını, halen aynı adreste ikamet etmesine rağmen satış ilanı tebligatının iade edildiğini ileri sürdüğü görülmektedir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, iddialar doğrultusunda kolluk araştırması yaptırılmak, gerekirse tanık dinlenmek suretiyle bila tebliğ dönen tebligat tarihi olan 07.04.2022 tarihinde şikayetçi hissedar ...’ın fiilen o adreste oturup oturmadığı, adresten taşınıp taşınmadığı hususu da tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Şikayetçi hissedar ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 05.10.2023 tarih ve 2023/2395 E. - 2023/2457 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.