WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

12. Hukuk Dairesi         2024/291 E.  ,  2024/5542 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
DAVALILAR : Alacaklı : ...
İpotek Sahibi : ...

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi üçüncü kişi icra mahkemesine başvurusunda; maliki olduğu Afyonkarahisar İli ... İlçesi ... Mahallesi 252 ada 53 parselde kayıtlı mermer fabrikası niteliğindeki taşınmazın üretim hattı içerisinde bulunan makinelerin haczedildiğini, bahsi geçen taşınmaz üzerinde T. Halk Bankası lehine ipotek bulunduğunu, ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile de takibe de başlandığını, makinelerin mermer fabrikasının mütemmim cüz’ü ve teferruatı olması nedeni ile taşınmazdan ayrı bir şekilde haczinin ve satışının mümkün olmadığını ileri sürerek makineler üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddedildiği görülmüştür.
İİK’nun 83/c maddesinde "Taşınmaz rehni ipotek akit tablosunda sayılı bulunan eklenti, taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez. Türk Medeni Kanun'unun 862. maddesi hükmü saklıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
TMK’nun 862. maddesi ise "Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ile ve eklentileri ile yükümlü kılar. Rehnin, kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar sütununa yazılan şeyleri kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayılır. Üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları saklıdır." hükmünü içermektedir.
Bu bağlamda bütünleyici parça (mütemmim cüz) ve eklentinin (teferruat) açıklanması gerekmektedir.
4721 sayılı TMK'nun bütünleyici parça başlıklı 684. maddesinin 2. fıkrasında bütünleyici parça şöyle tanımlanmaktadır: Yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.

Anılan hükme göre bir şeyin bütünleyici parça sayılabilmesi için üç şartın varlığı aranır: 1-Bütünleyici parça ile asıl şey arasında dıştan görülebilen maddi bir bağlılık olmalıdır (dış bağlılık), 2-Bütünleyici parça asıl şeyin varlığına dâhil olmalı bütünleyici parça ile asıl şey arasında içten, sürekli bir bağlılık bulunmalıdır (iç bağlılık), 3-Bütünleyici parça ile asıl şey arasındaki iç ve dış bağlılık yerel âdetlere göre de mevcut sayılmalıdır.
TMK'nun 684. maddesinin 1. fıkrasına göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bunun sonucu olarak da bütünleyici parça asıl şeyin hukuki kaderine tabi olur. Asıl şey üzerinde kurulan ayni haklar (ipotek gibi), onun bütünleyici parçalarını da kapsar ve bütünleyici parça üzerinde bağımsız bir ayni hak kurulamaz.
Bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel âdetlere göre asıl şeyin (taşınmazın) temel unsuru olduğu ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmadığı için taşınmazdan ayrı (bağımsız) olarak da haczedilemez.
Eklenti ise TMK'nın 686. maddesinin 2. fıkrasında "...asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır..." şeklinde tanımlanmaktadır.
Anılan bu hükme göre bir şeyin eklenti sayılabilmesi için üç unsur gereklidir:
Birinci unsur; ancak bir taşınır mal eklenti olabilir. İkinci unsur; eklenti ile asıl şey arasında dışarıdan görülüp anlaşılabilecek bir bağlılık olmalıdır. TMK'nun 686. maddesinin 2. fıkrasında bu bağlılığın birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınma şeklinde olacağı ifade edilmiştir. Bu bağlılığın maddi bir bağlılık biçiminde olması gerekmez. Bu bağlılığın bütünleyici parçada olduğu kadar sıkı olması da gerekmez. Bu bağlılık eklentinin asıl şeyin ekonomi amacına hizmet etmesi ve bunun üçüncü kişiler tarafından anlaşılabilmesidir. Anılan maddenin 3. fıkrasında eklentinin asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmeyeceği de belirtilmiştir. Üçüncü unsur ise; özgüleme amacıdır. Bir taşınır malın asıl şeyin eklentisi sayılabilmesi için, asıl şeyin işletilmesini, korunmasını veya ondan yaralanılmasını sağlamak üzere onun ekonomik amacına sürekli bir biçimde özgülenmiş olması gerekir. Bir malın diğer şeyin ekonomik amacına özgülendiği ya malikin açık arzusundan ya da yerel âdetlerden anlaşılmalıdır. Bir malın diğerinin ekonomik amacına özgülenmesi konusunda Tapu Sicil Tüzüğü’nün 53. maddesine göre tapu kütüğünün beyanlar sütununa yapılan kayıt malikin özgüleme arzusunu gösterir ve beyanlar sütununda eklenti olarak gösterilen şeylerin eklenti sayılmasına ilişkin bir karine teşkil eder (TMK m. 862/II). Ancak beyanlar sütununa yapılan kayıt eklenti için aranan diğer bütün unsurlar bulunmadıkça bir malın eklenti niteliği taşımasını sağlamayacağı gibi taşınır mal tapu kütüğünün beyanlar sütununa eklenti olarak kaydedilmese dahi yerel âdetlere göre özgüleme unsurunun ve diğer unsurların bulunması durumunda eklenti niteliğinde olur.
TMK'nun 687. maddesinde belirtilen durumlarda özgüleme amacı bulunmadığından eklenti niteliğinin olmayacağı ifade edilmiştir; "... Asıl şeye zilyet olan kimsenin sadece geçici olarak kullanması veya tüketmesi için özgülenen ya da asıl şeyin özel niteliği ile herhangi bir ilişkisi bulunmadan sadece korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla birleştirilen şeyler eklenti sayılmaz..."
Asıl şey rehinli olmadıkça eklenti asıl şeyden bağımsız bir hukuki varlık olarak ayrı bir ayni hak konusu oluşturabilir. Asıl şey üzerinde ayrı bir mülkiyet, eklenti üzerinde ayrı bir mülkiyet vardır. Bir başka anlatımla eklentinin haczedilmez olması eklenti olduğu taşınmazın

rehinli (ipotekli) olmasına bağlıdır. Konunun açıklığa kavuşturulması için üzerinde rehin (ipotek) kurulmamış taşınmaz mülkiyetinin kapsamının da tartışılması gerekir. TMK’nun 684. maddesinin 1. fıkrasına göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bunun sonucu olarak da bütünleyici parça asıl şeyin hukuki kaderine tabi olur. Asıl şey üzerinde kurulan ayni haklar (ipotekli gibi) onun bütünleyici parçalarını da kapsar. Buna göre taşınmaz arsa mülkiyeti üstündeki bütünleyici parçası (mütemmim cüz) olan fabrika, otel vs..yi içine alır. Arsanın ipoteği mütemmim cüz olan bu binaları da kapsar ise de fabrika, otel vs...nin içindeki menkuller arsanın ve ipoteğinin kapsamında değildir.
Sonuç olarak; fabrika otel vs. binalar kendileri ipotek edilmiş ise bunların ipoteğin kapsamına giren bütünleyici parça ve bu fabrika, otel vs. için eklenti sayılabilecek mahcuzların haczedilmezliği ipotek lehtarı tarafından ileri sürülebilir. (İİK 83/c)
Diğer bir deyişle, arsa üzerinde ipotek olmadığı durumda, üzerindeki fabrika mütemmim cüz (bütünleyici parça) oluşturur. TMK’nun 684/1 maddesine göre arsanın mülkiyeti kapsamındadır. Arsa ipotekli ise, yine mütemmim cüz olarak fabrika binası arsa ipoteğinin kapsamındadır. Ancak fabrikanın içindeki menkuller arsanın teferruatı(eklentisi) olamayacağından ipoteğin kapsamında olamaz.
Somut olayda; fabrikanın ve makinelerin bulunduğu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın vasfının tarla niteliğinde olduğu, bu halde tarla üzerinde bulunan fabrikadaki makinelerin mütemmin cüz veya eklenti kapsamına girmeyeceği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine karar verilmesi gerekiken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2023 tarih ve 2023/1373 E. - 2023/1491 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), Afyonkarahisar 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 19.07.2023 tarih ve 2022/326 E. - 2023/310 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.